Mor Dayanışma tarafından 31 Ekim tarihinde Adana’da “Emperyalist Savaşa Karşı Enternasyonal Feminist Mücadele Arayışları” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi. El Yazmaları olarak Yurt içinden ve yurt dışından birçok kadının konuşmacı olarak katkı sunduğu sempozyumda konuşan ve sempozyuma katılan kadınların görüşlerini derledik. Bu derlemenin hem sempozyumda yürütülen tartışmaların görülmesine katkı hem de bir hafıza metni olmasını umuyoruz.
Mor Dayanışma’nın Adana’da gerçekleştirdiği ve yüzlerce kadının katıldığı Emperyalist Savaşa Karşı Enternasyonal Feminist Mücadele Arayışları sempozyumu Şilan Sürmeli’nin açılış konuşması ile başladı.
Açılış konuşmasında dünyanın içinden geçtiği krizler sarmalı, hegemonya krizi ve onun çevresinde gelişen savaşlara vurgu yapan Sürmeli konuşmasını şöyle devam ettirdi: “Savaş ve çatışmalarla çevrelenmiş Orta Doğu da bu krizlerin düğümlendiği yer. Özel bir savaşlar dönemindeyiz. Daha önce hiç bu kadar iç içe geçmemişti krizler. Bunların yayılması da tesadüf değil; hegemonya boşluğunu herkes kendi çapında doldurmaya çalışıyor. Saldırıları yapanlar aynı zamanda suç ortağı. Geçici çatışmalar dönemi geçti artık sürekli savaşlar dönemindeyiz. Krizler, açlık, susuzluk, göç, savaş, yıkım, ırkçılık
Yeni türden faşizmler canlandırılıyor egemenler tarafından. Bize ‘kabul edin’ dedikleri yeni normal bu işte. Yeni dünya düzeni dedikleri aslında daha vahşi bir dünya düzenidir.
Halklar da boyun eğmiyor ama kadınlar da. Latin Amerika, Avrupa, Asya’da halklar ayakta;
İtalya, İspanya, Almanya ve tabii Fransa’ya bakanlar görürler. Aynı şey Afganistan, İran, Suriye için de geçerli. Direniş ekseni istendiği gibi kırılamadı. Batı emperyalizmi yeni karakol devletler arıyor, yeni sınır hatları oluşturmak istiyorlar.
İşte bu dünya krizlerinin ortasında Türkiye’de de iktidar faşizme doğru ilerliyor. Ülke talana açılmış durumda. Dağ taş toprak yağmalanıyor. Şiddetten başka da çaresi yok iktidarın.
Çete suç mafya her yerde; cezasızlık da bu yeni rejimin mayası. Kadınlar ve toplumda güvensizlik yayılmak isteniyor.
Kadınlar da bu yeni rejime göre eğitilmek isteniyor. Son 15 yılda 5 bin kadın katledildi. Haberlerde görülen ölümler bizim kız kardeşlerimiz ama. Bu açık bir savaş bilançosudur.
Kadın cinayetleri de kadın yoksulluğu da politiktir. Aile yılı bu koşulların meşrulaştırılmış, devlet eliyle önü açılmı halidir. Bu rejimin dokusunda yoksulluk ve işsizlik kabus gibi tepemizde . Kadın yoksulluğu da derinleşiyor.
Kadınlar bu rejimin altında ezilmek isteniyor. Kadınlar toplumsal hayattan koparılmak isteniyor. Bu sorunlar aile içinde fedakarlık ile çözülemez çünkü bunlar yapısal.
Tablo karanlık ama umutsuzluğa yer yok. Enternasyonal nehrin içindeyiz.
Topyekûn kurtuluşa ihtiyacımız var. Bu ne bir dilek ne bir istek. Bu bir mücadele ve biz bunu örgütlüyoruz. Evde okulda fabrikada örgütlüyoruz. Dünyanın koşullarını ancak örgütlü güç değiştirebilir. Tek tek hakların kazanımı evet acil ama sistem de değişmelidir. Feminizmi içeriye alan sosyalizm; kadınların örgütlü bağımsız gücüne dayanan bir sosyalist feminizm mücadelesi gerekiyor. Biz bu ideolojiyi örgütlüyoruz. Bunu egemenler karşısında bir güce dönüştürebilirsek yıkabiliriz.”
