Erdoğan’dan Amerika’ya Milyarlarca Dolar Sözü
25 Eylül’de Erdoğan ile Trump arasında Beyaz Saray’da yaşanan görüşme, Türkiye’nin uluslararası konumu açısından olduğu kadar, Türkiye ekonomisine biçilen rol […]
25 Eylül’de Erdoğan ile Trump arasında Beyaz Saray’da yaşanan görüşme, Türkiye’nin uluslararası konumu açısından olduğu kadar, Türkiye ekonomisine biçilen rol […]
1947 yılının mart ayında dönemin ABD Başkanı Harry Truman, savaştan çıkmış ve dünyanın yeni hâkimi olacağı artık herkes tarafından kabul
Türkiye’de siyasal alanın merkezileşmesi ve iktidar-muhalefet ilişkisi tarih boyunca yalnızca oy oranlarıyla değil, devletin ve egemen sınıfların iç mekanizmalarıyla dizayn
Muhalefet kelimesini duyar duymaz CHP’ye yerleşmiş tuzu kuru siyaset bezirganları hemen zıplıyor ve telaşla soruyor: “Peki ya sorumluluk, o ne
İktidar da memleket de zengin yaşlı erkek siyasetçilerin işgali altında.
Siyaset sahnesindeki erkeklerin en büyük hobisi ise kadınlar hakkında konuşmak. Öyle ya, adeta birbirleri ile yarışırcasına kadın düşmanlığında zirveye oynuyorlar.
En temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir gerçeklik içinde açığa çıkan toplumsal gerilimin kırılma yönünü, yaşamın her alanındaki ama özellikle de emekçilerin çalışma ve yaşam alanlarındaki günlük yaşama an an müdahale eden/edebilen güçler belirleyecektir.
“Komünizm”, diyordu Marx ve Engels Alman İdeolojisi’nde, “ulaşılması gereken bir ideal değil, bugünkü duruma son verecek durumun adıdır”. Çünkü ortada
AKP/Erdoğan’ın “evdeki” hesapları, elde edilen kimi küçük kazanımlardan ve içerdiği potansiyelden dolayı, sıkışmışlığı açmak için “deva” olma olasılığını barındırıyor. Ama
El Yazmaları’nın Notu: Siyaset bilimci Dr. Deniz Parlak ile kendisinin “Laikleşme Sürecinde Camiler” kitabından hareketle Türkiye’de laikleşme süreci, geçmişten günümüze
El Yazmaları’nın Notu: İktisatçı-yazar Mustafa Sönmez ile Türkiye ekonomisinin güncel durumunu, döviz kurlarındaki dalgalanmaları, krizin boyutlarını, pandemiyle birlikte daha da
Devlet krizi koşullarında “farklı iktidar alanlarına dağılma” eğiliminde olan egemenlerin farklı fraksiyonları arasında yaşanan ve hepsi de halk düşmanı olan
Bekçilere verilmesi planlanan geniş yetkiler inşa halindeki faşizm ile şüphesiz ki ilişkilendirilebilir. Ama paramiliter unsur ile militer unsuru karıştırmamakta da
Sıcaklıklar artıyor, iklim felaketleri şiddetleniyor, yangınlar söndürülemiyor ve buzullar hızla yok oluyor. Tüm bunlara rağmen doğaya karşı saldırılar hız kesmeden
Geçtiğimiz bir hafta içerisinde Kanal İstanbul, yerli araba ve Libya gündemleri, ülke siyasetinin en sıcak gündemleri arasındaydı. Bu olayların hepsi
Rejim ne toplumu ne tabanı ezber ettiği biçimde kontrol edemiyor, harekete geçiremiyor. Kitle destekleri peşi sıra açıklanan anketlerden de anlaşıldığı
“Demokrasi kazanmıştır” retoriği boşuna değil. Rejim tıkanmıştır ve rejime kriz üreten dinamikler her fırsatta kendilerini bir şekilde ifade ediyorlar. İmamoğlu’nun
Salt İstanbul’u kaybetmenin ve hatta iktidarı kaybetmenin ötesinde uluslararası mahkemelerde yargılanıp, soluğu cezaevinde alabilirler. Bu ihtimal, dengelerin sürekli birbiriyle çatıştığı
19 Mayıs törenlerinde Samsun’da, AKP genel başkanı öncülüğünde, iktidar ve genel başkanının ihtiyaçları doğrultusunda devletlû bir müsamere sergilendi. Saray rejiminin,
En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim. Saray rejiminin miadı dolmuştur. Bunu en net, en iyi, artık tedirginlik içerisinde hiddetlenen, böylece
Müjdeyi web sitesinden verdiler. Türkiye siyasi hayatına yeni bir “Merkez Sağ Parti” giriş yapmaya hazırlanıyor. Ne mutlu, ne iyi bir