Yargıda “Saray” Ayarı: Tunç Gitti, Gürlek Geldi

Muhalefete yönelik siyasi operasyonların, İBB soruşturmasının ve sert cezaların mimarı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Saray tarafından Adalet Bakanlığı koltuğuna oturtuldu. Selefi Yılmaz Tunç’un “görevden affını istemediği” halde görevden alındığı süreç nasıl gelişti? Gürlek Cumhur İttifakı için neleri başardı? Kimlere ceza yağdırdı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla gerçekleşen kabine değişikliği, yargıdaki kadrolaşmanın niteliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Adalet Bakanlığı görevine getirilen Akın Gürlek, hukuk çevrelerinde sıradan bir bürokrat değil, iktidarın yargı eliyle yürüttüğü siyasi mühendislik projelerinin uygulayıcısı olarak biliniyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması olmak üzere, muhalefeti hedef alan ve Türkiye gündemine damga vuran pek çok soruşturmanın altına imza attı. Hâkimlikten Bakan Yardımcılığına, oradan Başsavcılığa ve nihayetinde Bakanlığa uzanan bu hızlı yükseliş, liyakatin değil, siyasi sadakatin ve muhalif sesleri bastırma performansının bir ödülü olarak yorumlanıyor. Gürlek’in sicili, hukukun evrensel ilkelerine göre değil, Saray’ın ihtiyaçlarına göre şekillenen kararlarla dolu.

Yılmaz Tunç’tan Daha “Militan” Bir Kadro mu?

Gürlek’in selefi Yılmaz Tunç’tan görevi devralması, iktidarın yargı politikasında daha sert ve tavizsiz bir hatta geçeceğinin işareti olabilir mi ilerleyen günlerde göreceğiz.

Eski bakan Yılmaz Tunç, devir teslim töreninde, Resmi Gazete’de yer alan “görevden af talebi” ifadesini adeta yalanlarcasına sadece “Cumhurbaşkanı’nın takdiriyle” sözlerini kullandı. Gürlek ile arasındaki koltuk mesafesi farkı da çok konuşuldu. Kimileri tarafından Tunç’un koltuğunun daha yüksekte kalması eski bakanın son dakika golü olarak yorumlanırken Gürlek’in danışmanları koltuk seviyesini ayarlamak için adeta yarışa girdi.

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek törende “Adalet sistemi 85 milyonun güvencesidir” iddiasında bulunsa da geçmiş pratikleri bu güvencenin yalnızca iktidar yanlıları için geçerli olduğunu gösteriyor. Gürlek’in “suçla mücadelede tavizsiz duruş” vurgusu, toplumsal muhalefet için baskıların artacağı ve yargının daha militan bir kadroyla yönetileceği endişesini güçlendiriyor.

Bakanlığın Gölgesinde Şaibeli İsimler: Furkan Torlak Skandalı

“Adalet” ve “güvenlik” söylemlerinin havada uçuştuğu devir teslim törenine büyük bir skandal damga vurdu. Akın Gürlek’in koltuğunu ayarlayan ve ona çiçek takdim eden kişinin, yakın zamanda uyuşturucu soruşturmasında adı geçtiği için İletişim Başkanlığı’ndaki görevinden istifa etmek zorunda kalan Furkan Torlak olduğu ortaya çıktı. Mehmet Akif Ersoy’un tutuklandığı uyuşturucu dosyasında ismi geçen Torlak hakkında, geçmişte “kişisel verilere yasadışı erişim sağladığı” ve “hakimlere talimat verdiği” yönünde ciddi iddialar bulunuyor.

Hakkında mal varlığıyla ilgili şaibeler ve “devleti zarara uğratma” suçlamaları bulunan bir ismin, Adalet Bakanı’nın en yakınında, adeta özel kalemi gibi davranması, yargı bürokrasisindeki çürümenin boyutunu gözler önüne serdi. Cem Küçük gibi iktidar yanlısı isimlerin dahi “neler çevirdiğini biliyoruz” diyerek suçladığı bir figürün Bakanlık koridorlarında boy göstermesi, Gürlek döneminin “adalet” anlayışının kimlere hizmet edeceğinin somut bir göstergesi oldu.