Zeliha Korkmaz: “Mor Dayanışma olarak uluslararası bir sempozyum gerçekleştiriyoruz. Çok tarihsel bir dönemin içerisinde bu sempozyumu örgütlüyoruz. Dünyanın dört bir yanında direnen kız kardeşlerimiz ve mücadele arkadaşlarımızla emperyalist savaşlara karşı ve kapitalizmin aslında kadınların emeğini ve bedenini baskıladığı bir dönemde bu konferansı yapmanın sorumluluğunu hissediyoruz. Sempozyum da bu sorumlulukla örgütlendi.
Bizler bugün kapitalizmin sınırlarına dayandığını ve bu krizlerin kapitalizmin en yüksek aşaması olan emperyalist savaşlarla aşılmaya çalıştığı bir sürecin ve dönemin içerisindeyiz. Bu yüzden buraya gelen her bir kadın, Orta Doğu’dan gelen mücadele arkadaşlarımızın bu sempozyuma katkısı çok büyük ve çok değerli.
Biz de emeğimiz ve yaşamımız için buradayız Türkiyeli kadınlar olarak. Enternasyonal feminist mücadele hattımızı büyütmeye devam edeceğiz. Sempozyum bu noktada önemli bir eşik olacak diye düşünüyoruz.” (Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi Üyesi)
Fatma Ardal: “Bu sempozyum emperyalist savaşlar karşısında, emperyalist hegemonyanın bölgemizi ve bütün bir dünyayı savaş, ölüm ve yıkıma sürüklediği bir dönemde barış mücadelesinin en önemli bileşeni olan kadınların yan yana gelmesi ve kendi sorunlarına dair konuşması açısından çok özel bir önem kazanıyor diye düşünüyorum.
Bugün burada farklı kimlik ve inançlardan kadınlar var. Yüzlerce kadın var; farklı illerden ve farklı toplumsallıklardan geliyorlar. Ama bu kadınların ortak talepleri var: Emperyalist hegemonyayı istemiyoruz, bölgemizde barış istiyoruz diyorlar.
Biz bu sempozyumda bunu bilince çıkarıp ortaklaştırmaya çalışıyoruz. İçinden geçtiğimiz süreçte kadınların izleyen, dinleyen, ezilen veya onaylayan bir konumdan çıkıp özneleştiği, söz söylediği ve değiştirdiği bir toplumsal hareket yaratmaya çalışıyoruz. Bu sempozyumun önemi de bu olacak diye düşünüyorum.” (Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi Üyesi)

Hamide Rencüs: “Coğrafyamızı saran bir savaş var. Bu savaş kıskacında Türkiye ve Orta Doğu kadınlarının şu anda yapacağı en güzel ve en elzem şey bir araya gelmek, dayanışmak ve mücadeleyi büyütmektir. Gerçekten çok karanlık bir dalga sarıyor etrafımızı. Yanı başımızda İŞİD vari bir iktidar var. Dolayısıyla tüm bunların ortasında kadınların laiklik mücadelesi de yaşamsal önemde. Tam bu zamanda bu sempozyum çok önemli o nedenle. Gerçekten herkese çok iyi gelecek, herkesin ufkunu genişletecek bir sempozyum olacak diye düşünüyorum.” (Araştırmacı-Yazar)

Mersin Milletvekili Perihan Koca: “Mor Dayanışma’nın Orta Doğu’nun bu koşullarında Türkiye merkezli bir sempozyum gerçekleştiriyor olması halkçı bir imkanı açabilmek ve kadınların mücadelesinde önemli yollar açıp kazanım elde etmek adına gerçekten önemli bir katkı niteliğinde.
