ABD’nin Gestapo’su ICE

ABD’de Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimi hızla Trump’ın Gestapo örgütü haline geliyor. En son Ocak ayının ilk haftasında Minnesota’da 37 yaşında üç çocuk annesi Renee Nicole Good bir ICE muhafızı tarafından aracının içinde vurularak öldürüldü. Bu ICE muhafızlarının öldürdüğü ilk insan değil. Sadece 2005 yılı içerisinde toplam 32 kişi ICE tarafından öldürüldü.

ICE sadece öldürmüyor. Kuruluş tarafından 20 Ocak ile 10 Aralık 2025 tarihleri ​​arasında 605.000 kişi sınır dışı edildi. Diğer yandan ICE’nin yarattığı terörün etkisiyle tutuklanmaktan veya öldürülmekten kaçınmak için devletin yaptığı propaganda ile insanları ülkeyi kendi istekleriyle terk etmeye teşvik eden yoğun bir baskının ardından 1,9 milyon kişinin de “kendi isteğiyle sınır dışı edildiği” açıklandı. 30 Kasım 2025 rakamlarıyla da yaklaşık 65.000 kişi halen ICE tarafından gözaltında tutuluyor.

Uygulamalar ve rakamlar şu an ABD’de devlet terörünün sistematik bir hale getirilmek üzere olduğunu gösteriyor. Hatırlanacağı gibi yaklaşık bir yıl önce Trump ikinci kez ABD başkanlık koltuğuna oturur oturmaz göçmenlik karşıtı politikalarını devreye sokmuş ve “Amerikan tarihindeki en büyük sınır dışı etme programını” başlattığını ilan etmişti.

Trump’ın koltuğa oturur oturmaz imzaladığı kararnamelerden bir tanesi de, ilk döneminin sonunda yaşanan Kongre Baskını soruşturmaları nedeniyle bir kısmı cezaevinde olan yaklaşık 1.600 kişinin affedilmesiydi. Affedilenlerden biri olan aşırı sağcı provokatör Jake Lang geçtiğimiz günlerde ICE karşıtı gösterilerin artık bir halk isyanına dönmeye başladığı Minneapolis’te göçmen karşıtı bir gösteri örgütlemeye çalıştı. Örgütlenmeye çalışılan gösteri küçük bir grupla sınırlı kaldı ve etrafları ABD vatandaşları tarafından sarıldı. Burada Jake Lang’ın ICE’ye destek veren konuşmaları ve atılan ırkçı sloganların karşılarında toplanan ICE karşıtlarını kışkırtma amacı taşıdığı anlaşılıyordu. Beklendiği gibi oldu. İronik olan, Lang’ı linç olmaktan yine siyah bir ABD vatandaşının kurtarmasıydı.

20 Ocak 2025 tarihinde Trump’ın imzaladığı kararnameler şu ana kadar yürütülen sürecin adımlarını görmek açısından önem taşıyor. Kararnamedeki her bir madde patlama sırasının gelmesini bekleyen duvarda asılı tüfeğe benziyor. ABD’nin rotası adım adım iç savaş tehdidiyle örülü özgün bir faşizme doğru seyrediyor.

ICE ve İşlevi

11 Eylül saldırıları sonrası kabul edilen “İç Güvenlik Yasası” ile 2003 yılında kurulan ICE ABD’de FBI’dan sonra soruşturma yetkisine sahip en büyük ikinci teşkilat. Özellikle ikinci Trump döneminde artırılan bütçesi ve görev tanımındaki esnekliklerin genişletilmesi ile beraber kuruluş tam bir baskı ve kaos yaratmaya çalışan çete örgütlenmesi gibi çalışıyor.

Şu an yaklaşık 3 bin ICE ajanı Minneapolis’te silahlı ve maskeli şekilde sokaklarda dolaşıp insanları rastgele çeviriyor, evlere girerek hane halkını açıkça taciz ediyor. Buna karşılık ICE vahşetine karşı protestolar artarak devam ederken, Trump, gösterileri bastırmak için 1807 tarihli İsyan Yasası’na dayanarak Minnesota’da ABD birliklerinin konuşlandırılmasıyla tehdit ediyor. Pentagon da 1500 askeri hazır tutarak bu tehdidin somutluğunu gösteriyor. İsyan Yasası, ABD Başkanı’na istisnai durumlarda ordu ya da Ulusal Muhafız birliklerini ülke içinde görevlendirme ve kamu düzenini sağlamak için güvenlik faaliyetlerinde bulunma yetkisi veriyor.