Kendi Haberini Engelletti

Yayın hayatına 29 Nisan 2024’te başlayan Ekol TV, iş İnsanı Mübariz Mansimov’un ortaklıktan ayrılmasıyla 22 Aralık 2025 tarihinde kapandı ancak kara para ve yasadışı bahis iddiaları dinmedi.

Kanalın kapanmasının son aylarında dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Ekol TV hakkında kara para ve yasa dışı bahis soruşturması başlattı. Soruşturmayla birlikte Gürlek’in 1 Kasım 2024’te Ekol TV’ye yaptığı ziyaret yeniden gündem oldu. Ancak 11 Ocak 2026 tarihinde Ekol TV’nin internet sitesinde yer alan “İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’ten Ekol TV’ye ziyaret” başlıklı haber ile Ekol TV soruşturmasına yönelik bazı paylaşımlar erişime engellendi. Kendi hakkında soruşturma başlatması beklenmeyen Gürlek, tartışmaları haber yasaklayarak kapatmış oldu.

Muhalefeti Tasfiye Makinesi: Gürlek’in “Adalet” Sicili

Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı koltuğuna oturması, tesadüfi bir atama değil; muhalefeti sindirmek, seçilmişleri cezalandırmak ve anayasal düzeni Saray lehine askıya almak için gösterdiği “üstün performansın” adeta bir ödülüdür. .

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde baktığı davalar, Türkiye’de hukukun nasıl bir siyasi silaha dönüştürüldüğünün en net kanıtıdır.

Canan Kaftancıoğlu’na Siyasi Yasak Yolunu Açan İsim

CHP’nin İstanbul’daki seçim zaferinin mimarı olarak görülen dönemin CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu hedef alan davanın hakimi Akın Gürlek’ti. Kaftancıoğlu’na, geçmişte attığı tweetler ve yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” gibi suçlamalarla toplamda 9 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

Demirtaş’ı İçerde Tutma Formülü

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında verdiği tahliye kararının uygulanması beklenirken devreye yine Akın Gürlek girdi. Demirtaş hakkında “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılandığı dosyada alelacele 4 yıl 8 ay hapis cezası vererek, tahliyenin önünü kesti ve tutukluluğunun devamını sağlayan “hukuki kılıfı” hazırladı.

2018’de ağır cezada hakim iken Demirtaş’a hüküm veren de oydu.

Anayasa Mahkemesi Kararlarını Tanımadı

Gürlek’in en cüretkar hamlesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Enis Berberoğlu hakkında verdiği “hak ihlali” ve “yeniden yargılama” kararını tanımaması oldu. Yerel mahkeme başkanı olarak, ülkenin en yüksek mahkemesinin kararını uygulamayı reddederek “Anayasayı ihlal” suçunu işlemekten çekinmedi.

Devrimci Avukatlara ve Gazetecilere Ceza Yağdırdı

Soma’dan Ermenek’e işçilerin, ezilenlerin avukatlığını yapan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatların yargılandığı davada da kürsüde yine o vardı. Savunma hakkını hiçe sayarak Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik gibi avukatlara onlarca yıl hapis cezası yağdırdı. Benzer şekilde Barış Akademisyenlerini cezalandıran, Şebnem Korur Fincancı’yı hedef alan kararların altında hep onun imzası bulundu.

İBB’ye “Terör” Suçlamasının Mimarı

Başsavcılık döneminde ise hedefinde Ekrem İmamoğlu ve İBB vardı. İBB çalışanlarını “terör iltisaklı” göstermeye çalışan, “ahmak davası” sürecini yöneten ve belediyeye kayyum atanmasının zeminini hazırlamaya çalışan soruşturmaların başındaki isimdi.

Gürlek’in bakanlığı, işte bu karanlık sicilinin üzerine kuruldu. Önümüzdeki günlerdeki yargı süreçlerinde
Türkiye’yi ne gibi sürprizler bekliyor hepimiz yaşayarak öğreneceğiz…