Mor Dayanışma bu çağrıyı yaparken böylesi zor bir dönemde kadınların mücadelesine bir tuğla daha koymak üzere demişti. Gerçekten bugün çeşitli ülkelerde yükselen direnişleri ve o ülkelerin atmosferini kadınlarla birlikte konuşuyor olmak çok kıymetli. Kadın mücadelesinin farklı ülkelerdeki deneyimlerini hep beraber konuşuyor olmak hem kadın mücadelesine başka bir deneyim alanı açıyor olacak hem de gerçekten halkçı olan bir imkanı açmanın yollarını döşeyecek diye düşünüyorum. Bu anlamıyla sadece teorik ideolojik politik bir hattı tarif etmek ya da tanımlamak adına yapılmış bir sempozyum olarak tariflemiyorum ben bu sempozyumu. Başka bir imkana dair bir iddia taşıyor bu konferans. Pratik bir iddia taşıyor.
Bu sempozyum ile birlikte Orta Doğu ve ülkeden kadınların deneyim aktarımları dinleyeceğiz. Ardından yeni dönem açısından coğrafyamızda hep birlikte yaratabileceğimiz imkanın yollarını nasıl açabileceğimizi de konuşmuş olacağız. Bu anlamıyla gerçekten kritik ve yaşamsal bir iş olacak, oluyor sempozyum.”

Seçil Murtazaoğlu: Kampüs Cadıları olarak, özellikle bu sempozyumun böyle bir dönemde düzenlenmesinin oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Orta Doğu başta olmakla birlikte tüm dünyada emperyalizmin çığırtkanlığı gün geçtikçe artırılıyor. Bunlar eskisi gibi tamamen belirli devletlerin belirli devletleri işgal ettiği biçimlerde olmasa da farklı paramiliter güçleri oradaki ülkelerin içerisine sokarak orayı aynı zamanda dizayn etmeye çalışarak farklı biçimlerde “işgal etmeye” çalışıyor. Bunun yanı sıra belirli kimyasal silahların da, göç politikalarının da uygulanmaya başladığını görüyoruz. Bu da kapitalizmin bu aşamasında, emperyalist savaşların da farklılaştığını, bizim mücadele arayışlarımızın da bu farkılaşma içerisinde daha somut adımlarla, hedef ve programlarla inşa edilmesi gerekliliğini doğurmakta. Bu sempozyumda da bunları tartışacağız. O yüzden oldukça heyecanlıyız.
Emperyalist savaşlar artarken aynı zamanda kadınların da savaşlardan etkilenme pozisyonları giderek farklılaşıp etkileri derinleşiyor. Yeniden kadınların özellikle göçlerini tartıştığımızı; savaş koşullarında cinsel taciz ve saldırılarının arttığını, kadın kaçırmalarının arttığını görebiliyoruz. Adana’ya da çok yakın bir yerde, Suriye’de Betül Alluş kız kardeşimizin kaçırıldığı bir durum söz konusuydu. Hatta bunun hakkında da Mor Dayanışma’yla birlikte bir kampanya süreci inşa etmiştik. Bu sadece bildiğimiz tek bir kadın. Betül gibi yüzlerce binlerce kadının kaçırıldığını, kendi yerinden ve yurdundan koparıldığı politikaları görüyoruz. Ve bunlar aynı zamanda Türkiye’deki siyasal İslam’la ittifak kurulan patriarkadan da güç alınan ve giderek Orta Doğu’da cihadist politikaların egemen hale getirildiği bir pozisyonun içerisinde gerçekleşiyor. O yüzden Orta Doğu’yu başka bir yere koyup kadınları tartışamayız. Oradaki uygulamaların aynı zamanda burada yükselen patriarkal kapitalizmle de ilişkili olduğunu açıkça görebiliyoruz, buradakilerin de orayla.
Bugün bunları tartışmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.
Biz, üniversiteli genç kadınlar olarak emperyalizme karşı nasıl bir feminist hat kuracağız tartışmamızda da açıkçası üniversitelerde üretilen bilginin emperyalist savaşlar için kullanılmasına karşı bir mücadele hattı üretilmesi gerektiğini savunuyoruz. O yüzden de üniversitelerde verilen mücadelenin de feminist ve anti-emperyalist olması gerektiğini düşünüyoruz. Genç kadınlara bu politikaların, bu politikaların aynı zamanda emperyalist savaşın doğrudan ulaşmadığı ülkelerdeki genç kadınların hayatlarını da dönüştürdüğünü anlatarak enternasyonel bir feminist mücadele hattı ortaya koymaya çalışıyoruz.
