21 Ekim’de CHP Genel Merkezi önünde, partisinin eğitim politikalarından sorumlu Yıldırım Kaya, Bakan Yusuf Tekin’i dikkat çekici bir samimiyetle karşıladı. Kimi yorumculara göre, çocukluk arkadaşı gibiydi, kimine göreyse AKP’liler bile Yusuf Tekin’e böyle sarılmamıştı.
Yaşanılan bu acı tablo “Butlancı Kayyım Yıldırım Kaya işte, başka ne beklenirdi” deyip geçiştirilemeyecek anlamlar içeriyor. Siyasette diplomasi nezaketi doğası gereğidir. Ancak, kamaralara verilen, fotoğraf karesine giren bu görüntü; üzerinden çalışılmış, düşünülmüş, öğretilmiş, bilerek servis edilmek üzere oluşturulduğu gerçeğini akla getiriyor.
İhanet Görüntüsü
Yıldırım Kaya, kendisi yılların eğitim emekçisi mücadelesini vermiş, kurucu görevlerde yer almış, bağımsız muhalif gazetecilik yürütmüş biri olarak; bu kucaklaşmalı, samimi pozlu Yusuf Tekin karşılamasıyla en başta eğitim emekçilerinin, genelde de tüm emekçilerin davasına ihanet görüntüsü vermiştir.
Oysa üç yıl önce Yıldırım Kaya Cumhuriyetin 100. Yılında Bakan Yusuf Tekin’i Cumhuriyete ihanet edip eğitimi cemaatlere, vakıflara teslim ettiğini söylemişti.
Bilinçlerde henüz tazedir, henüz üç ay önce 27 Haziran 2026 da okulların karne tatiline ayrıldığı günü takiben basın toplantısında Yusuf Tekin’e eğitimde sorunları çözme notu olarak sıfır karnesi vermişti.
Tesadüf Değil
Basın toplantısında eğitim emekçiliği geçmişinin duyarlılığıyla olacak Yıldırım Kaya okullarda, öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin sorunlarına teker teker değinmişti;
Bir taraftan kölelik ücretiyle çalışan öğretmenler varken, bir taraftan atamayı bekleyen on binlerce eğitimci olduğuna dikkat çekmiş;
Laik, bilimsel, anadilde, kamusal eğitimin terkedildiğini belirmişti.
ÇEDES’ lerle MESEM’ lerle yaşanan eğitimin “emek sömürücü”, “Din sömürücü” yanlarını vurgulamıştı.
Okullarda ki güvenlik sorunuyla eğitim emekçilerinin, öğrencilerin yaşamlarının tehlikede olduğu, merkezi sınavlarla öğretmenin otoritesini, üretim gücünü erittiğini dile getirmiş ve tüm bu eğitim politikalarının ve ortamının tesadüfü olmadığını belirtmişti.
Evet Butlancı Yıldırım Kaya, senin de söylediğin gibi hiçbir şey tesadüfü değil. Hepsi eğitimde Neoliberal politikaların acımasızca uygulanması sonucunda gerekçelenmektedir. Ve bu politikalar, sermayeden yana emekçileri, öğrencileri sömüren bir düzenin bilinçli bir yürütümüdür.
Okullarda eğitimin ideolojisini, İslamcı faşist akıldan alan ÇEDES’ler, vakıflar cemaatlerle; Ekonomik altyapı politikalarını da Neoliberal MESEM’ lerle, kölece çalıştırılan ücretli öğretmenlerle, maaşları eritilen tüm eğitim emekçileriyle var etme çabası tesadüf değil.
Bakan Yusuf Tekin’le samimi pozun ise; hiç tesadüf değil.


