“Futbol asla futbol değildir” sözü, bildiğimiz futbolun hayatla ve özellikle politikayla olan bağını anlatmak için artık atasözü gibi kullanılan bir kalıp oldu. Konu bu sefer bildiğimiz futbol değil, Amerikan futbolu. Hatta Amerikan futbolu bile değil. ABD’de düzenlenen Amerikan Futbol Ligi (NFL) final karşılaşmasının devre arasında düzenlenen şovun Trump’ın ifadesiyle “attığı tokat”.
Konuya yabancı olanlar için ön bilgi vermek gerekirse, Super Bowl olarak adlandırılan final maçı ABD’nin en önemli olaylarından biri. Her sene Şubat ayı içinde oynanan final maçını ABD’de televizyondan 100 milyondan fazla insan (bu sene yaklaşık 125 milyon izlenmiş) naklen izliyor. Yayın sırasında gösterilen reklamlar, maç için satılan biletler, maç sırasında yapılan harcamalar vb. ortalama üç-dört saat içinde 500 milyon dolarlık bir pazarı ifade ediyor. Yani söz konusu olan bir spor müsabakasından çok ticari bir organizasyon.
Şov Dünyası
Bu organizasyonun en önemli özelliklerinden bir tanesi de maçın devre arasında düzenlenen şovlar. Her finalde sansasyonel bir müzikal gösteri sportif bir olayın sınırlarını genişleterek adeta müsabakanın da önüne geçer bir nitelik taşıyor. Milyonlarca izleyici için konu bir spor müsabakasından daha çok o senenin etkinliklerine odaklanıyor. Final sonrası sosyal medya izlenmeleriyle birlikte düşünüldüğünde ticari etkinin nasıl takla attırılarak büyütüldüğünü daha net görebiliyoruz: NFL resmi Youtube kanalında final maçının özeti bir günde 5,3 milyon, devre arası şovu ise 54 milyon izlenmeye ulaşmış durumda.
Gelelim Trump’ın “tokat etkisi” dediği şova. Bu senenin devre arası şovunu Bad Bunny isimli Porto Riko’lu bir şarkıcı gerçekleştirdi. Şeker pancarı plantasyonlarında başlayıp plastik sandalyeli Latin düğünlerinden sokak kültürüne kadar Porto Riko ve Latin insanının yaşamından sahneler üzerine kurulu şovda tüm şarkıların İspanyolca söylenmesi ve ekranlara yansıtılan enstantaneler MAGA’cıların tepkisini çekti. Donald Trump gösterinin “berbat ve gelmiş geçmiş en kötülerden biri” olduğunu söylerken sanki kendi adı Epstein belgelerinde geçmiyormuş gibi şovu “ABD genelinde izleyen küçük çocuklar için” sakıncalı buldu!
Amerikan Rüyası
Her ne kadar verdiği mesajlarla Trump’ın hedef tahtasına otursa da Bad Bunny, “Amerikan Rüyası” diye adlandırılan ve kapitalizmin ideolojik dayanaklarından biri olan bireysel kurtuluş mitinin iyi örneklerinden bir tanesi. On sene önce bir markette çalışırken internete yüklediği bir şarkının popüler olması sayesinde bugün dünyanın en çok dinlenen müzisyenlerinden biri olan Bunny yoksulluktan zirveye yapılan yolculuk hayalinin simgelerinden biri. Latin kökenleri ve geldiği sosyal tabakanın gerçeklerini ifade ettiği şarkılarıyla şöhret basamaklarında yükselirken politik tavrından da taviz vermiyor. Bunun en net ifadesini ise geçtiğimiz sene sonunda kazandığı Grammy Ödülü’nü alırken yaptığı konuşmada görüyoruz. Bad Bunny ödül konuşmasına “Tanrı’ya teşekkür etmeden önce şunu söyleyeceğim: ICE dışarı!” sözleriyle başlıyor ve ödülünü “hayallerinin peşinden gitmek için memleketini terk etmek zorunda kalan herkese” diyerek göçmenlere adıyor. Gerçi göçmenliği “hayallerin peşinde” bir romantizme eşitliyor gibi ama Amerikan Rüyası da bu romantizmden beslenmiyor mu zaten?
Trump’a Karşı İkinci Raund
Bu NFL’nin Trump’a karşı ilk vukuatı değil. 2016 yılında ABD’de yükselen ırkçılığa karşı siyahi oyuncuların başlattığı bir hareket NFL’yi Trump ile karşı karşıya getirmişti. Maçlar öncesinde okunan milli marş esnasında önce birkaç oyuncu tarafından başlatılan diz çökme hareketi kısa sürede yayılmış ve Black Lives Matter (Siyahilerin Hayatı Önemlidir) hareketiyle birleşerek bir çığ gibi büyümüştü. Trump ilk dönemine denk gelen bu hareket karşısında NFL yöneticilerini uyarmış ve katılan sporcuların organizasyondan atılmasını istemişti. Fakat sayının çokluğu ve hareketin ABD toplumunda bulduğu karşılık Trump’ın isteğini boşa çıkartmıştı.
Neden Böyle Bir Tercih?
