1 Mayıs Öncesi Çırpınışlar: Taksim İradesine Karşı “Terör” Demagojisi

İşçi sınıfının ve ezilenlerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs yaklaşırken, her yıl sahneye koyulan tanıdık baskı ve sindirme oyunu bir kez daha devreye girdi. İşçilerin, emekçilerin ve sol güçlerin haklı ve meşru Taksim talebini bastırmak için, 1 Mayıs’a günler kala İstanbul ve Kocaeli’de çok sayıda adrese operasyonlar düzenlendi. Sol sosyalist güçlerden onlarca kişi hukuksuzca gözaltına alındı. 

Bu operasyonların sol ve sosyalist grupları “terörize” ederek kamuoyunda bir korku iklimi yaratmak ve meşru 1 Mayıs kutlamalarını kriminalize etmek olduğu bir kez daha gün yüzüne çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu operasyona ilişkin açıklamasında, pek çok devrimci ve sosyalist yapı “Sol Terör Örgütleri” adı altında aynı torbaya dolduruldu. Eylem yapacakları bahanesiyle hedef gösterildi.  

AYM Kararı Yine Çiğneniyor

Operasyonlar ve alınan idari yasak kararları, ülkenin en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hükümlerini alenen çiğniyor. AYM, Aralık 2023’te verdiği kararda, Taksim Meydanı’nın işçi ve emekçilerin “ortak hafızası” ve “sembolik değeri” olduğunu vurguladı. Meydanın 1 Mayıs kutlamalarına kapatılmasını net bir şekilde “hak ihlali” olarak tescilledi.

AYM kararı, kendisini o kültürün parçası gören herkesin 1 Mayıs’ta Taksim’de bulunma ve bu hafızayı kuşaklara aktarma hakkı olduğunu açıkça ifade etti. Buna rağmen iktidar ve kolluk güçleri Taksim’e giden ulaşım güzergahlarını engelledi ve sol/sosyalist güçlere operasyon düzenledi. 

Faaliyette Olmayan Örgütler Üzerinden Kriminalizasyon Çabası 

Yargı organları, son operasyonla işçi sınıfının meşru taleplerini yasadışı örgütlenme iddialarıyla gölgelemeye çalıştı. Başsavcılık açıklamasında, operasyonun hedefi olarak aralarında TKKKÖ ve TKP-Kıvılcım gibi isimlerin de yer aldığı çok sayıda sol grubu saydı. Ancak devletin resmi kayıtları ve geçmiş yargı süreçleri, iktidarın öne sürdüğü bu argümanları çürütecek doğrultuda. 

2018 yılında aralarında TÖP Merkez Koordinasyon üyesi Hatice Göz ve Graz Belediye Meclis üyesi Max Zirngast’ın da bulunduğu dava dosyası buna örnek olacak nitelikte. O dönemki yargılama sürecinde Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü resmi bir rapor hazırladı. Raporda TKP/Kıvılcım adlı örgütün Türkiye’deki son faaliyetinin 2012 yılında gerçekleştirildiği belirtildi. O dönem aynı dosyada yargılanan herkes beraat ederken, dava dosyasının da kurgulanmış olduğu kaydedildi.

Yıllar önce faaliyetini sonlandırmış yapıların, 2026 yılında kamuoyuna açık ve yasal siyaset yürüten devrimcileri tutuklamak için gerekçe yapılması yine aynı hukuksuzlukların tekrarlanması olarak yorumlandı.  

Taksim Meydanı Neden Hedefte ve Ne Zaman Kapatıldı? 

Taksim, Türkiye işçi sınıfı için sıradan bir alan değil, bedellerle kazanılmış tarihsel bir hafıza mekânı olarak anılıyor. 1976 yılında DİSK öncülüğünde yüz binlerce işçinin katılımıyla ilk devasa 1 Mayıs kutlamasına ev sahipliği yapan bu meydan, bir sonraki yıl, Kanlı 1 Mayıs olarak hafızalara kazınan katliama sahne oldu.

1977’de Sular İdaresi binası ve The Marmara Oteli’nden açılan ateşle 34 kişi katledildi. Bu provokasyonun Türkiye’yi adım adım 12 Eylül karanlığına sürüklediği kaydedildi. 12 Eylül darbesiyle Taksim yıllarca emekçilere yasaklandı. 2007 ve 2008 yıllarında gözaltılara, biber gazlı ve coplu saldırılara rağmen sokak sokak verilen direnişler sonucunda barikatlar yer yer aşıldı.

Verilen mücadele sonucunda, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında Taksim Meydanı’nda milyonların katıldığı, son derece coşkulu ve barışçıl 1 Mayıslar yaşandı. Ancak Gezi Direnişi’nin de yaşandığı 2013 yılında meydandaki “inşaat çalışmaları” bahanesiyle meydana yeniden yasak getirildi. O tarihten bugüne Taksim; polis barikatları, gaz bombaları ve hukuk dışı yollarla işçi sınıfına kapatıldı. Bu yıl da hukuksuz yollarla işçi sınıfının Taksim ile buluşması engellenmeye çalışılıyor.