Bugün Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülmekte olan 26 maddelik Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi genellikle af yasası, usulsüzlük yapan akademik kadrolara getirdiği yeni cezalar ile bilinse de bilinse de getirdiği bazı düzenlemelerle YÖK’ün ve üniversitelerin işleyişinde bir dizi değişiklik öngörüyor. Bu içeriğiyle yasa bir reform yasası olmanın ötesinde YÖK’ün ve üniversitelerinin neoliberal dönüşümüne yönelik bir müdahale olarak da dikkat çekiyor.
Dar Kapsamlı Af
Diğer yandan kamuoyunda af maddesi olarak bilinen ve okullarıyla ilişikleri kesilen öğrencilerin yeniden okullarına dönmelerini sağlayan düzenleme olarak bilinen kanunun 10. maddesi de kapsam dışı bıraktığı öğrencilerin tepkisini çekiyor. Zira kapsam dışı bıraktığı öğrenciler arasında “terör suçu” nedeniyle okulla ilişikleri kesilen öğrenciler de yer alıyor. Rejimin giderek sertleştiği koşullarda üniversitelerde saray aleyhtarı her türlü eylem ve etkinliğin rahatlıkla “terör” suçuyla damgalandığı, devrimci ve demokratik faaliyetler yürüten öğrencilerin okullarda çeşitli cezalarla cezalandırıldığı rejimde terör örgütü üyeliği suçu çok kolayca isnat edilebiliyor. Kampüslerde polis-rektörlük/dekanlık iş birliği ile ile birçok öğrenci bu suç kapsamında kriminalize edilerek kendilerinin eğitim hakları engellendi.
Akademisyenlere Fişleme ve Arşiv Kaydı
Kanun değişikliği teklifinin diğer maddelerine bakıldığında dikkat çeken maddelerin başında öğretim elemanlarının üniversitelerdeki kadrolara atanmadan önce güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulması zorunluluğu getiren 26. madde geliyor. Akademiye yönelik açık bir siyasi fişleme niyeti içeren madde üniversitelerdeki baskıcı ortamların daha fazla sertleşmesinin, sert baskı rejiminin yasalarla da desteklenmesini amaçlıyor.
Vakıf Üniversitelerine Daha Fazla Denetim (!) Saraya Daha Fazla Yetki
Kanun teklifi, halihazırda Sayıştay denetiminden muaf olan ve sahip oldukları kaynak harcamalarına ilişkin sınırlı verilerin bulunduğu vakıf üniversitelerinin harcamalarına; Cumhurbaşkanı kararıyla kamu üniversitelerinin yurt dışında kampüs açma yetkisine ilişkin düzenlemeler içeriyor. Kısacası kanun teklifi üniversitelerde YÖK ve saraya daha fazla yetki sağlıyor. Bu yetkiler üniversitelerdeki sorunları çözmeye yönelik değil kurulan saray merkezli rejime daha fazla uyumlulaştırma çabası dikkat çekiyor. 12 Eylül darbesinin bir ürünü olarak kurulan YÖK; getirilen yeni yetki ve cezalarla yeni bürokratik düzenlemelerle saray rejimine daha fazla uyumlu hale getiriliyor.
Teknoloji Transfer Ofisleri ve Neoliberalizm
Yasa değişikliği teklifinde dikkat çeken bir diğer konu ise teknoloji transfer ofisleri. Üniversitelerde son 40 yıllık süreçte gerçekleşen neoliberal dönüşüme bağlı olarak değişen anlayışın yeni ifadesi olan teknoloji transfer ofisleri dikkat çekiyor. Yapılmak istenen değişiklikle üniversitelerin, hizmet buluşlarının haklarını kuracakları/ortak olacakları bir “Ofise” devredebilmelerinin önü açılıyor.
Üniversiteleri kamusal bilim merkezleri olmaktan çıkararak birer Ar-Ge merkezine dönüştüren uygulamaların yeni bir tezahürü olan değişiklikle birlikte üniversitelerin tanımı daha da değişecek. Zira bu anlamıyla üniversite daha fazla ticari faaliyet yürüten bir merkeze dönüşecek.


