Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik son saldırısı, Küba, Kolombiya, Meksika, Grönland ve İran’ı aynı anda hedef alması Washington yönetiminin “demokrasi götürme” yalanı ardına sakladığı sömürgeci geçmişini bir kez daha hafızalarda canlandırdı. Latin Amerika’yı arka bahçesi, dünya halklarını ise sömürülecek bir kaynak olarak gören emperyalizm; Guatemala’dan Şili’ye, Küba’dan Ortadoğu’ya uzanan coğrafyada geriye sadece yıkım, darbe ve gözyaşı bıraktı.
ABD emperyalizminin Venezuela’da Nicolas Maduro’yu kaçırması ve ülke petrollerine göz dikerek askeri müdahalede bulunması emperyalizmin uzun suç sicilindeki örneklerinden yalnızca birisi. Washington yönetimi, petrol kaynaklarını yağmalamak ve kendisine boyun eğmeyen halkçı iktidarları devirmek için bir kez daha saldırıya geçti. Yüzyıllardır sürdürdüğü haydutluk geleneğini devam ettirdi.
Bu durum ABD’nin Amerika kıtasındaki ve Ortadoğu’daki karanlık sicilini akıllara getirdi. ABD emperyalizmi, 19. yüzyıldan bu yana kendi çıkarları uğruna halkların geleceğini çalmaktan asla çekinmedi. İşte ABD emperyalizminin dünya halklarına yaşattığı müdahalelerin ve darbelerin kanlı dökümü:
1800’ler ve 1900’lerin Başı
ABD emperyalizmi, 1823 yılında ilan ettiği Monroe Doktrini ile Latin Amerika’yı “arka bahçesi” ve sömürge alanı ilan etti. Bu doktrin, bölgedeki yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el koymanın kılıfı oldu.
- Nikaragua
ABD, 19. yüzyılın ortalarından 1930’lara kadar defalarca asker çıkardığı Nikaragua’da, halka kan kusturan Somoza diktatörlüğünü 40 yılı aşkın süre ayakta tuttu.
- Honduras
Amerikan tarım şirketlerinin çıkarlarını korumak adına 1900’lerin başında ülkeye sayısız kez müdahale edildi ve sivil yönetimler zayıflatıldı.
- Haiti
1915 yılında ülke “istikrarı sağlamak” bahanesiyle 1934 yılına kadar işgal edildi.
1950’ler ve 60’lar
Soğuk Savaş döneminde “komünizmle mücadele” adı altında her türlü sol ve halkçı hareket hedef alındı.
- Guatemala (1954)
Toprak reformu yaparak ABD’nin çıkarlarına dokunan Devlet Başkanı Jacobo Arbenz, CIA tarafından organize edilen bir darbe ile devrildi. Müdahale sonrası yüz binlerce insanın hayatına mal olan 36 yıllık bir iç savaş başladı.
- Küba (1961)
1959 Devrimi ile emperyalizmin zincirlerini kıran Küba halkı, 1961’deki Domuzlar Körfezi çıkarması ile hedef alındı. Ancak ABD bu saldırıda hüsrana uğradı, istediğini alamadı.
- Brezilya (1964)
İşçi haklarını genişletmek isteyen lider Joao Goulart, ABD donanmasının desteğini alan ordu tarafından devrildi.
- Dominik Cumhuriyeti (1965)
Ülkenin “yeni bir Küba” olmasından korkan ABD, binlerce asker göndererek Dominik Cumhuriyeti’ni doğrudan işgal etti.
1970’ler
1970’ler, Güney Amerika’da CIA destekli “Condor Operasyonu” ile muhaliflerin katledildiği en karanlık dönemlerden biri oldu.
- Bolivya (1971)
ABD, askeri yönetimlere verdiği destekle darbelerin önünü açtı. Devrimci önder Che Guevara’nın katledilmesinde de aktif rol oynadı.
- Şili (1973)
Seçimle iktidara gelen sosyalist lider Salvador Allende, CIA’nın doğrudan fonladığı ve organize ettiği bir darbe ile General Pinochet tarafından devrildi. Şili’nin Sosyalist Devlet Başkanı halka ve ülkeye ihanet eden Şili ordusuna teslim olmayı reddetti ve hayatını kaybetti. Allende’nin son sözleri “Sözlerimde acının değil, ihanete uğramışlığın izi var! Emekçilere söyleyecek bir tek şeyim kaldı: İstifa etmeyeceğim! Bu tarihi anda, insanların bağlılığını hayatımla ödeyeceğim. Eminim ki şu anda binlerce Şilili’nin asil vicdanına ektiğimiz tohum sonsuza kadar yaşayacak” oldu.
- Arjantin (1976)
ABD’nin onayladığı askeri cunta, binlerce muhalifi uçaklardan okyanusa atarak yok etti. “Kanlı Savaş” döneminde yaklaşık 30 bin kişi kaybedildi.
1980’ler ve 1990’lar
- Nikaragua (1980’ler)
Sandinista devrimini devirmek için “kontra” adı verilen paramiliter çeteler ABD tarafından silahlandırıldı ve finanse edildi.
- Grenada (1983)
Sosyalist Maurice Bishop yönetimi, “ABD’li öğrencilerin güvenliği” bahanesiyle düzenlenen işgalle devrildi. Bu saldırıda binlerce asker adaya çıkarıldı.
- Panama (1989)
Bir zamanlar ABD’nin müttefiki olan ancak sonra gözden düşen Manuel Noriega’yı devirmek için başkent Panama City doğrudan bombalandı ve işgal edildi.
2000’ler ve Günümüz
ABD, 21. yüzyılda da dünyadaki “kontrolünü” kaybetmemek için saldırılarına devam etti.
- Venezuela (2002 – Günümüz)
Hugo Chavez’e karşı 2002’de tezgâhlanan darbe girişimi halkın direnişiyle püskürtüldü. Bugünse Maduro yönetimi kaçırılma, ekonomik ablukalar, suikast girişimleri ve askeri kuşatma ile teslim alınmaya çalışılıyor.
- Haiti (2004)
Halkın oylarıyla seçilen Aristide, ABD askerleri tarafından kaçırılarak Orta Afrika’ya sürüldü; buna utanmadan “istifa” denildi.
- Honduras (2009) ve Bolivya (2019)
Liderlere karşı yapılan darbelerde ABD yine başroldeydi.
Diğer Yıkımlar (Vietnam, Irak, Afganistan, Libya)
ABD’nin kanlı sicili sadece Amerika kıtasıyla sınırlı kalmadı. Vietnam’da napalm bombalarıyla sivil halk yakıldı, Irak “kitle imha silahı” yalanıyla işgal edilip parçalandı, Libya “demokrasi” vaadiyle enkaza çevrildi.
Bugün Venezuela’da yaşananlar, ABD emperyalizminin ne kadar saldırganlaşabileceğinin kanıtıdır.

