Ankara’da Emperyalist Kuşatma: NATO 3.0 ve Trump Show

Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi, iktidara yakın medyanın diplomatik bir zafer olarak sunduğu sahte tablonun aksine, emperyalist hedeflerin Türkiye’ye dayatıldığı bir platforma dönüştü. “NATO 3.0” konseptiyle pazarlanan zirve, ABD emperyalizminin hegemonyasını korumak adına dünyayı yeni bir paylaşım savaşına sürüklüyor. Türkiye zirve için 12 milyar TL harcayıp halkın yoksulluğu pahasına savunma harcamalarının artırılmasını hedeflerken Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri küresel bir felaketin içine çekiliyor.

Küresel Çevreleme Stratejisi ve Türkiye

Avrupa ve ABD’nin Asya-Pasifik’ten Doğu Avrupa’ya uzanan hat üzerinde kurguladığı Rusya ve Çin’i çevreleme stratejisi, Türkiye’yi doğrudan ateş hattına sürüklüyor. NATO’nun genişleme adımları, Ankara’yı Rusya ve Avrasya coğrafyasına karşı emperyalizmin operasyonel bir “ileri karakolu” haline getirmeyi amaçlıyor.

F-35 savaş uçağı programına dönüş ve yaptırımların kaldırılması vaatleri, Türkiye egemen sınıfına sunulan bir rüşvet niteliği taşıyor. Bu kirli pazarlık, ülkeyi Karadeniz’den Orta Doğu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada Batı’nın taşeronu yaparak büyük bir küresel savaş riskinin ortasına atıyor.

Savaş Patronlarının Kâr Zirvesi

Zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Forumu’nda imzalanan sanayi üretim sözleşmelerinin toplam değer büyüklüğü 11 milyar doları aştı. Evrensel’in haberine göre zirvede yapılan tek günlük anlaşma, Türkiye’de çalışan 7 milyon asgari ücretlinin 2.5 aylık toplam gelirine denk geliyor.

En büyük anlaşmayı hisselerinin yüzde 75’inin BlackRock ile Vanguard Group’a ait olan ABD merkezli Lockheed Martin ile Alman silah ve otomotiv tekeli Rheinmetall oluşturuyor. Bu iki büyük silah devinin Gazze soykırımında doğrudan sorumluluğu bulunuyor. İki şirketin üreteceği her bir füzenin maliyeti yaklaşık 1.5 milyon ABD doları büyüklüğünde. 27 Mart’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile BlackRock CEO’su Larry Fink arasında üst düzey bir görüşme gerçekleşmişti.

S-400, F-35 ve CAATSA

2019 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerinin alınmasının ardından Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması ve 2020’de devreye sokulan CAATSA yaptırımları, ABD emperyalizminin tahakküm araçları olarak kullanıldı.

Bugün ise ABD Başkanı Trump’ın CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını ilan etmesi ve S-400’lerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi veya çalışamaz hale getirilmesi formülleriyle Türkiye’ye yeniden F-35 kapısının aralanması, transatlantik sermayenin sunduğu açık bir emperyalist rüşvet olarak değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beş adet F-35 uçağının sözünü aldıklarını bir zafer edasıyla sunması, ülkenin savunma politikalarındaki dışa bağımlılığını ve savrulmayı gözler önüne seriyor.

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması hamlesi, iktidar medyasının iddia ettiğinin aksine bir diplomatik başarı değil, Türk burjuvazisinin küresel hegemonya kavgasına ve NATO’nun yeni savaş konseptine daha sıkı entegre edilmesini amaçlayan tehlikeli bir boyunduruk olarak okunuyor.

Trump’tan Brunson Kriziyle İlgili Cüretkâr Sözler

Zirve kapsamında gerçekleşen ikili görüşmeler, ABD’nin Türkiye üzerindeki tahakkümcü tavrını bir kez daha gözler önüne serdi. ABD Başkanı Donald Trump, ortak basın toplantısında geçmişte yaşanan Rahip Brunson krizini rahat ve cüretkar bir dille hatırlattı. Trump, uzun süreli hapis cezası alan Brunson’ın masum olduğuna inandığını belirterek, “Ben aradığımda Cumhurbaşkanı onu hemen serbest bıraktı” ifadelerini kullandı. Bu sözler, yargı bağımsızlığının emperyalist müdahaleler karşısındaki zafiyetini bir kez daha kanıtladı.

Yeniçeriler 200 Yıl Sonra Törende

Beştepe’de Trump için düzenlenen resmi karşılama töreni, siyasi bir gösteriye de sahne oldu. Yeniçeriler, 200 yıl aradan sonra ilk kez bir devlet töreninde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı ile birlikte boy gösterdi. Tarihteki 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve yeniçeri kıyafetli askerlerin eşlik ettiği bu şov, geçmişin sembolleri üzerinden yeni bir bölgesel güç kurgusu yaratılmaya çalışıldığını ortaya koydu. Yeniçeriler ile yapılan gövde gösterisi Tom Barrack’ın daha önce vurguladığı “Osmanlı millet sistemi” ve “hayırsever monarşiler” sözlerini yeniden hatırlattı.

Medyada NATO Şovu, Sokakta Halka Sert Müdahale

İktidara yakın medya Beştepe’deki ihtişamlı resepsiyonları, verilen lüks yemek ziyafetlerini ve NATO liderlerinin aile fotoğraflarını büyük bir övgüyle manşetlerine taşıdı. Ancak iktidarın NATO şovu devam ederken, sokaklarda emperyalizme karşı sesini yükselten halka yönelik devlet şiddeti devreye girdi. Ankara’da “NATO’ya Hayır Koordinasyonu” çağrısıyla toplanan ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu kitle, polis ablukasına alındı ve çok sayıda kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Benzer şekilde Eskişehir’de de NATO’yu protesto eden yurttaşlara polis müdahale etti ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Emperyalizmin savaş örgütüne kırmızı halılar serilirken, ülkesinin bağımsızlığını savunan emekçiler şiddetle bastırıldı.

.