
Almanya’da 31 Ekim Cumartesi günü binlerce genç, hükümetin sosyal politikalarına ve yeniden zorunlu askerlik uygulamasına geçilmesi planlarına karşı sokaklara çıktı. Gen Z Regelt kurumunun çağrısıyla düzenlenen gösteriler Berlin, Frankfurt, Hamburg, Münih ve Köln başta olmak üzere 34 kentte gerçekleştirildi. Eylemlerin temel talepleri arasında eğitim bütçesinin artırılması, sosyal harcamalardaki kesintilerin durdurulması, hayat pahalılığına karşı önlem alınması ve zorunlu askerliğin yeniden getirilmemesi bulunuyordu.
Sosyal devletin bütçesi silahlanmaya mı aktarılıyor?
Almanya’daki protestoların arka planında Friedrich Merz hükümetinin silahlanma politikaları bulunuyor. Avrupa’da Rusya-Ukrayna savaşıyla hızlanan askerî harcamalar, NATO harcamalarının artması, Almanya’nın yeniden silahlanma programı ve Bundeswehr’in genişletilmesi, ülkenin bütçe önceliklerini de değiştirmiş durumda.
Bir tarafta savunma harcamalarının artırılması, diğer tarafta eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerde kaynak yetersizliği var. Gençlerin itirazıda buradan. Okullardaki altyapı sorunları, öğretmen açığı, üniversitelerdeki ekonomik güçlükler, barınma maliyetleri ve güvencesiz çalışma koşulları genç kuşakların gündelik yaşamını doğrudan etkiliyor. Buna karşılık hükümetin askerî kapasiteyi artırmaya yönelik politikaları, gençlerin geleceğine ilişkin kaygıları büyütüyor.
Zorunlu askerliğin yeniden gündeme getirilmesi de bu sürecin önemli bir parçası. Gençler, kendi gelecekleri hakkında karar alınırken söz sahibi olmadıklarını ve olası savaşların yükünün yine kendilerine bırakılmak istendiğini düşünüyor.

Gözaltılar
Gösterilerin büyük bölümü gün içerisinde sakin bir biçimde gerçekleşirken akşam saatlerinde bazı kentlerde polisler, gençlere saldırdı. Hamburg’da barikatlar kuruldu, Frankfurt’ta kapitalizmin temsilcisi olan mağazalar taşlandı. Berlin ve Köln’de de gösterilerin ardından çatışmalar yaşandı.
1 Kasım itibarıyla Alman polisi ülke genelindeki olaylarla bağlantılı 200’den fazla kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Hamburg’da 120, Berlin’de 56 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Avrupa’da gençlik hareketlerinin yükselişi
Sırbistan’da öğrencilerin öncülük ettiği eylemler, Fransa’da kemer sıkma politikalarına ve eğitim sistemindeki sorunlara karşı gelişen protestolar, İtalya ve İspanya’daki gençlik hareketleri farklı toplumsal talepler üzerinden benzer bir hoşnutsuzluğu açığa çıkarıyor.
Bu hareketlerin ortak noktası, genç kuşakların mevcut ekonomik ve siyasal düzen içerisinde kendilerine güvenli bir gelecek görememesi. Artan kiralar, düşük ücretler, işsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği ve sosyal haklardaki gerileme, gençlerin gündelik yaşamında doğrudan hissediliyor.
Almanya örneğinde bu sürece bir de yeniden silahlanma süreci ekleniyor. Gençler bir taraftan eğitim ve barınma olanaklarının daralmasıyla karşı karşıya kalırken diğer taraftan askerî yükümlülüklerin artırılması ihtimaliyle karşılaşıyor.
Gençliğin itirazı işçi sınıfının mücadelesiyle birleşecek mi?
Almanya’daki protestoların önümüzdeki dönemde nasıl bir politik yönelim kazanacağı önemli. Eğitim, sosyal haklar ve zorunlu askerlik karşıtlığı etrafında gelişen gençlik hareketinin kalıcı bir toplumsal güce dönüşmesi, taleplerin geniş emekçi kesimlerin mücadeleleriyle birleşmesiyle yakından ilişkili.
Nitekim Almanya’daki gösteriler üzerine açıklama yapan Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler (IYSSE), gençlerin taleplerinin işçi sınıfının bağımsız mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini savundu. Kurum, eğitim ve sosyal harcamalardaki kesintilerle silahlanmayı aynı ekonomik ve siyasal yönelimin parçaları olarak değerlendirdi.
Eğitim emekçilerinin, işçilerin, güvencesiz çalışanların ve gençlerin ortak talepler etrafında buluşması, hareketin toplumsal etkisini belirleyecek başlıklardan biri. Almanya’da sokaklara çıkan gençler, ülkelerinin askerî gücünün artırılmasına karşı kendi geleceklerini savunuyor. Bu itirazın arkasında yalnızca askerlik yapmak istemeyen bir kuşak değil; eğitim, barınma, çalışma ve yaşam koşulları giderek ağırlaşan milyonlarca gencin ortak sorunları bulunuyor. Avrupa’nın yeniden silahlanma yarışına girdiği, sosyal devletin kaynaklarının daraltıldığı bir dönemde Almanya’dan yükselen bu ses, kıtanın geleceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçası olacak.


