Çocuk

MEB’in Karnesini Kim Verecek? 

26 Haziran Cuma günü, yani bugün itibariyle bir eğitim öğretim yılı daha geride kaldı. Bütün bir yıl boyunca okullarda ve eğitim sisteminde sorunlar katlanarak arttı, çocuklardan eğitim emekçilerine tüm eğitim bileşenleri bu sorunlar içinde boğuldu.  Eğitime ayrılan bütçenin yıldan yıla…

Çocuksuz Mekanlar Hak mı Gizli Faşizm mi? 

Son günlerde sosyal medya mecralarının birçoğunda “çocuksuz mekân” taleplerinin giderek yükseldiğine şahit oluyoruz. Çocuksuz oteller, çocuksuz lokantalar, çocuksuz kafe talepleri yükseliyor. Temelinde “rahat etmek”, “kafa dinlemek” gibi masum görünen bireysel istekler barındırsa da gelin bu talebin tam olarak nelere denk…

“Dal Değdi Gözüme” Adana’da

Mevsimlik tarım işçileri her yıl aylarca Adana’da pamuktan çileğe karpuzdan narenciyeye pek çok sebze ve meyvenin hasadını yapıyor. Ailesi ile gelen çoğu mevsimlik tarım işçisi çocuk, okulların kapanmasını bile beklemeden neredeyse nisan ayı itibariyle kente geliyor. Burada aylarca branda çadırlarda…

Kayıtsızlık, Kararsızlık ve Karşıtlık Kuşatmasında Çocukluk Dönemi Aşıları

Hem dünya hem de Türkiye’de, özellikle pandemi döneminde artan aşı “tartışmaları” tehlikeli boyutlara doğru ilerliyor. Türkiye’de aşılara karşı gösterilen kayıtsızlık ya da güvensizlik dışında bir de aşı karşıtlığı yayılıyor. Bir dönem aşı karşıtı mitinglerin bile organize edildiği ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın…

Çocuklara Alan Yok Hak Yok, Yasak Var!

Yaklaşık iki yıldır gündemde olan ve belli yaş grubundaki çocukların sosyal medya kullanımını “kısıtlama ve yasaklama” gibi adımları içeren yasal düzenleme geçen haftalarda meclise sunuldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hazırladığı yasal değişiklik teklifi çocukların ekran kullanımı ile ilgili pek…

Dijital Oyun Dünyasının Mümkünleri

Yaklaşık iki yıldır çocuk hakları alanında yayın yapan Çember Dergisi İzmir’de güzel bir söyleşi gerçekleştirdi. Dijital Oyunlar ve Yarattığı İdeoloji başlıklı söyleşide çocukların ekran ve oyun bağımlılığı, buna dair çocukların ve ebeveynlerin yapabilecekleri ve bu çabaların sınırlılıkları üzerine konuşuldu. Bornova‘daki…

Zorbalık Hakkında Konuşmalıyız!

İşte Her Yer Çocuk ayları geldi. Okullar tatil olacak ve mahalleden “Başlıyor başlıyor!” sesleri yükselecek, hazır mısınız? Toplumsal özgürleşme mücadelesinin bir parçası da çocuk hakları mücadelesidir Bu yıl özel. Çünkü Her Yer Çocuk’un 10. yılı. 10 yıldır yoksul, işçi mahallelerinde…

Çocuklar birey midir?

Son yıllarda, toplumsal çürüme öyle derinleşti ki her yeni güne daha kötü haberlerle uyanır olduk. Özellikle çocuklarla ilgili olanlar, bütün bir toplumda derin yaralar bıraktı, bırakıyor. Çünkü toplum olarak çocuklar konusunda oldukça hassas ve duyarlıyız. Peki, ama travmatik zamanlar dışında, toplum olarak çocuklara nasıl bakıyor, onları nasıl görüyoruz? Çocuk haklarını ne kadar biliyor, onlara ne kadar söz hakkı tanıyor ya da onları nasıl insanlar olarak yetiştiriyoruz? Çocuk yetiştirme işini yalnızca “annelere” yükleyerek bunlardan sıyrılamayız. Bir çocuk, toplumsal yaşamın içine doğar ve orada şekillenir. Çocuğun bütün yaşamı toplum tarafından çevrelenmiştir. Bu alanın içerisinde onun karakteri oluşur, geleceği şekillenir. Çocuklar ne değildir? Çocuklar konusunda yapılan en büyük hata, onları kendi uzantılarımız olarak görmektir. Bu bakış açısı, bebeklik döneminde başlar. En tipik hali konuşmalara yansır. Mesela şu cümleleri çok duyarız: “Bugün banyomuzu yaparken hiç ağlamadık.” Bebeklik dönemi için kısmen kabul edilebilecek bu konuşma biçimi yaş ilerledikçe sorunlu bir ilişkiye yol açar. Çocuk, ne kadar aileye bağlı olsa da doğduğu andan itibaren bireydir, bizim uzantımız değil. Ve “biz” ifadesi, çocuğun benlik algısına zarar verir, çocuk ile yetişkinler arasındaki farkı ortadan kaldırır. Ona, “sen kendi başına bir şey yapamazsın” demekle aynı şeydir bu. Bu kullanım, çocuğun özgüvenine zarar verirken kendi kararlarını vermelerine engel olur. Otobüslerde çocuklara yer vermeme alışkanlığımızın da temelinde bu yatar. Zaten çocuklar, yanlarındaki yetişkine neredeyse yapışık olarak hareket ederler. Bu nedenle otururken de onların kucağına oturtulurlar. Oysa bu hem çocuğun benliğinin oluşmasına zarar verir hem de bedeninin sınırlarının oluşmasını engeller. Aynı bakışın devamında ise çocuğun beğeni ve tercihlerine müdahale etmektir. Onu, sürekli yönlendirmeye, eğitilmeye muhtaç birisi olarak gördüğümüz için kendi seçimlerini yapmasına müsaade etmeyiz. Kendi beğenilerimizi ona yansıtır ve bu yönde karar vermesini sağlarız. Bir diğer yaklaşımsa çocukları hayallerimizi gerçekleştirme fırsatımız olarak görmemizdir. Yaşamımız boyunca yapmayı isteyip de yapamadığımız şeyleri çocuklarımıza birer hedef olarak aşılamaya çalışırız. Oysa, bütün insanların hayalleri, mutlulukları ve […]

Çocuklar İçin Harekete Geçelim

Erkek egemenliği, hertürlü şiddeti yeniden üretiyor. Yukarıdan aşağıya, siyasilerin söylemleriyle, uygulanan kadın ve çocuk düşmanı politikalarla, medya ve eğitim sistemiyle sürekli daha da kastlaşmış şekilde yeniden üretilen bir erkek egemen sistemle karşı karşıyayız.  Erkeklik güç, şiddet, savaş, cinsel saldırganlık ile özdeşleştiriliyor.   Böyle bir sistem üzerine kurulan patriarkal…