Halkından Korkan Trump İsrail’i Öne Sürerek Savaşı Başlattı

Savaşları bitirme vaadiyle iktidara gelen ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların fitilini ateşledi. Kendi seçmenini dahi ikna etmekte zorlanan ABD emperyalizmi, Orta Doğu’daki kanlı çıkarları uğruna halkları bir kez daha ateşe atıyor.

Trump’ın İran operasyonunun hemen ardından yaptığı açıklama, ABD emperyalizminin kendi içindeki çelişkilerini ve meşruiyet krizini gözler önüne serdi. Trump’ın konuşmasına “İran’a neden saldırıyoruz?” sorusunu uzun uzun yanıtlayarak başlaması, Amerikan kamuoyunda bu savaşa karşı ciddi bir itiraz olduğunu yeniden hatırlattı. Geçtiğimiz günlerde Pentagon’dan bazı yetkililerin artık yeni bir savaş istemediği haberi kamuoyuna yansıdı.

Savaşa Karşı ABD’de İtiraz Sesleri

ABD Temsilciler Meclisi de Başkan Trump’ın İran’a askeri müdahale yetkisini Kongre onayına bağlayan yasa tasarısını gündeme getirmeye hazırlandı. Tasarı, Trump’ın tek taraflı hareket etmesini önlemeyi ve anayasadaki yetki dengesini korumayı amaçlıyordu. Ancak ABD Başkanı hızlı davranarak saldırıyı tasarı geçmeden önce İran’ı vurdu. Konuşmasıyla ABD’lilere rıza dayatmasında bulundu. Trump’ın “Cesur Amerikalı kahramanlar hayatlarını kaybedilebilir ve kayıplarımız olabilir. Ancak bunu şimdi için yapmıyoruz. Bunu gelecek için yapıyoruz ve bu asil bir görevdir,” sözleri de dikkat çekti.

Savaşları bitireceği vaadiyle göreve gelen Trump, şimdi kendi seçmenine bu yeni askeri krizin hesabını vermek zorunda. Konuşmasında 7 Ekim olaylarına özel olarak değinmesi, savaşın asıl mimarının İsrail lobisi olduğunu açıkça gösteriyor. Trump, emperyalist çıkarlar doğrultusunda “daha fazla savaş çıkarmayacağız” sözünü de çiğnemiş oldu.

MAGA Tabanı ve İsrail Lobisinin Kavgası

ABD egemen sınıfı ve siyasi tabanı kendi içinde derin bir bölünme yaşıyor. İki yıldır Amerika Birleşik Devletleri içinde giderek büyüyen muhafazakâr MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketi ile İsrail yanlıları arasında keskin bir kavga var. MAGA destekçileri İran ile savaşmanın ABD’nin ulusal çıkarlarına tamamen ters düştüğünü savunuyor. Bu kitle, İsrail’in çıkarları doğrultusunda belirlenen saldırgan dış politikadan derhal çıkılması gerektiğine inanıyor. Ancak son saldırılar, Trump yönetiminin tabanından gelen bu itirazları görmezden geldiğini ve İsrail lobisinin tahakkümünden çıkamadığını kanıtlıyor.

İçeriden Darbe ve Kanlı Bekleyiş

Emperyalizm, doğrudan bir kara işgalini göze alamadığı için İran’ı içeriden çökertme planını devreye soktu. Trump’ın konuşmasında doğrudan İran sınırları içine seslenmesi bu kirli stratejinin en net kanıtı niteliğinde. İran Devrim Muhafızları ve polislere “Silahlarınızı bırakın ya da kesin ölümle yüzleşin” şeklinde yöneltilen tehdit, ordunun ve emniyet güçlerinin direncini kırma çabası olarak okunabilir. Doğrudan İran halkına seslenerek “Özgürlüğünüzün saati yakındır, işimiz bittiğinde hükümetinizi devralın” ifadelerini kullanması, ABD’nin asıl hedefinin sadece askeri tesisleri vurmak değil, bir rejim değişikliği yaratmak olduğunu netleştiriyor. Devrik Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’nin de “ABD Başkanı’nın cesur İran halkına vaat ettiği yardım artık ulaşmıştır” şeklindeki sevinç çığlıkları da Trump’ın açıklamalarıyla ortak olarak okunabilir. ABD ve İsrail ikilisi, şu anda göze alamadıkları kara operasyonunun yerini, havadan bombaladıkları bir ülkeyi içeriden yıkma planıyla dolduruyor.

