NATO Şovunun Anatomisi: Çin ve Rusya’ya Kuşatma, Batı’ya Hizmet

NATO zirvesi yaklaştıkça Saray iktidarının “güvenlik önlemleri” sertleşiyor. Panik ve telaş, Ankara genelindeki uygulamalarda apaçık görülüyor.

Ukrayna’yı, Suriye’yi, Gazze’yi, Lübnan’ı, Sudan’ı kana bulayan eli kanlıların, Epstein faillerinin, dünya halklarının iliğini kemiğini sömüren mülk sahibi sınıfı temsilcilerinin en iyi şekilde ağırlanmaları ve yeni kanlı politikaları rahatça karar altına almaları için alınan önlemler arasında neler yok ki… Konvoy güzergahları üzerindeki gecekondu mahallelerinin paravanlarla kapatılmaları, yoğun çevresel ve peyzaj düzenlemeler, yolların asfaltlanması, neoliberal dönüşümlerle işlemez hale getirilen sağlık sistemlerinde geçici iyileştirmeler yapılması… Bunun yanında devlet kademelerinde alarm seviyesi yükseltilerek büyük gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldı. NATO Zirvesi öncesi şimdiye kadar 178 kişi tutuklandı. 34 kişi hakkındaysa ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı. Sosyal medyaya ve medyaya da çeşitli kısıtlamalar ve yasaklamalar getiriliyor.

Batının Teveccühü 

İrite edici olduğu kadar ülkedeki rejim değişikliğiyle de paralel giden bu uygulamalar gündemi meşgul ederken bu hizmet telaşının amacı da yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

7-8 Temmuz tarihlerinde toplanacak olan NATO liderler zirvesi öncesi, NATO’nun yeni yapılanmasına ve yeni yönelimlerine hızlıca yönelen AKP/MHP iktidarı batıdan epey övgü ve pohpohlama alıyor. Trump her fırsatta Erdoğan ile ilgili sorulara verdiği cevapların arasına “Erdoğan Türkiye’yi seviyor. Harika bir iş yapıyor….Saygıdeğer bir adam, saygıdeğer bir lider” gibi ifadeler sıkıştırmayı ihmal etmiyor.

36. Zirvenin Önemi

NATO’nun Avrupa üyelerinin Rusya’yı hem Baltık Denizi’nden hem de Karadeniz’den çevreleme stratejileri, Trump’ın AB’ye yönelik çıkışları, AB’yi silahlanmaya ve savaşların maliyetlerini paylaşmaya zorlaması bölge ülkelerini ister istemez denkleme sokuyor. O bölge ülkelerinden birisi de Türkiye. Avrupa ülkeleri de Erdoğan’a yanaşarak Türkiye’yi Karadeniz’de Rusya’nın daha fazla çevrelenmesi için daha fazla savaşın içine sokma arayışında.

Bu yönelimler NATO’nun 36. liderler zirvesini daha da önemli kılıyor. Geçtiğimiz yaz Lahey’de yapılan 35. zirvede alınan “üye ülkelerin GSYİH’sinin yüzde 5’ini silahlanmaya ayırma” kararı bu zirveyi önemli kılan bir karardı. Bu seferki zirve ise NATO’nun yeniden yapılandığının resmi ilanı olacak nitelikte. Bu yeni yapılanmada Türkiye’nin NATO’ya çok daha büyük oranda angaje olacağını görmek çok da zor değil.

Türkiye, NATO’nun üye ülkelere dayattığı askeri harcama hedeflerini, savunma sanayisindeki yeni ve genişleyen pazarlara eklemlenme fırsatı olarak görüyor. İktidar uzun bir süredir savunma sanayisini temel sermaye birikiminin stratejik alanlarından biri hâline getirmeye çalışıyor. Bu sektörü uzun vadeli sermaye birikiminin stratejik bir kaldıracı haline getirme çabası, NATO’nun yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’ye savunma sanayisi odaklı yeni bir misyon biçilmesiyle paralel ilerliyor.

İktidara Yakın Çin’e Düşman Medya

Öte yandan iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi, 24 Haziran’da Çin’i hedef alan bir manşetle yayına çıktı. Gazete, yayımladığı “Türkiye ekonomisine Çin işgali” başlıklı haberinde Çinli şirketlerin dünyayı istila ettiğini iddia etti. “Çin İstilası” manşetiyle çıkan gazetede Çin’in devlet sübvansiyonları, uzun vadeli kredi olanakları, ucuz işgücü, ihracat destekleri ve “insan haklarına aykırı istihdam politikalarıyla” küresel pazarlarda üstünlük kurduğunu savundu.

Türkiye’nin dış ticaret açığının büyük bir bölümünün de Çin kaynaklı olduğu iddia edildi. Çin karşıtı haberde demir-çelik, makine, ayakkabı, elektrikli motorlar, yedek parça, züccaciye, tekstil ve teknoloji gibi sektörlerde ithalatı caydırıcı önlemler alınması gerektiği belirtildi.  Yeni Şafak, Çin mallarına karşı uygulanacak gümrük tarifelerinin hazineye gelir sağlayacağını savundu.