Savaş ve işgal örgütü NATO’nun 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenleyeceği 36. zirvesi öncesinde başkent adeta abluka altına alındı. Emperyalist güçlerin temsilcilerini ağırlamak için milyarlarca liralık kaynak seferber edildi. Güvenlik önlemleri bahane edilerek gazeteciler, akademisyenler ve devrimci-demokratik güçler evleri basılarak gözaltına alındı. Zirve için milyarlar akıtan Saray rejimi halka yalnızca polis baskınları, sansür ve kısıtlamaları reva gördü.

NATO için Yoksulluğa Maskeleme
İktidar, emperyalist devletlerin liderlerini ağırlamak için kamu kaynaklarını fütursuzca harcamaya devam ediyor. Türkiye İşçi Partisi’nin açıklamasına göre, zirve için bugüne kadar yapılan harcama 11 milyar 578 milyon lirayı buldu. Liderlerin uçaklarının ineceği Etimesgut Havalimanı ise 11,5 milyar lira harcanarak yenilendi. Emekçiler zam bekleyip sefalet ücretlerine mahkum edilirken, emperyalist haydutları ağırlamak için devletin kasası sonuna kadar açıldı.

Tüm bunlar yaşanırken, kentin yoksul gerçekliği de zirveye katılan devlet başkanlarından gizlenmek için belediyenin tüm hizmetleri seferber edildi. Protokol heyetlerinin geçiş güzergahında bulunan gecekonduların önü, “görüntü kirliliği” yarattığı gerekçesiyle panellerle kapatıldı. Boyası dökülmüş evlere sıva yapılarak halkın yoksulluğu sansürlendi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sabah koşusu keyfi için ise kentin en önemli yeşil alanları olan Botanik Parkı ve Dikmen Vadisi’nin güvenlik bahanesiyle Ankara halkının kullanımına kapatılması planlanıyor.
Başkentte Olağanüstü Hâl
Zirveye günler kala temel hak ve özgürlükler tamamen askıya alındı. Güvenlik önlemleri adı altında 40 bin polisin görev yapacağı Ankara’da, 49 cadde ve sokak trafiğe kapatılarak bölge “kırmızı alan” ilan edildi. 6-12 Temmuz tarihleri arasında kent genelinde basın açıklaması ve gösteri yürüyüşü yapmak, konser vermek, stant açmak, çadır kurmak gibi en temel demokratik haklar tamamen yasaklandı.
Polis ve jandarma tarafından düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında toplam 209 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlara 24 saatlik avukat görüş kısıtlaması getirildi. Operasyon görüntüleri medyaya servis edilerek gözaltına alınanlar terörize edildi. Birgün’ün haberine göre operasyonların ve baskının boyutu öylesine genişletildi ki, Nallıhan Kuş Cenneti’ndeki bir doğa gezisinden dönen 42 TEMA Vakfı gönüllüsü dahi gözaltına alındı. Aralarında yaşlı yurttaşların ve emekli öğretmenlerin de bulunduğu doğa savunucularının, dönüş yolunda haklarını arayan maden işçileriyle sohbet ettikleri için jandarma takibine takıldığı ve siyasi örgüt üyeliği iddialarıyla sorgulandığı ortaya çıktı.
Basına NATO Ambargosu
Savaş ve işgal örgütü NATO’nun kirli pazarlıklarının halktan gizlenmesi için basına yönelik eşine az rastlanır bir sansür de uygulandı. Zirveyi takip etmek isteyen bağımsız ve muhalif medya kuruluşlarının akreditasyon talepleri iktidar tarafından art arda reddedildi. Aralarında Halk TV, Sözcü TV, Cumhuriyet, ANKA Haber Ajansı, Medyascope ve T24’ün de bulunduğu çok sayıda yayın organına ambargo konuldu. Zirvenin kapıları halkın haber alma hakkına tamamen kapatıldı. Bu karartma, emperyalist devletlerin temsilcileriyle kapalı kapılar ardında yürütülen kirli pazarlıkların emekçilerin gözünden kaçırılmak istendiğine dair bir kanıt olarak değerlendirildi.
Silah Pazarlığı Tam Gaz
Öte yandan NATO zirvesi, beklendiği gibi emperyalist odaklarla yürütülen silah pazarlıklarına da sahne olacak. ABD yönetiminin, zirve öncesinde Ankara’ya yönelik siyasi bir jest olarak Türkiye’ye Kaan savaş uçaklarında kullanılmak üzere General Electrics üretimi jet motorlarının satışına onay vermesi bekleniyor. Değeri 700 milyon doları aşan bu anlaşmanın, silahlanma ve emperyalizme ekonomik bağımlılık ilişkilerini daha da derinleştirmesi öngörülüyor. Zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ilk kez Türkiye’ye gelecek olan ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir görüşme gerçekleştireceği ifade ediliyor.


