Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF), İtalya’dan Türkiye’ye yasa dışı yollarla gönderilen binlerce ton tekstil atığına dair soruşturma başlattı. İnceleme sonucunda 4.200 ton tekstil atığının masraflı geri dönüşüm işlemlerinden kaçmak için yanlış etiketlenerek Türkiye’ye gönderildiği tespit edildi. Ayrıca bu tekstil atıklarında geri dönüşüm işlemlerinden geçmediğinde doğada 200 yıla kadar kalabilen akrilik elyaf olduğu açıklandı. Soruşturma kapsamında Mersin Limanı’nda yine yanlış etiketlenmiş 768 ton ve Denizli’de bir geri dönüşüm tesisinde ise 2.100 ton tekstil atığı daha saklandığı bulundu.
İtalya’da bir şirkete yapılan baskın sonrası tespit edilen çete, tekstil atıklarını toplayıp İtalya’nın belirli bölgelerindeki sanayi depolarına dolduruyor. Atıkların bir kısmını ise yine yasa dışı yollarla Türkiye’ye gönderiyor.
Tekstil Sektörü Hem Para Hem Atık Getiriyor
Tekstil sektöründeki ucuz iş gücüne ve fazla tüketime dayanan “fast fashion” akımıyla tekstil atığı sorunu artıyor. Avrupa genelinde yılda yaklaşık 12,6 milyon ton tekstil atığı oluşurken, bunun yalnızca beşte biri geri dönüştürülebiliyor. Bu durum da Avrupa’daki toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm sistemleri üzerindeki baskıyı ve beraberinde yasa dışı atık ihracını artırıyor.
Avrupa’dan İthal Atıklardaki İlk Denetimsizlik Değil
Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinin atık ihraç ettiği bir numaralı ülke konumunda. Bu durum “Avrupa’nın Çöp Sömürgesi” olduğumuz yönünde yıllardır eleştiri altına tutuluyor. Buna karşı hükümetin “Biz çöp değil, geri dönüşüm için hammadde alıyoruz.” sözleri ise pratikteki denetimsizlik yüzünden iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve Avrupa’nın dönüştüremediği veya yakamadığı atıkları Türkiye’ye göndererek kendi çevrelerini temiz tuttuğu iddialarının oluşmasın sebep oluyor. Bu örnek ise uzun zamandır süregelen bu eleştirileri tekrar gün yüzüne çıkarıyor.
Türkiye’nin “Sıfır Atık” üzerinden edinmeye çalıştığı bu yer COP31’e ev sahipliği yapmak için iktidarın bu kadar hevesli olmasının sebeplerinden biri. Ancak ön plana geri dönüşüm maskesini koyan bu endüstri ardında tıpkı maden projelerinde de olduğu gibi ülkenin doğal varlıklarını kâr için gözden çıkaran anlayışı saklıyor. Türkiye, 2018 yılında Çin’in Atık İthalatı Yasağı ile oluşan Avrupa’nın atık satışını sekteye uğratan boşluğu doldurmaya çalışıyor. Bu da Türkiye için Avrupa’nın çöpüne talip olan iktidarın halk sağlığını ve ekolojik dengeyi hiçe sayan politikaları ardında çoğu zaman fark edilmeyen büyük kayıplar vermek demek.


