Fon Vurgununda Fatura Yine Halka

17 Eylül 2026 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy bünyesindeki fonların alım-satım işlemlerinin durdurulması ve bu şirketlere ait fonların tasfiye edilmesiyle patlayan fon skandalı büyüyor.

​İktidarın vurgunun tüm boyutlarının gün ışığına çıkmasını engelleyerek süreçte rol alan bazı aktörleri gözden çıkardığı anlaşılıyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya krizin yurttaşlarda yaratacağı tepkiyi yumuşatmak adına elenen ilk isim oldu. Ancak görünüşe göre vurgunun içerisinde başka isimler de var ve asıl odaklanılması gereken şey sürekli dönen vurgun çarkları.

​Saray oligarşisinin etrafında inşa edilen egemenlik alanına dahil olmanın en önemli getirisinin zenginleşmek olduğu her seferinde açıkça ortaya konuluyor. Fatma Betül Sayan Kaya’nın da bu ilişkilere yaslanarak, Özata Denizcilik’in 250 bin hissesini 163 milyon liraya alarak 5 ayın sonunda 1,3 milyar TL’ye yükselterek fondan çıktığı ortaya çıktı. Kaya, her ne hikmetse SPK müdahalesinin hemen öncesinde borsadan çekilmiş.

​İktidar İlişki Ağı

​Yaşanan krizin 17 Eylül 2026 tarihinde aniden ortaya çıkan bir gelişme olmadığı çok açık. Nitekim Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihinde bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini açıklaması, bu alandaki risklerden daha önce haberdar olduğuna ilişkin çok önemli bir göstergeydi.

​Buna rağmen Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve diğer ilgili kamu kurumlarının, söz konusu risklerin yatırımcıların büyük kayıplarla karşı karşıya kalacağı bir krize dönüşmesini önlemek amacıyla herhangi bir müdahale yapmamayı tercih ettiği görülüyor.

​İktidar ilişki ağı bağlamında Özata Denizcilik örneği oldukça dikkat çekicidir. Fatma Betül Sayan Kaya’nın işlem yaptığı Özata Denizcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin KAP kayıtlarına göre 2024 ve 2025 finansal tablolarında Finansal Eksen Bağımsız Denetim ve Danışmanlık A.Ş. tarafından olumlu bağımsız denetçi görüşü verilmiş. Ancak Finansal Eksen’in bağımsız denetim faaliyetinde bulunma yetkisinin SPK’nın 4 Mart 2026 tarihli kararıyla kaldırıldığı KAP’a yansıyan şirket bildirimlerinde yer alıyor. Yani denetlemeyi yapan şirketin bağımsız denetim yapma yetkisi yoktu.

​Gazeteci Barış Pehlivan da adı geçen Özata Denizcilik’in yönetiminde bulunan İskender Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı olduğunu ortaya koyan bir yazı yazmıştı. Tüm bunlar, vurgunun organize olduğunu ve adım adım örüldüğünü gösteriyor. Kısacası, vurgunun sadece Fatma Betül Sayan Kaya ile sınırlı kalmadığı çok açık.

​Sarayın Dağıttığı Zenginliğin Faturası Halka

​Türkiye’de yıllardır süren yüksek enflasyon, milyonlarca yurttaşın ücretlerini ve emekli aylıklarını baskılayan OVP politikalarıyla geniş kesimlerin boğazını sıkarken sarayda kurulan vurgun düzeni, enflasyonla mücadeleden muaf tutulabiliyor. Daha birkaç gün önce emekli dernekleri, emekli kamu emekçileri ve emekli sendikalarının Türkiye genelinde eş zamanlı olarak seyyanen zam talebini dile getirmek için yaptıkları eylem sarsıcı bir olaya sahne oldu. Anayasa Mahkemesi önünde yapılan eylemde “Para için değil, onurumuz için” dövizi taşıyan bir emekli, Ali Şekeroğlu, eylem alanında intihar etti.

​Ücretlerin enflasyon karşısında eridiği, emekli aylıklarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığı ve milyonlarca yurttaşın açlık ve yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi verdiği bir tabloda, insanları ellerinde kalan sınırlı tasarruflarını koruyabilmek için umut tacirliği yapan finansal piyasalara yönlendiren bizzat Saray iktidarıdır.

​Diğer yandan Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kapsamındaki fonların varlıklarını bir anda piyasaya sürmek yerine, İş Bankası ve Ziraat Bankası aracılığıyla, piyasa derinliği ve varlıkların likiditesi gözetilerek zamana yayılan bir tasfiye mekanizması devreye sokması da bir başka saldırıdır. Bu hamle, çıkan o faturanın kime ödetileceğiyle ilgilidir. Devlet bankalarının fondan mağdur olan yurttaşlar için güvence olarak gösterilmesi, krizin maliyetinin halka fatura edilmesinden başka bir anlama gelmiyor.