Tabii ki de bunlar arayışlar. Bu arayışların içerisinden bir şeyler doğurabilmek için daha fazla yol kat etmemiz gerekiyor. Suriye’deki kadınları dinlemek, Afganistan’daki kadınları dinlemek, İran’dan, Mısır’dan, Filistin’den kadınların orada o koşullarda gerçekleştirdiği mücadeleyle buradaki kadınların gerçekleştirdiği mücadelenin ortaklaşan ve farklılaşan yanlarını birlikte, aslında harmanlayarak patriyarkal kapitalizmi yıkmaya ve kadınları özgürleştirmeye yönelik ortak mücadele hattımızda yürümemiz gerekiyor. İşte bu yüzden de sempozyum oldukça önemli. Bu bir son değil elbette, sempozyumla başlayıp bitmeyecek. Burası aslında sürdürdüğümüz enternasyonal feminist mücadelenin bir uğrak noktası.
Burada bugün katıldığım bu sempozyumda dünyada birçok kadının birçok ırktan, milletten, ülkeden kadınların aynı sorunları yaşadığını, aynı çözüm yollarını araştırdığını gördüm. Bu sempozyumun kadınlar için bir birlik, beraberlik, mücadele yolu olduğunu görüyorum. Umarım tüm kadınlara ışık olacak birsempozyum olmuştur. Katılımcılar yani konuşmacılar çok donanımlıydı. Birçok ülkeden veya milletten gelmeleri çok anlamlıydı benim için. Kadın her yerde kadındır. ‘Kadının sorunları her yerde aynıdır’ mantığını bu sempozyumda gördük. Umarım bunlara hep birlikte bir çözüm üreteceğimiz sonuçlar alırız.. Herkesin emeğine sağlık.”Bundan sonra buradaki deneyimimizle daha farklı daha güçlü bir şekilde kadınları sarmalayan ve onların hayatlarındaki en ufak noktaları dahi özgürleştiren bir biçimde hareket etmeye çalışacağız. Umarız bütün kadınlara bu çağrımız ulaşır ve enternasional feminist mücadeleyi bizimle birlikte yükseltirler.” (Kampüs Cadıları)

Sempozyum sonrasında görüşlerini sorduğumuz kadınların değerlendirmeleri ise şu şekilde oldu:
Katılımcı bir kadın: “Kadınlarla buluşmak her zaman güzel hissettiriyor, güçlü hissettiriyor. En başta bunu söyleyebilirim.
Birçok ülke ve şehirden kadınları yan yana görmek insana böyle hissettiriyor. Buraya katılmak feminist mücadele konusuna zihnimdeki yerinden daha geniş bir yerden bakmamı sağladı. Emperyalizmden ve enternasyonalizmden bolca bahsedildi. Bunların hem tarihsel güncel halleri aktarıldı.
Ülkemizle sınırlı kalabilen ufkumuz böylece genişledi. Sadece Türkiye içi ilişkileri değil, aslında daha geniş bir hat çizildi kafamızda. Daha geniş görmemizi sağladı sempozyum diye düşünüyorum.
İlk oturumda ülkemizdeki deneyimler ve mücadelenin farklı durumları aktarıldı. İkinci oturumda onlar Orta Doğu’nun farklı ülkelerinden gelen kadınların anlattıkları ile buluştu. Çünkü kadın kimliğimiz üzerinden aslında hep bir yerlerde bir şeyler yaşıyoruz. Bundan dolayı mücadelenin de kapsayıcı ve pratiklerinin de aslında çeşitli olması gerekiyor. Sempozyumda bunun imkanı da ortaya çıktı. İnsana umut veriyor bambaşka coğrafyalardan bunca kadının birlikte bir çıkış yolu araması.”
Katılımcı bir kadın: “Ben bir sosyal hizmet uzmanı olarak bu sempozyuma katıldım. Kadın ve göç alanında birçok vaka gördüm, birçok hikâye duydum, birçok hikâye de ele aldım.




