Kuryeler Canı Pahasına Sefalet Ücretine Çalışıyor

Patronların “kendi işinin patronu ol” masalıyla sunduğu esnaf kuryelik modeli, emekçileri ölümcül riskler ve ağır maliyetler altında eziyor. İki tekerin üzerinde bir can taşıyan kuryeler kışın dondurucu soğukta, yazın kavurucu sıcakta, ölümle burun buruna çalışmak zorunda kalıyor. Yandaş medyada çıkan kuryelerin “aylık 100 bin lira kazandığı” yalanı kalem kalem hesaplamalarla çöküyor. İşte işçinin cebine girmeden buharlaşan o paraların ve sermayenin doymak bilmez kar hırsı uğruna yitip giden canların kanlı dökümü…

Motorlu kurye sistemini oluşturan paket başı ücret ve esnaf kurye modeli, aslında güvencesizliğin ve sömürünün en çıplak halini oluşturuyor. İktidara yakın medyada ve platform şirketlerinin reklamlarında bahsedilen yüksek kazançlar, işçinin sırtına yüklenen devasa gider kalemleri düşüldüğü zaman eriyip gidiyor. Yapılan maliyet analizleri, bu mesleğin dışarıdan göründüğü gibi bir “zenginleşme” aracı değil, hayatta kalma mücadelesi olduğunu gözler önüne seriyor.

Kamuoyunda yaratılan “kuryeler çok kazanıyor” algısı, brüt ciroların net kazanç gibi sunulmasından kaynaklanıyor. Oysa farklı çalışma modellerine göre yapılan hesaplamalar, gerçeğin hiç de öyle olmadığını kanıtlıyor. 

1. Hesaplama 

Yeni İş, Yeni Sömürü: 110 Bin Liralık İllüzyon 

Günde 12 saat çalışan ve yeni işe başlayan bir kuryenin aylık brüt kazancı 110.000 TL olarak görünse de giderler bu parayı adeta yutuyor. Aylık giderlere göre Bağ-Kur primi (10.000TL), yakıt (8.100 TL), yemek (11.880 TL), motosiklet bakımı (8.000 TL), vergiler ve diğer işletme giderleri toplamda 47.531TL’yi buluyor. Ancak asıl yıkım ekipman maliyetlerinde yaşanıyor. Yeni başlayan bir işçinin motosiklet taksiti, kask, mont ve ekipmanlar için ödediği aylık pay kaba hesaba göre 59.940 TL’ye ulaşıyor. Sonuç olarak, 110 bin lira ciro yapan bir işçinin cebine, tüm giderler ve başlangıç yatırımları düşüldüğünde normal şartlarda sadece 2.259 TL gibi trajikomik bir rakam kalıyor. Yani mesleğe yeni başlamak isteyen kurye soluğu bankalarda kredi çekerken ya da borç alırken buluyor. Mesleğe boğazına kadar battığı borçlarla girmek zorunda kalıyor.

2. Hesaplama

Sabit Çalışan İçin Acı Tablo 

Sabit bir işletmede 26 gün boyunca günde 12 saat çalışan bir kuryenin tablosu da farklı değil. Toplam 92.500 TL gelir elde eden Hamit Kartal örneğinde, giderler gelirin yarısından fazlasını götürüyor. Günlük yemek, benzin ve çay masrafları ayda 16.900 TL tutuyor. Motor bakımı 3.500 TL’yi bulurken gelir vergisi, KDV, stopaj ve Bağ-Kur gibi devlete ödenen kalemler 35.500 TL’ye ulaşıyor. Aylık 92.500 TL’lik gelirden geriye, 55.900 TL’lik gider düşüldüğünde işçiye kalan net tutar 36.600 TL oluyor. Ölümle burun buruna yapılan bu meslekte kazanılan para yoksulluk sınırına dahi ulaşmıyor.

3. Hesaplama

Paket Başı Çalışma ve Eriyen Ücretler 

Paket başı sistemde çalışan başka bir kurye modelinde ise aylık ciro 75.600 TL olarak hesaplanıyor. Ancak burada da benzin (7.800 TL), yemek (10.400 TL) ve motosikletin yıpranma payı (4.000 TL) işçinin cebinden çıkıyor. Bağ-Kur, muhasebe ve vergilerle birlikte toplam gider 44.200 TL’yi buluyor. Ay sonunda kuryenin eline geçen ancak 31.400 TL gibi bir ücret geçiyor.

Devlete Vergi, Sermayeye Kâr, İşçiye Risk

Bu hesaplamalar açıkça gösteriyor kuryeler, bir yandan platform şirketlerine çok yüksek paralar kazandırırken, diğer yandan devletin vergi yükünü (KDV, Stopaj, Gelir Vergisi) ve SGK’nın açığını (Bağ-Kur) tek başına sırtlıyor. Şirketler araç, yakıt, bakım ve sigorta masraflarından kurtulurken, tüm bu riskler “kendi işinin patronu” yalanıyla işçiye devrediliyor.

Ölümle Burun Buruna: Mevsimlerin ve Asfaltın Yükü

Kuryeler sırtlarında yalnızca maddi yük taşmıyor. Aynı zamanda hızlı teslimat gibi baskılar yüzünden ölümle burun buruna da çalışmak zorunda kalıyor. Kurye Hakları Derneği’nin 2025 Raporu’na göre, sadece bir yılda en az 44 kurye iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerin yüzde 61’ini 18-28 yaş aralığındaki gençler oluşturdu. Hayatını kaybedenler arasında 17 yaşında 4 çocuk işçi de bulunuyor.

Kuryeler için her mevsim ayrı bir ölüm tuzağına dönüşüyor. 2025 verilerine göre ölümler en çok kış (13 kişi) ve yaz (15 kişi) aylarında yoğunlaşıyor. Kışın kaygan zemin, yağmur ve soğuk, yazın ise aşırı sıcaklar ve artan iş temposu kuryeleri ölüme sürüklüyor. Özellikle sipariş yetiştirme baskısı, “hız puanı” gibi uygulamalar ve uzun çalışma saatleri, kuryeleri trafikte birer hedef haline getiriyor.

Görünmeyen Tahribat: Meslek Hastalıkları

Sürekli motosiklet üzerinde, rüzgâra ve soğuğa maruz kalan kuryeler bel ve boyun fıtığı, kalıcı eklem ağrıları ve solunum yolu hastalıklarıyla boğuşuyor. Ancak esnaf kurye statüsünde oldukları için bu rahatsızlıklar “meslek hastalığı” olarak tanınmıyor ve işçiler tedavi süreçlerinde de yalnız bırakılıyor.

Sonuç olarak; kışın soğuğunda, yazın sıcağında çalışan kuryelerin “yüksek kazanç” elde ettiği iddiası, sermayenin sömürü çarklarını gizlemek için uydurduğu bir yalandan ibaret. Gerçek olan eriyen ücretler, ödenen vergiler ve yitip giden genç hayatlar.

*Hesaplamalar haftalık asgari çalışma süresinin de üzerinde 6 gün 12 saate göre hesaplandı. Kuryeler haftalık 45 saatin üzerinde çalışsa da ekstra bir ücret alamıyor.