Defnenin Dalında Barış, Köklerimizde Direniş Var

Akdeniz’in doğu kıyıları olarak adlandırılan Levant bölgesindeki halkların hasat bayramı Evvel Temmuz, binlerce yıldır sürdürülen bir gelenek. Evvel Temmuz, bir yandan topraksız köylülerin hasat döneminde mülk sahibi ağaların karşısına kolektif bir güç olarak duruşunun simgesi, bir yandan da hasret gidermenin, şiirin ve dansın bayramı. Halklara uygulanan baskı ve katliamlara rağmen Evvel Temmuz, uzun süreli bir iradeyle bugüne kadar yaşadı.

Toplumsal Özgürlük Partisi’nin öncülüğünde düzenlenen bu yılki festivali, festivalin ruhunu, organizasyon anlayışını, miras bırakmak istediği yaşam biçimini konuşmak üzere festival düzenleme ekibiyle bir araya geldik.

Evvel Temmuz’un tarihteki yeri ve günümüze kadar gelen sürecini sorarak başlayalım söyleşimize.  Nasıl bir mirasla geliyor festival günümüze ve Arap Alevi halkı için anlamı nedir?

Temmuz’un evveli, Temmuz’un başı; Rumi Takvime göre 1 Temmuz, Miladi Takvime göre 14 Temmuz’a denk geliyor. Evvel Temmuz 4 bin yıllık geçmişi olan kadim bir gelenektir. Hatay ve çevresinde yüzyıllardır yaşayan halkların emek, bereket ve paylaşım geleneğidir. Kökleri binlerce yıl öncesine, Mezopotamya’nın bereket ritüellerine kadar uzanır. Hasadın tamamlandığı bu dönemde insanlar toprağa, emeğe ve suya şükranlarını sunar; bir araya gelerek ortak yaşamın ve dayanışmanın değerini kutlar.

Bu gelenek, yalnızca bir hasat bayramı değil; aynı zamanda halkların ortak hafızasını, kültürel çoğulluğunu ve komünal yaşam kültürünü taşıyan güçlü bir mirastır. Özellikle Arap Alevi halkı tarafından canlı biçimde bugüne taşınmış; Samandağ sahillerinden Defne şelalelerine, Arsuz kıyılarından Serinyol’a kadar suyla, toprakla ve birbirleriyle buluşmanın simgesi olmuştur.

12 Eylül cuntası tüm Türkiye’de olduğu gibi halkın bir araya gelişini hedef alan baskılar uyguladı. Ancak Evvel Temmuz’u yasaklamak istese de bu gelenek yok olmadı. Evlerde, dar alanlarda, hafızalarda korundu. Sonrasında halkın devrimcileri ve kültür emekçileri tarafından yeniden kamusal alana taşındı.

Şimdilerde ise yalnızca dini/mitolojik bir gelenek değil Evvel Temmuz; panellerle halkın sorunlarının tartışıldığı, Arapça atölyelerle kültürün yaşatıldığı, kurulan sahnelerle Arapça, Türkçe ve başka dillerde şarkılarla halkın hep birlikte eğlendiği bir kültür sanat festivaline dönüştü.

Bugün Evvel Temmuz Festivali; sponsorsuz, starsız, emekten yana, özgürlükçü ve çoğulcu yapısıyla yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda asimilasyona, baskıya ve unutuluşa karşı bir direnişin ifadesidir. Dünle bugün arasında köprü kuran bu festival, halkların belleğini, mücadelesini ve ortak geleceğini yaşatmaya devam ediyor.

Festivali salt bir kutlama değil, en önde çocuklar olmak üzere toplumsal bir gösteri ve mücadele sahnesi olarak kurguluyorsunuz. Bu anlayışınızdan biraz bahseder misiniz? 

Festivali yalnızca kurulan sahnelerden ibaret görmüyoruz. Yıl boyunca kadınlarla, çocuklarla, gençlerle yaptığımız çalışmaların bir uzantısı bu festival. Organizasyonu yaparken de yıl içinde olduğu gibi, toplumun her kesiminin sözünü söyleyebileceği alanlar var etmeye gayret ediyoruz. Mahallelerde kadınlarla tiyatro sahneleri kuruyoruz, “HAHA”lar ve Arapça atışma atölyeleri yapıyoruz. Kamusal alanlardan çoğunlukla dışlanan çocuklarla kendilerini ifade edebilecekleri sahneler kuruyoruz, Arapça tekerlemeler ve şarkılarla kültürümüzü yaşatıyoruz. Geleceksizliğe ve umutsuzluğa mahkum edilen gençlerle bir araya gelip sorunlarımızı ve çözüm yollarını tartışıyoruz.

