Migros Sefaleti Dayatıyor, İşçiler Başkaldırıyor

Anadolu Grubu’nun amiral gemisi Migros, yayınlanan faaliyet raporuna göre 2025 yılının ilk dokuz ayında cirosunu katlayıp kasasına milyarlarca lira nakit koydu. Ancak bu zenginliğin asıl yaratıcısı olan işçiler açlık sınırında yaşamaya zorlanıyor. Migros depo işçileri, patronların yüzde 28’lik “sefalet zammı” dayatmasına karşı üretimden gelen güçlerini kullanarak direnişi büyütüyor.

Türkiye’nin perakende devi Migros’un depolarında çalışan binlerce işçi, sermayenin dayattığı düşük ücret politikasına ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı direniş başlattı.

Şirket yönetimi, yüksek enflasyon altında ezilen işçilere asgari ücretin sadece yüzde 1 üzerinde bir artışa denk gelen yüzde 28’lik zam teklifini sundu. Bu teklifin “sefalet zammı” olduğunu söyleyen işçiler, DGD-SEN öncülüğünde İstanbul, İzmir, Adana ve Bursa gibi birçok ildeki depolarda iş bıraktı. Patronların kâr hırsına karşı emeğin onurunu savunan işçiler, net yüzde 50 zam ve insanca çalışma koşulları talep ediyor.

Ciro Rekorları ve Muhasebe Oyunları

Migros ve bağlı olduğu Anadolu Grubu, finansal raporlarında kârlılık oranlarında düşüş varmış gibi gösterse de gerçekler bilançoların derinliklerinde gizli. Açıklanan faaliyet raporuna göre Migros, 2025 yılının ilk dokuz ayında satış gelirlerini 294,8 milyar TL’ye yükselterek Anadolu Grubu’nun toplam cirosunun yüzde 56’sını tek başına sırtladı. Şirket, “enflasyon muhasebesi” ve artan maliyetler bahanesiyle net kârını düşük gösterdi. Ancak operasyonel çarkların ne kadar güçlü döndüğünü kanıtlayan “nakit akışı” tablosu gerçeği gizleyemedi. Migros, sadece ana işinden, yani işçilerin emeği üzerinden tam 21,9 milyar TL net nakit yarattı. Kağıt üzerindeki kâr rakamları düşüyor gibi görünse de şirketin kasasındaki nakit varlığı 31 milyar TL’ye yükseldi. Sermaye, bir yandan kasasını doldururken diğer yandan işçiye vereceği üç kuruşluk zammı kısmak için finansal tabloların arkasına saklandı.

Özilhan’ın Serveti ve Emekçinin Gerçeği

İşçiler düşük maaşlarla hayatta kalma mücadelesi verirken, Migros’un sahibi Anadolu Grubu’nun Onursal Başkanı Tuncay Özilhan’ın kişisel serveti dudak uçuklatıyor. Forbes’in verilerine göre Özilhan’ın kişisel serveti 500 milyon dolar seviyesinde. Özilhan ve ailesi, holding bünyesindeki şirketlerden elde ettikleri gelirleri ve hisse değerleriyle servetlerine servet katmaya devam ediyor. Buna karşın, Esenyurt deposunda direnen işçiler ne sosyal hayat yaşayabiliyor ne de insanca beslenebiliyor.

İnsanca Çalışma Koşulları Şart!

Migros depolarındaki sömürü sadece düşük ücretle sınırlı kalmıyor. İşçiler, depo koşullarının “hayvan barınağını” andırdığını, iş sağlığı ve güvenliğinin hiçe sayıldığını söylüyor. Amir baskısı, mobbing, tuvalet izinlerine dahi karışılması ve performans dayatmaları, çalışma alanlarını modern kölelik kamplarına çeviriyor. İşveren, direnişi kırmak için “Haklarınızı verelim gidin” diyerek işçileri bölmeye çalışsa da emekçiler, talepleri karşılanana kadar geri adım atmayacaklarını söylüyor.

Raflar Boşalıyor, Sermaye Köşeye Sıkışıyor

İşçilerin üretimden gelen güçlerini kullanmasıyla birlikte Migros’un tedarik zinciri felç olma noktasına geldi. İzmir ve diğer illerdeki mağazalarda meyve-sebze reyonları boşalırken, sevkiyatlar durma noktasına ulaştı. Şirketin stokları azaltma stratejisi, işçilerin direnişiyle birleşince rafların boş kalmasına ve ciro kaybına neden oldu. Anadolu Grubu, nakit gücüne ve milyarlık cirolarına rağmen işçinin hakkını vermemekte ısrar ederken emekçiler “Direne direne kazanacağız” sloganıyla haklarını alacaklarını söylüyor.