Gerçi Ulusal Muhafızlar şiddet olayları bahane edilerek Chicago, Portland, Los Angeles ve Washington gibi Mavi Duvar (ABD’de Demokratlara oy veren eyaletlere verilen isim) diye adlandırılan eyaletlerde bulunan şehirlerde geçtiğimiz yıl konuşlandırılmış ve kimilerinde sokaklarda ellerinde silahla gezdiriliyordu ama bu birlikler ayaklanma kapsamında görevlendirilmemişti. Süreç bu haliyle ICE’nin ve sivil faşist unsurların yürüttüğü kışkırtma harekatı ile halk hareketinin “ayaklanma” diye nitelendirilerek bastırılmasını ve faşist bir rejimin inşasını kapsıyor.

ABD’nin Gestaposu ICE

Gesapo Nazi Almanya’sının siyasi polis örgütüne verilen isimdi. 1933 yılında kurulduktan sonra “iç güvenliği” koruma adına devlet terörünü derinleştirerek faşizmin toplumun tüm hücrelerinde hissedilmesinde önemli bir rol oynamıştı. Nazilerin Almanya’da kendilerine karşı olan siyasi ve toplumsal direnci kırdıktan sonra yukardan aşağı gerçekleştirdiği faşist kurumsallaşmada şiddet temel unsurlardan biri olmuştu. Bugün ICE’nin kullandığı yöntemler ile Gestapo’nun yöntemleri arasında kimi noktalarda paralellikler kurmak mümkün. Nazi Almanya’sındaki Yahudilerin, Çingenelerin yerini Trump ABD’sinde göçmenler ve Müslümanlar aldı. “Geçmişin faşist antisemitizmini şimdiki faşist özentilerininkiyle karıştırmamak gerekir. Faşistler düşmanlarını bağlama göre değiştirir.”*

Trump ABD’nin sarsılan hegemonyasını tekrardan tesis etme mücadelesinde dünyayı bir savaşa doğru sürüklerken ülkesini de bu emperyalist savaşa göre dizayn ediyor. Demokratik kurumların tasfiyesini kapsayan bu süreçte ABD toplumu üzerinde yoğunlaşan şiddet inşa edilen faşizme karşı direnci kırarak yolunu açmayı amaçlıyor. Nazilerin komünistleri devre dışı bırakmak için uyguladığı yöntemleri Trump muhalif hareket üzerinden sağlamaya çalışıyor. Hatırlanacağı gibi Trump geçtiğimiz Ağustos ayında ABD’de yaygınlaşan anti faşist hareket olan Antifa’yı “yerli terör örgütü” olarak tanımlayan bir kararnameyi imzalamıştı. Trump kendisine muhalif vali ve belediye başkanlarının cezalandırılması gerektiğini çeşitli yerlerde dillendirirken FBI da Minnesota olaylarında öldürülen Good’un muhalif kimliği üzerinden soruşturma başlatmayı gündeme getirirken muhalif olmayı ve protesto hakkını gayrimeşru zemine itme çabasında. Şimdi sırada diğer hükümet karşıtı örgütlerin de “terör” kapsamına alınmak için sıraya dizildiğini tahmin etmek zor değil.

Dünya halkları savaş ve NATO karşıtlığı üzerinden Trump’ın yönelimine engel olmak üzere meydanları dolduruyor. Ama gerçek mücadele ABD’nin kendi içinde sürüyor. No Kings, Venezuela’ya yapılan müdahale karşıtı gösteriler ve ICE’ye karşı verilen mücadele gibi gittikçe yayılan ve büyüyen gösteriler Trump’ın ve ABD’nin kaderini belirleyecek. Trump’ın elinde dikensiz bir gül bahçesi bulunmuyor.

*Federico Finchelstein-Faşizme Heves Etmek