Festivalimizin en önemli ilkelerinden biri starsız ve sponsorsuz olması. Haliyle böyle bir festivali organize etmenin zorlukları oluyor. Tamamen gönüllülük ve dayanışmayla bir festival düzenlemek; daha fazla emek, daha fazla kolektif çaba gerektiriyor. Maddi sorunlardan, gönüllülerin kalacak yerlerinin ayarlanmasına; lojistik sorunlardan, sahnenin kurulmasına pek çok konuda festival gönüllüleriyle birlikte çözümler üretiyoruz. Tam da bu sebeple yola çıkarken savunduğumuz ilkeleri yaşatmış oluyoruz. İnsanların tüketici olarak değil, birer özne olarak yer aldığı; dayanışmanın pratiğe dönüştüğü bir yaşamı yaratıyoruz. Bu deneyimler de kolektif emekle festivalin ruhunu ve anlamını güçlendiriyor.

Bölge halklarının savaş, yaşam pahalılığı, işsizlik, asimilasyon politikaları gibi derin sorunlar yaşarken depremle beraber yaşam alanları da devletin-sermaye ortaklığında tehdit altında. Tüm bu sorunlarla boğuşurken festivali yapma motivasyonunuz nasıl sağlıyorsunuz? 

Yoksulluk, deprem ve savaş gerçekten bizleri çok derinden etkiledi, etkilemeye devam ediyor. Örneğin 6 Şubat depremlerinden sonra yerle bir olmuş bir şehirde “Festivali yapmalı mıyız?” diye tartıştık. Ardından “Yanıbaşımızdaki, Suriye’deki soydaşlarımız soykırıma uğrarken festivali nasıl yaparız?” diye de sorduk.  Ve bugün hâlâ devlet-sermaye işbirliği ile Hatay halkının varlığı ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Bizler Evvel Temmuz Festivali’ni tüm bunların karşısında durarak, kültürümüze ve kentimize sahip çıkma iradesiyle gerçekleştiriyoruz.

Bu festival yalnızca eğlenceden ibaret değil, bu festival aynı zamanda bir direniştir; savaşa, asimilasyon politikalarına, el koymalarla, kamulaştırmalarla bizi bu topraklardan göndermek isteyenlere; havamızı suyumuzu kirleterek bize burada kalmayı zehir edenlere karşı verdiğimiz direniştir, var olma mücadelemizdir.

Bu yılki festivale dair neler söylemek istersiniz?

Bu yıl Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali’ne “Defnenin Dalında Barış, Köklerimizde Direniş Var” şiarıyla hazırlanıyoruz. Festivalle ilgili ayrıntılara www.evveltemmuz.org adresinden ulşabilirsiniz bu arada.

Defne, bu topraklarda yalnızca bir ağaç değildir. Binlerce yıldır barışın, yaşamın, bereketin ve kök salmanın simgesidir. Akdeniz’in kıyılarında yaşayan halkların hafızasında defne, savaşa ve yıkıma rağmen yaşamı savunmaktır. Bugün de Arap Alevi halkı olarak, bütün acılara rağmen barışın sesini yükseltmeye, birlikte yaşamı savunmaya devam ediyoruz.

Kültürümüzü yaşatmak, hafızamızı geleceğe taşımak, çocukların neşesini büyütmek, kadınların sözünü çoğaltmak, gençlerin üretimini görünür kılmak ve halkın bir araya gelme iradesini güçlendirmek için bu yıl da sokaklarda, mahallelerde, evlerde, avlularda buluşacağız.

4-5-6-7 Temmuz’da Samandağ’da, 11-12 Temmuz’da Defne’de Evvel Temmuz’u birlikte örgütlemeye çağırıyoruz.

Gelin bu festivalin bir parçası olun. Gönüllü olun, üretin, dayanışmayı büyütün. Defnenin dalındaki barışı, köklerimizdeki direnişi birlikte çoğaltalım.