Halkların Konvoyu Ablukaya Karşı Küba’da

Trump yönetiminin “Donroe Doktrini” kapsamında ABD’nin tarihsel düşmanı olarak gördüğü Küba’ya uyguladığı abluka, ada halkının yaşamını tehdit eden bir boyuta geldi. Yaklaşık üç aydır dışardan petrol alamayan Küba, elektrik sistemini güneş enerjisi, doğal gaz ve termik santraller ile ayakta tutmaya çalışıyor. Ülke çapında elektrik kesintilerinin yaşandığı adada sağlıktan ulaşıma, sorunlar gittikçe büyüyor.

ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü savaşın bekledikleri gibi bir zafer ile sonuçlanmayacağı artık günden güne kesinleşiyor. Trump yönetimi Küba’ya gerçekleştirmeyi sık sık dile getirdiği müdahaleyi olası bir yenilgi durumuna göre erkene de çekebilir gözüküyor. Geçtiğimiz hafta içinde gazetecilere konuşan Trump “Küba’yı ele geçirme şerefine nail olacağıma inanıyorum” diyerek adayı “bir şekilde alacağını” söyledi ve gözleri İran’dan Küba’ya çeken bir hamle yaptı. Konuşmasında Küba hakkında söylediği “güzel toprakları ve manzarası var, turizm için harika bir iklime sahip güzel bir ada” sözleri yıkıntılar içindeki Gazze için söylediği “deniz kenarında muhteşem konumu ve harika havası var” sözlerine benzerliğiyle dikkat çekti. Asli sahiplerinin Filistin topraklarından uzaklaştırılarak Gazze’nin yeniden ve dünyanın zenginleri için inşa edilecek olması ile Küba’nın komünist yönetiminin devrilerek adanın ABD’nin turizm sermayesine birikim sağlayacak şekilde dizayn edilmesi, Trump yönetiminin dünyayı kendi çiftliklerine çevirme planının farklı iki parçasını oluşturuyor. 

Ablukaya Rağmen Yardım

Adaya uygulanan ablukaya karşı Meksika devletinin insani yardım dolu bir gemi ile Brezilya hükümetinin 20 bin ton pirinç gönderiyor olmaları oldukça anlamlı. Ama yeterli değil. Ablukanın dehşet verici etkisine rağmen uluslararası kamuoyundan bu konuda ses çıkmaması dehşetin boyutlarını daha fazla artırıyor. İnsani yardımların Küba halkına faydası tartışılmaz. Fakat petrol ve petrole bağlı çalışan temel ihtiyaçların karşılanamaması, krizi her geçen gün daha da derinleştiriyor.

Bu süreçte Rusya tarafından Küba’ya gönderilen ve 700.000 varil ham petrol taşıyan bir Rus tankeri ile 200.000 varil dizel taşıyan Hong Kong bandıralı tanker ABD Hazine Bakanlığı’nın Küba’yı Rus petrolü alması kısıtlanan ülkeler listesine eklemesine rağmen yola çıkmışlardı. Hong Kong bandıralı gemi rotasını değiştirerek Trinidad’a doğru seyrederken Rus tankeri Anatoly Kolodkin ise Küba’ya doğru seyrediyor. Tankerin kararlı gidişi şimdilik Putin’in İran’a yönelik desteğini ifade eden Newroz mesajı ile de tutarlı gözüküyor. Tankerin seyri savaşın yeni bir boyutunu da açığa çıkartabilir nitelikte.

ABD Utanmazlığı

Bu arada Küba’da bulunan ABD Büyükelçiliği’nin hükümetten jeneratörlerini çalıştırmak için dizel yakıt ithal etme izninde bulunması da Trump’ın “saçmalamaları” ile yarışır nitelikte bir istek oldu. Konuya dair Küba Dış İşleri Bakanlığı “Bakanlığımız, diplomatik misyonun Küba halkını mahrum bıraktığı bir mala erişim ayrıcalığı talebinde bulunmasını utanmazlık olarak yorumlamaktadır”  diyerek noktayı koydu.

Halkların Konvoyu

Geçtiğimiz ay içinde dünyanın farklı yerlerinden yola çıkan enternasyonal dayanışmanın ilk konvoyu da 17 Mart Salı gecesi, insani yardım malzemeleriyle dolu olarak Havana’ya ulaştı. Convoy Nuestra América girişimi kapsamında gönderilen dayanışma malzemeleri, Avrupa’dan Atlantik Okyanusu’nu geçerek Havana’daki José Martí Uluslararası Havalimanı’na ulaştı. Konvoy, Küba’nın karşı karşıya olduğu kritik durumu hafifletmeye yardımcı olmak için 500.000 avro tutarında beş ton ilaç ve tıbbi malzeme taşıyordu.

Konvoyun adaya varan ilk ekibine 13 Avrupa ülkesinin yanı sıra Cezayir ve Fas’tan gelen 50’den fazla dayanışma örgütü, sendika grubu, işçi ve siyasi örgütün temsilcilerinden ve  Avrupa Parlamentosu’nun dört üyesinden oluşan 100’den fazla dayanışmacı eşlik etti.

Konvoyun tamamını oluşturan toplamda 30’dan fazla ülkeden 650 civarında dayanışmacı hava ve deniz yoluyla 21 Mart gününe kadar Küba’ya varmış oldu. Enternasyonal dayanışmacılar getirdikleri yardım malzemelerini yetkililere teslim ederken Küba halkı da dayanışmacıları coşkuyla karşıladı. Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez de konvoy ile gelenler için düzenlenen resmi karşılama törenine katıldı. Havana Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende en dikkat çeken şeylerden birisi de yapılan konuşmaların birinde dayanışma için ABD’den gelenlerin el kaldırması istendiğinde salonda kalkan ellerin çokluğu oldu.

Konvoyun iki teknesi de 21 Mart Cumartesi günü Meksika Karayipleri’ndeki Isla Mujeres’ten Küba’ya doğru yola çıktı. İki tekne aralarında temel ilaçlar, hijyen ürünleri, temel gıda maddeleri ve elektrik şebekesi için güneş panelleri bulunan toplamda yaklaşık 30 ton insani yardım malzemesi taşıyor.

Emperyalist güçlerin sınır tanımadan dünyanın her tarafında gerçekleştirdiği saldırılara karşı insanlığın aynı Gazze’de olduğu gibi bir dayanışma zinciri oluşturarak sınırları yok etmesi çok önemli. Bu dayanışma zincirini sembolik olmaktan çıkartacak yegane şey ise dünya halklarının kendi hükümetlerine baskı kurmak üzere savaş karşıtı yığınsal gösteriler organize etmesi olarak görünüyor.