Gebze’de Grev, İzmir’de Sendikal Hak için Direniş: Smart İşçilerinden Mücadele Dersleri

Smart Güneş Teknolojileri şirketinin İzmir Aliağa’daki fabrikasında işçiler sarı sendika TES-İŞ’i gönderip DİSK/Enerji-Sen’de örgütlendi. Patron 7 işçiyi alakasız bahaneler ile işten çıkararak cevap verince, işçiler eyleme geçti. Fabrikanın içerisindeki işçiler üretimi durdurdu. Patronun işçilere “vardiyalar iptal edildi” mesajına karşın Enerji-Sen öncülüğünde vardiyası olmayan işçiler fabrikanın girişinde toplandı. Sendika Başkanı Süleyman Keskin, işten atılan işçiler işe iade edilene ve Enerji-Sen’in yetkisi işveren tarafından tanınana kadar üretimin başlamayacağını duyurdu.

Patronlar Farklı Taktik Hep Aynı 

İşçi sınıfı, sendikal haklarını bizzat kendi mücadeleleri ile burjuva hukukuna dayatmıştı. Ancak patronlar bu sendikal hak ve özgürlükleri fiilen sarı sendikaya üye olma özgürlüğüne çevirme gayretinde. İşçilerin patronun izin verdiği çeşitli sarı sendikalar yerine mücadeleci sendikaları tercih ettiği durumlarda klasikleşen bir süreç yaşanıyor.

Patronlar mücadeleci sendikayı tanımazken, zaman kazanmak için sendika tespit veya bazen alakasız şekilde iş kolu tespit davalarına başvuruyor. Dava sürecinin uzunluğundan da yararlanarak bu süreç içerisinde öncü işçiler işten çıkarılıyor, işten çıkarılmayan işçiler ise tehdit ve baskı yoluyla patron sendikasına üye olmaya zorlanıyor. Böylelikle patronlar muhtemelen en nihayetinde davayı kaybetse de, örgütlenme hakkı tescillenen sendikaların artık içeride gerçek bir gücü olmamasını garanti altına alınmaya çalışılıyor.

Smart Güneş Teknolojileri Aliağa fabrikasında yaşanan da bu klasikleşen sürecin bir örneği gibi gözükmekte. Yine Enerji-Sen’in yazın başından beri Bursa’da Aksagaz’a karşı yürüttüğü direniş süreci, Birleşik Metal’in Ankara’da Panelsan’da yürüttüğü direniş bu sürecin güncel olarak süren diğer örnekleri arasında. Ancak bu direniş süreçlerinden de görüleceği üzere mücadeleci sendikalar patronların tüm taktiklerine karşı geri adım atmadan mücadele etmenin yollarını arıyor, mücadele ısrarını sürdürüyor.

Smart Güneş Şirketinin Özgünlüğü

Tüm bu örnekler arasında, şu an alevlenen Smart Güneş Aliağa fabrikasındaki direniş süreci başka bir anlama daha sahip. Çünkü aynı şirketin Gebze’deki fabrikasında çalışan işçiler geçtiğimiz kış aylarında, sendikaları Birleşik Metal-İş öncülüğünde 114 günlük bir grev yürütmüş ve grevlerini kazanımla sonuçlandırmışlardı.

İşin ilginç tarafı ise her iki fabrikadaki mücadelelerde DİSK üyesi farklı sendikaların öncülüğü. Gebze’de Birleşik Metal öncülüğünde grev sürerken, İzmir’de direniş işçilerin Enerji-Sen’den örgütlenmesi üzerine gerçekleşti. Bunun sebebi ise yine patronların taktikleri ve hukukun patronlara açtığı hareket alanı. Smart Güneş Gebze fabrikası kurulduğu günden bugüne yoğun sınıf mücadelelerine sahne oldu. Sendikalaşmak için fabrika dahi işgal edildi ve aynı bugün İzmir’de yaşanana çok benzer bir sürecin 2022 yılında yaşandı. En nihayetinde de işveren geri adım atmak zorunda kaldı.

Patron buradan çıkardığı derslerden olsa gerek, işlerini büyütüp İzmir’de fabrika açınca onun da Birleşik Metal’de örgütlenmeyeceğinden emin olmak istemiş olmalı. Böylelikle Gebze’de bir “sorun” yaşanırsa üretim İzmir’de devam edebilecekti. Bunu garanti altına almak için ise tamamen aynı işi yapan iki fabrika farklı iş kollarına dahil edildi. Gebze’de metal iş kolunda kayıtlı olan aynı iş, İzmir’de enerji iş kolu sayıldı. Patron bununla da yetinmedi, sarı sendika TES-İŞ’i hiç vakit kaybetmeden fabrikaya soktu. Ne de olsa, enerji iş koluna geçerek Birleşik Metal’den kaçmayı başarsa da, Enerji-Sen’e çarpma riski hala vardı.

