Mutlak Butlan ve İcazetli Muhalefetin Koltuk İhtirası 

Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin CHP kurultayına yönelik verdiği mutlak butlan kararı, yargı mekanizmasının tamamen Saray rejiminin güdümünde hareket ettiği bir kez daha gözler önüne serdi. Yargı eliyle ana muhalefet partisine kayyum atanması halk iradesinin açıkça gasp edildiğini gösterdi. İktidar, yargı eliyle de siyasete yön veriyor. Hukuksuz yargı kararını koltuk hırsı uğruna kabul eden Kılıçdaroğlu ve yönetiminin meşru olmadığını mutlak butlan kararını sokakta protesto edenler meydanlarda, CHP il binaları önünde hep birlikte haykırdı. 

Hukukçular mutlak butlan kararının hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu ve anayasaya aykırı olduğunu söyledi. Saray rejiminin bu hamlesinin, tıpkı kayyum uygulamasında olduğu gibi toplumsal iradeyi teslim alıp ülkeyi seçimsiz ve ana muhalefetsiz karanlığa sürükleme amacında olduğu belirtildi. 

Siyasiler partiler,  sivil toplum kuruluşları ve barolar karara tepki gösterdi. Açıklamalarında kararın yalnızca bir siyasi partiye değil, toplumun seçme ve seçilme hakkına yönelik doğrudan bir saldırı olduğu vurguladılar.  

Kılıçdaroğlu’nun Koltuk Hırsı  

Butlan kararı öncesi çektiği video ile adeta mahkeme kararını önceden bilen eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi kariyeri kadar kaybettiği seçimlerle de adından çokça söz ettirdi. Siyasi tarihi boyunca her kritik eşikte iktidarın adeta can simidi oldu. Erdoğan AKP’sinin çizdiği icazet sınırlarında, saray kontrollü bir muhalefet yürüterek tepkilerin odağı oldu.  

Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” darbesine sarılarak CHP başkanlığına geri dönme çabası, ardında devasa bir siyasi enkaz da barındırıyor. Siyasi tarihi boyunca girdiği hiçbir seçimi kazanamayan bu profilin yargı eliyle iktidarda kalma hevesi burjuva siyasetinin içler acısı halini gözler önüne seriyor.  

Eski CHP Lideri Kılıçdaroğlu 2009 İstanbul yerel seçimlerinden 2010 ve 2017 referandumlarına; 2011, 2015 ve 2018 genel seçimlerinden 2014, 2018 ve en son 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sayısız hezimete imza attı.  

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı süresince sürdürdüğü politikalar, her kritik dönemeçte iktidarın ve devletin ekmeğine yağ sürmüştü. Örneğin, 2016 yılının nisan ayında AKP’li 316 milletvekilinin imzasıyla TBMM başkanlığına sunulan dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifine “Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen evet diyeceğiz” dedi. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklaması ve partisinin kararı Selahattin Demirtaş başta olmak üzere HDP’li birçok siyasetçinin tutuklanmasının yolunu açtı.  

2010 yılından beri kurultay kaybetmeyen Kılıçdaroğlu, 38. Olağan Kurultayda delegelerin oylarıyla Özgür Özel’e yenildi. Sandıkta her defasında kaybeden Kılıçdaroğlu, kurultay yenilgisini hazmedemeyerek şaibe iddialarını ortaya attı. Saray’ın anayasayı yok sayarak çıkarttığı yargı kararıyla  koltuğa geri oturmak için adım attı.  

Hanedanlık Siyaseti ve Öztrak Ailesi  

Siyasi çıkar ağının en somut örneklerinden bir diğeri ise parti içinde adeta bir hanedanlık kuran, nesiller boyu koltukları terk etmeyen Öztrak Ailesi. Altı dönemdir milletvekilliği yapan eski CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın aile ağacı, bu düzen siyasetinin anatomisini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan nitelikte. 

Faik Öztrak’ın dedesi 1939’da İsmet İnönü döneminde İçişleri Bakanlığı yapan isim Mustafa Faik Öztrak. Amcasıysa 27 Mayıs sonrası kurulan hükümetlerde İçişleri ve Gümrük Bakanlığı koltuklarına oturan Orhan Öztrak. Babası 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri sonrasında bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği yapan İlhan Öztrak. Kemal Derviş döneminin Hazine Müsteşarı olan “junior” Faik Öztrak’ın temsil ettiği bu elitist tabaka, ayrıcalıklı koltuğunu terk etmemek için bu kez de mutlak butlan kararına adeta sımsıkı sarılıyor. 

Düzen Siyasetinin Kıblesi: Kişisel Menfaat  

CHP üzerinden şekillenen bu kriz profesyonel siyasetçilerin siyaseti yalnızca bir pazarlık alanı olarak gören, ilkesizlik düzeyindeki pragmatizmini de bütünüyle ifşa eti. 

Sınıfsal dürtüleri emekçileri anlamalarına engel olan bu “müteahhit siyasetçiler”, halkın sokaktaki öfkesini ve haklı direnişini görmezden geldiklerini bir kez daha gösterdi. Bu siyaset esnafları için önemli olan şeyin üzerine oturdukları mali kaynak ve rant tezgahı olduğu bir kez daha anlaşıldı. Burjuva siyasetinin kendi çıkarları uğruna halkı hiçe sayan bu pratiği, mevcut düzenin sınırları içinde bir çıkış olmadığını bir kez daha kanıtladı.  

Halkın Siyasetsizleştirilmesi

Saray yargısı ile kontrollü muhalefet arasında yaşanan mutlak butlan pazarlığı madalyonun diğer yüzünü, yani halkın geniş kesimlerinin siyasetten uzaklaşmasını amaçlıyor olabilir. Burjuva siyaseti, krizleri mahkeme salonlarına ve parti dehlizlerine hapsederek sokağı işlevsiz kılmak istiyor. 

İşçinin, emekçinin, geçim derdindeki milyonların gerçek gündemi unutturulmak isteniyor. Kurban Bayramı öncesi verilen bu kararda aileler arasındaki ziyaretlerde ekonomik krizin devasa büyüklüğü yerine mutlak butlan krizinin konuşulması bir başka amaç da olabilir. Siyaseti hukuki terimler savaşına indirgemek isteyen bu karara karşı İzmir’de binlerce kişi Alsancak’ta buluşarak iradesine sahip çıktı. CHP Lideri Özgür Özel’in yargı kararına karşı Kılıçdaroğlu yönetimi ve iktidarı sokaktaki muhalefet ile sıkıştırıp sıkıştırmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak.