Doruk Madencilik bünyesinde çalışan maden işçileri yatmayan maaşlarını ve içerideki tazminatlarını alabilmek için günlerdir açlık grevinde. İşçiler, uzun süredir ödenmeyen maaşlarını ve tazminat haklarını talep ediyor. Şirket, eylemleri kırmak için işçilerin hesaplarına cüzi miktarlar yatırdı. Ancak işçiler bu durumu “sus payı” olarak nitelendirdi ve hesaba yatan parayı kabul etmedi. Günlerdir açlık grevinde Ankara’da direnen bir işçi, “Pazar listesi yaptım ama cebimde param olmadığı için alamadım. Benim 3 tane çocuğum var. Ben ekmeğimi almak istiyorum. Çoluğumun çocuğumun rızkını istiyorum” diyerek haklı talepleri için haykırdı.
Servet İçindeki Sermaye, Hakkını İsteyen İşçiye Düşman
Yıldızlar SSS Holding, AKP iktidarı döneminde özelleştirmelerle büyüdü. Holding, devletten aldığı şirketleri işçiler için resmen kabusa dönüştürdü. Yunus Emre Termik Santrali, Çanakkale Yenice ve Trabzon Sürmene gibi birçok işletmede işçiler uzun süre maaşlarını alamadı. Holding sahibi Sebahattin Yıldız, büyük bir kişisel servete sahip. Yıldız, Türkiye genelinde tam 2 bin 364 adet maden ruhsatını elinde tutuyor. Şirketin borçlarını ödemediği işçiler açlıktan kıvranırken, patron Sebahattin Yıldız müzayedelerden milyonlarca liralık lüks tüketim malzemeleri alıyor. Patron Yıldız, 2020 yılında II. Abdülhamid’e ait 18 ayar altın cep saatine 183 bin dolar ödedi. Bu saatin bugünkü değeri 8 milyon lirayı aşıyor. Baretlerine yazılar yazan işçiler patrona, “Sebahattin, saati sat, borcunu öde” çağrısı yapıyor. Patron zenginleşirken işçi sınıfı yoksulluğa mahkum ediliyor.
Yıldızlar Holding Maaş Ödememeyi Seviyor
Yıldızlar SSS Holding kurucusu Sebahattin Yıldız’ın internet sitesinde yer alan “çalışanların mutluluğu vazgeçilmezim olmuştur” mesajı, işçi sınıfının aklıyla açıkça alay edildiğini gösteriyor. Yıldızlar Holding, adeta işçilerin maaşlarını ödememeyi seviyor. Yıllardır bu şirketin adı hep emek hırsızlığı ve bu karanlık ünüyle anılıyor. Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre holdingin işçi hakları karnesi ağır ihlallerle dolu.
Daha önce Yunus Emre Termik Santrali’nde maaş alamayan işçiler üretimi iki kez durdurdu. Trabzon Yomra-Sürmene, Çanakkale Yenice ve Çankırı Kurşunlu’daki maden işletmelerinde aylar boyunca maaşsız bırakılan binlerce işçi hak arayışına girdi ve tazminatsız şekilde kapı önüne kondu. Eti Gümüş, Yıldız Bakır ve KMK Madencilik gibi tesisler sürekli olarak ödenmeyen işçi ücretleri ve haksız ücretsiz izin dayatmalarıyla gündeme geldi. Bilecik Söğüt’te 1150 işçi yıllarca süren ücret ve tazminat sorunları nedeniyle eylemler yaptı. Giresun Şebinkarahisar’da ise zehirli atıklarla doğayı katleden şirket, hem ekolojinin hem de emeğin baş düşmanı olduğunu kanıtladı.
Barikat Sermayeye Değil İşçiye Kuruldu
Açlık grevindeki madenciler seslerini duyurmak için günlerdir Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek istiyor. Ancak karşılarında polis barikatını buluyor. İktidar, sözleşme gereği ücretleri ödemesi gereken patrona hiçbir yaptırım uygulamıyor. Aksine, hakkını arayan işçilere biber gazıyla müdahale ediliyor. Yasalar ve güvenlik güçleri açıkça sermayenin menfaatlerini korumak için seferber ediliyor. Haklı talepleri bastırılmak istenen işçiler, “Biz hırsız değiliz, kanımızı emiyorlar” diyerek bu adaletsiz düzene isyan ediyor.
Madenlerin Ekmeğini Sermaye, Cefasını İşçi Ödüyor
Öte yandan Türkiye genelinde madencilik faaliyetleri sermaye birikimi için kontrolsüzce genişliyor. Ülkenin taşı ve toprağı adeta sermayeye peşkeş çekiliyor. MAPEG verilerine göre Türkiye’de 2 bin 788 aktif taş ocağı bulunuyor. Toplam maden ruhsatı sayısı ise 2023 yılı itibarıyla 8 bin 828’e ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Sadece çimento sanayisine hammadde sağlayan ocakların sayısı son bir yılda yüzde 55 oranında arttı. TEMA Vakfı’nın raporlarına göre, incelenen 24 ilin yüzölçümünün yüzde 63’ü maden ruhsatlarıyla kaplanmış durumda.
Maden sayısındaki bu devasa artış, ekosistem üzerinde geri dönülemez bir tahribat yaratıyor. Mermer ocaklarından çıkan devasa atıklar ormanları yutuyor ve su kaynaklarını tıkıyor. Taş ocaklarındaki şiddetli patlatmalar yeraltı su yollarını keserek köylerin suyunu kurutuyor. Tarım arazileri, kireçtaşı ocaklarından yayılan zehirli tozların altında can veriyor. Solunan bu ince tozlar ise işçilerde ve bölge halkında tedavisi olmayan ölümcül silikozis hastalığına yol açıyor. Yıldızlar SSS Holding de bu ekolojik yıkımın baş aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sermaye çevre katliamları yaptığında sadece cüzi cezalarla kurtuluyor ve faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Sistemin tüm faturası ise doğaya, işçiye ve yoksul halka kesiliyor.