Gebze Grevi Süreci

22 Ekim 2025’te işverenin dalga geçercesine teklif ettiği önce yüzde 0, sonra 3000 TL zamma karşı Gebze’de grev edilmişti. Bu grev ilan edildiği sırada işveren İzmir’de TES-İŞ ile çoktan kapalı kapılar ardından anlaşmayı imzalamış ve üretiminee güvenle devam etmekteydi. Belki de Gebze’de işçilere karşı takınabildiği rahat tutumun arkasında buradan devşirdiği güven yatmaktaydı. Üstelik İzmir’de sürdürdüğü üretim de yetmemiş olacak ki, bir noktada Kayseri’de fason üretim yaptırarak açıktan grev kırıcılıktan da geri durmadı. Ancak işçilerin grev iradesi en sonunda baskın geldi. İzmir’de, Kayseri’de, genel merkezin olduğu Beykoz’da eylemler yapıldı, grev iradesi aylarca sürdürüldü ve işveren en sonunda geri adım atmak zorunda kaldı.

Farklı İş Kolları Arasında Dayanışma ve Ortak Mücadele İmkanları

Bugün gelinen noktada ise, işverenin elini rahatlatmak için kafasına göre enerji iş kolu olarak gösterip TES-İŞ’e üye yaptığı ve belki de bu sayede 114 gün greve dayanmasını sağlayan İzmir fabrikası elden gidiyor. Bu süreç patronlar lehine düzenlenen iş kollarının ve sendikacılığa dayatılan iş kolu sendikacılığı modelinin karşısında bir çıkış olma potansiyeli taşımakta. Doğru, hukuki çerçeve Birleşik Metal’in İzmir fabrikasında örgütlenmesinin önüne geçiyor olabilir. Fiili direnişler ise yer yer bu hukuki çerçeveyi esnetebilse ve kısmi kazanımlar elde edebilse de, Birleşik Metal’in ve işçi sınıfının genelinin bugün sahip olduğu güç bugün bu hukuki çerçeveyi yırtıp atmaya yetmiyor olabilir.

Ancak bu durum aynı Birleşik Metal gibi DİSK üyesi olan ve DİSK içerisinde de mücadeleci tutumuyla ayrışan Enerji-Sen’in örgütlenmesine imkan sağlıyor. Enerji-Sen’in başlattığı direnişe ise Birleşik Metal’in destek verdiğini görebiliyoruz. Yani aslında devletin hukuki sistem üzerinden dayattığı bölünme doğrudan yırtılıp atılamıyor olabilir, ancak bu bölünmenin farklı taraflarında bırakılan çok çeşitli sendikaların birbirlerine güç verme imkanı sürmekte. Birleşik Metal ve Enerji-Sen’in bu süreçte gösterdiği dayanışma buna çok güzel bir örnek niteliğinde.

Bugün eğer Enerji-Sen’in direnişi başarıyla sonuçlanır ve İzmir fabrikasında da mücadeleci bir sendika örgütlenirse, Gebze’deki veya İzmir’deki bir sonraki sözleşme sürecinde farklı sendikalara da üye olsalar işçilerin dayanışma içerisinde hareket etme imkanı doğacaktır.

Toplu sözleşme sürecinde pazarlık güçleri artacak, patronu beraber köşeye sıkıştırabilecek ortak mücadele imkanları yaratılabilecektir. Aynı şekilde bugün Enerji-Sen’in direnişi sürecinde, Gebze’de Birleşik Metal’in varlığı önemli bir güç imkanı yaratmaktadır. 

Tabiki, bu dayanışma ve ortak mücadele kendiliğinden oluşamaz. Farklı iş kollarında örgütlenen ama hedefi ve tarafı aynı olan sendikaların, farklılıklarını da gözeterek bir arada olması ve bu ortaklığı bile isteye inşa etmesi gerekmektedir. Smart Güneş’in iki fabrikasında altı ay aralıkla başlayan mücadeleler böyle bir dayanışmanın yaratabileceği güce dair ipuçlarını şimdiden bize sunuyor. Eğer bu iki fabrika arasında böylesi bir dayanışma inşa edilebilir ise, ortaya çıkacak gücü ise hep beraber göreceğiz. 

Son olarak, böyle bir dayanışma ilişkisinin sadece Birleşik Metal ve Enerji-Sen arasında kısıtlı kalmayarak, DİSK üyesi veya değil tüm mücadeleci sendikalar ve emekten yana kamuoyunu kapsayacak şekilde genişletilebilmesi bahsettiğimiz güç potansiyelini farklı seviyeye taşıyacaktır.