Saray rejiminden emeklilere büyük kıyak! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında ayrım yapılmaksızın tüm emekliler Devlet Tiyatroları oyunlarına, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı tüm müzeler ile tarihi ve arkeolojik alanlara ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı tabiat parkları ve milli parklara ücretsiz girebilecek. Ayrıca kamu kurumlarına ait sosyal tesislerde emekliler için yüzde 15 ile yüzde 50 arasında değişen indirim oranları sabitlenirken şehirlerarası ulaşımda da emeklilere özel indirimler tanımlandı.
“Emeklilere 2026 müjdesi”, “Emeklilere kültür sanat ücretsiz” başlıklarıyla sunulan haberler sonrası Orhan Veli şimdi yaşıyor olsaydı Bedava şiirini emekliler için tekrar yazardı:
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Tiyatro bedava, müze bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
EMEKLİNİN DERDİ GEÇİM
En düşük emekli aylığının 20 bin TL olarak açıklanması ile milyonlarca emekli açlık sınırının altında bir geçim sürdürmeye mahkum edildi. Yapılan bu yeni düzenleme ile en düşük aylık alan emekli sayısı 4 milyon kişiden 4.9 milyon kişiye yükselmiş oluyor. Toplam emekli sayısının 16 milyon kişi civarında olduğu düşünülecek olursa bu sayının yaklaşık üçte birlik kısmının doğrudan açlık sınırının altında aylık aldığı açığa çıkıyor.
2019 yılında 13 milyon emekli sayısına karşı en düşük emekli aylığı alanların sayısı yaklaşık 1 milyon kişiydi. Geçen altı yıl içinde oranın 13’te 1’den üçte bire yükselmesi, emekliler üzerinde sürdürülen sistematik yoksullaştırmanın hızını ve boyutunu göstermesi açısından oldukça önem taşıyor. Ortalama emekli aylığının 2025 Temmuz zamlarıyla birlikte 20 bin TL civarında olduğu ve yıl başında yapılan zamlarla birlikte bu rakamın da 25 bin TL’yi geçmeyeceği düşünülecek olursa çok küçük bir kesim dışında milyonlarca emeklinin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiği de açıkça görülüyor.
EMEKLİ EMEĞİ
Bu şartlar emeklileri ister istemez çalışma durumu ile karşı karşıya bırakıyor. SGK verilerine göre 2020 yılında 750 bine yakın emekli kayıtlı olarak çalışırken bu sayı 2025 yılında 2 milyon kişiyi geçiyor. Kayıt dışı çalışan emeklilerle birlikte sayının 8 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. Yani neredeyse emeklilerin yarısı fiilen çalışıyor. Sadece 2024 yılında 50 yaş üstü veya emekli olan 512 kişi, iş başında hayatını kaybetti. Yani mevcut durum emeklilere açlıktan ölmek ile iş başında ölmek arasından bir seçim dayatıyor.
PEKİ EMEKLİLER BU DURUMA NASIL GELDİ?
Emeklilerin içinde bulunduğu durum bugün sermayenin sürdürdüğü birikim modelinden bağımsız düşünülemiyor. Bir yandan gerçeklikten uzak enflasyon oranları ve katsayı oyunlarıyla oransal olarak azalan emekli aylıkları diğer yandan dolaylı vergiler ve artan fiyatlarla gittikçe yoğunlaşan yoksullaşma emekli nüfusu hızla çalışma hayatının içine çekiyor. Ucuz ve örgütsüz emeğe ihtiyaç duyan sermaye için bu durum emeklileri sürdürülen emek rejiminin de ana unsurlarından biri haline getiriyor. Aynı MESEM cehennemine sürüklenen çocuk nüfus gibi.
Diğer yandan neoliberal sistemin çökertme hedefi taşıdığı sosyal güvenlik politikaları, emekliliği ve emeklileri geçen yıllar içerisinde bu yoksullaşmanın pençesine atan ana nedenlerden de bir tanesi oluyor. Hatırlanacağı gibi neoliberal ideologların her fırsatta emeklileri toplumda bir yük gibi gösteren söylemleri ile desteklenen bu politikalar sonucu çalışma süreleri uzamış, emeklilik yaşı gittikçe artarak emekli olmak neredeyse imkansız hale gelmiş ve emekli aylıkları da düşürülmüştü.
Yani emeklilerin içinde olduğu durumun bir takım iş bilmez politikacıların beceriksizce aldığı kararlar sonucu gerçekleşen olaylar olmadığı da anlaşılıyor. Sanılanın aksine bu yoksullaşma tamamen bilinçli bir yaklaşımın ürünü olarak uzun yıllara yayılan bir süreçte incelikle işlenerek bugüne getiriliyor.
EMEKLİ SORUNLARINA ÇEKİLEN PERDE
Bugün emeklilere sunulan haklar gerçek sorunları perdeleyerek ilgiyi farklı bir alana çekme amacı taşıyor. Elbette emekliler tiyatro vb. etkinliklere ücretsiz gitme hakkına karşı çıkmayacaklardır. Ama unutmayalım ki milyonlarca emekli yaşamak için gerekli olan temel ihtiyaçları halen 20 bin TL ile karşılamak zorunda. O zaman akla şu soru geliyor: “Müjde” olarak sunulan bu haklar 20 bin TL ile yaşamanın yükünü ne kadar hafifletiyor?
Orhan Veli, ülkenin başkentinde yaşayacak yer bulamadığı için günlüğü 200 TL olan otel odalarında sefalet içinde kalan emeklileri ya da geçtiğimiz günlerde evinin kirasını ödeyemediği için evden çıkartılan ve sığındığı otomobilin içinde yanarak can veren 66 yaşındaki Cemal Ertürk’ü görse emeklilere sunulan bu bedava haklar karşısında şiirini herhalde şöyle bitirirdi:
Kelle fiyatına emekli,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