Trump’ın Yargılanma Korkusu

ABD Başkanı Donald Trump’ın savaş çığırtkanlığının ardında yalnızca emperyalist hedefler değil, aynı zamanda şahsi koltuk ve özgürlük kaygısı da yatıyor. İsminin karanlık Epstein dosyalarında geçmesi ve yaklaşan sonbahar seçimlerini kaybetmesi durumunda Kongre’de yargılanma ihtimalinin belirmesi, Trump’ı siyasi olarak köşeye sıkıştırdı. Epstein skandalı, ABD egemen sınıfının meşruiyetini derinden sarsıyor. Kendi içindeki bu hukuki ve siyasi çöküşten kaçmak isteyen Trump yönetimi, dikkatleri dağıtmak ve Amerikan kamuoyunu sahte bir dış tehdit etrafında kenetlemek için çareyi savaş cephesini genişletmekte buluyor. Ancak ABD Başkanı, bu kirli planın siyasi faturasını tek başına üstlenmekten korktuğu için savaşın tetiğini çekme işini bilinçli olarak İsrail’e devretti.

Siyasi yorumlara göre Washington, askeri müdahalede ilk adımı İsrail’in atmasının Amerikan seçmeni üzerinde savaşı daha kabul edilebilir kılacağını ve siyasi açıdan büyük avantaj sağlayacağını düşünüyor. Trump, yargılanma korkusunu örtbas etmek ve kendi siyasi ikbalini kurtarmak uğruna topu İsrail’e attı ve İran’a ilk saldırıyı İsrail’in yapmasını bekledi. Emperyalizmin kanlı sahnesinde ABD başkanı belki de önümüzdeki dönemde baş rolden figüranlığa kadar düşecek.

Türkiye Tehdit Altında mı?

ABD ve İsrail’in başlattığı hava saldırılarının ardından İran, misilleme dalgasını genişleterek füzelerinin menzilini doğrudan Amerikan müttefiklerinin ve Körfez ülkelerindeki ABD askeri üslerinin bulunduğu bölgelere çevirdi. İran Devrim Muhafızları Katar’daki El Udeyd Hava Üssü, Kuveyt’teki El Selim Hava Üssü, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) El Dafra Hava Üssü ve Bahreyn’de ABD 5. Filosu’nun yer aldığı Cufeyr üssünü hedef aldı. Ayrıca Ürdün’ü hedef alan füzelerin de ülke ordusu tarafından düşürüldüğü bildirildi. Bu saldırıların ardından Körfez ülkeleri sivil uçuşları durdurarak hava sahalarını kapattı.

Ancak şimdiye kadar Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı ABD’nin İncirlik Hava Üssü’ne yönelik bir saldırı haberi gelmedi. Geçtiğimiz günlerde New York Times gazetesi ABD yönetimine çarpıcı bir uyarıda bulunarak “İran, Türkiye’nin batısındaki üsleri vurabilir” öngörüsünü paylaştı. Aynı zamanda üst düzey bir İranlı yetkili, ABD’nin saldırıları sonrası kırmızı çizgilerin kalktığını belirterek, “Orta Doğu’daki tüm Amerikan ve İsrail varlıkları ile çıkarları meşru hedef haline gelmiştir” açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yine geçtiğimiz günlerde Arakçi ile görüşmesi ve son dönemdeki Türkiye’nin arabuluculuk açıklamaları İran’ın saldırı ihtimalini düşürmüş olsa da tamamen yok etmiş değil. Sıcak çatışmada Türkiye, coğrafi konumunun dezavantajıyla beraber hedef olabilir.