Bugüne dönecek olursak, akla şu soru geliyor: Trump ABD’yi iç savaşa doğru sürüklerken NFL gibi önemli bir spor sermayesi neden böyle bir tercih yaparak okları üzerine çekiyor? Bu sorunun cevabını aramadan önce spor dünyasında, dünyanın en zengin spor kulüpleri sıralamasına bakmakta fayda var. Geçtiğimiz yıl sıralamanın en üstünde 13 milyar dolar ile Dallas Cowboys bulunuyordu. İkinci sıra 10,5 milyar dolar ile Los Angeles Rams, hemen ardından 10 milyar dolar ile New York Giants geliyor. Listenin dördüncü sırasında ise 9 milyar dolar ile New England Patriots kulübü bulunuyor. Real Madrid ve Manchester United’ın dokuz ve onuncu sıralarda kendine yer bulduğu dünyanın en zengin kulüpleri listesinin ilk dört sırası bu NFL kulüplerinden oluşuyor.
Dünya liglerinin ticari değeri sıralamasında da NFL, ABD basketbol ligi NBA’in önünde yer alarak zenginliğinin yerini tescillemiş oluyor. İşte Bad Bunny tercihinin ticari zemini böyle bir büyüklük üzerine oturuyor. NFL’nin stratejik büyüme hedefinin uluslararası izleyici kitlesinin artırılması üzerine kurulduğu dünyanın değişik yerlerinde (geçen yıl Brezilya, İspanya, Almanya, İrlanda ve İngiltere’de) oynattığı lig maçlarından da anlaşılıyor. Diğer yandan NFL’nin başkan yardımcısı Marissa Solis, Kasım ayında verdiği bir demeçte, ligin ABD’deki Latin nüfusunu birkaç yıl önce “kritik bir büyüme alanı” olarak belirlediğini söyleyerek ligin hem ABD içinde hem de Latin Amerika’da Latin kökenli izleyici kitlesini büyütmeye odaklanmış olduğunu da ifade etmişti. Yani Bad Bunny tercihi NFL’nin elde ettiği yeni pazarlara dikilen bir sancaktır dersek yanlış bir şey söylemiş olmayız.
Dünyanın en çok dinlenen ve Grammy Ödülü almış şarkıcısının ticari sınırları genişletmek için kullanılması kapitalizmin mantığına son derece uygun bir davranış. Burada önemli olan politik mesajdan çok olabildiğince fazla insana markanın kabul ettirilerek satılabilmesi. Her ne kadar Trump “kimse anlamıyor” dese de kullanılan şov dilinin İspanyolca olması da Çinceden sonra dünyada, İngilizce’den sonra ABD’de en çok konuşulan dil olarak hedefle son derece uyumlu. Trump “Amerika’yı Tekrar Büyüt” diyerek ülke içine konuşurken NFL Bad Bunny’nin elindeki Amerika kıtası ülkelerinin bayrakları ile kendi pazarını büyütüyor: MAGA faşizmine karşı Mega Latin pazarı!
Anti-Trump Mesaj
İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası. ABD’nin aşınan hegemonyasını eski günlerine döndürme kavgasına soyunan Donald Trump’ın saldırgan stratejisi pek çok cephede çatışmalı bir durumu zorluyor. Büyük kavga Trump’ın etrafında kümelenmiş sermaye gruplarının çıkarları etrafında şekilleniyor. Nadir metaller, enerji, ticaret yolları ile bağlantılı savaş sanayi, petrol, otomotiv, teknoloji sermayeleri bu kavgada başı çekiyor. Fakat koşar adım gidilen savaş atmosferi sermayenin her kesiminde aynı coşkuyu uyandırmıyor. Trump’ın Venezüella operasyonu, Grönland tehdidi, Avrupa Birliği’ne karşı yaklaşımı, bir silah olarak gümrük tarifelerini kullanması gibi hamleleri ilgili sermaye gruplarının çıkarlarına uygun gözükse de farklı sermaye çevreleri ortaya çıkan sonuçlardan rahatsızlıklarını dile getirmekten geri durmuyorlar. Bu sene yapılan Davos Forumu bu rahatsızlıkların konuşulduğu toplantılara sahne oldu. NFL’nin büyüme stratejisi Bad Bunny’yi kullanmayı gerektirirken Bunny’nin verdiği anti-Trump mesaj da açıkça bu rahatsızlığın bir ifadesi anlamını taşıyor.ABD halkının faşizme karşı mücadelesinde bu tip çıkışlar kuşkusuz moral unsuru güçlendiren, mücadelenin meşruluğunu farklı mecralarda gündeme getirerek etkisini artıran bir niteliğe sahip. Fakat son noktada belirleyici olan halkın özneleşmesi ile yürüyecek süreçtir. NFL’yi oluşturan spor sermayesinin bir kısmının Trump destekçisi olduğunu da düşünürsek bu tip oluşumlara siyasi anlam yüklerken ticari çıkarlarla birlikte düşünmeyi de vurgulamak gerekir. MAGA faşizmine gerekli cevabı verecek olan en son örneğini Minnesota’da gördüğümüz ve sokakları dolduran on binlerin iradesi ile şekillenecek bir mücadeleden başkası olmayacaktır


