Liberal Ruh’un “Şahane” Dönüşümü: ABD’de Devlet, Sermaye ve Neoliberalizm

Trump’ın Beyaz Saray’a ikinci kez taşınmasının yaklaşık 10. ayını, bu satırları yazdığımız günlerde, geride bırakıyoruz. Dünyaya şöyle bir siyasal olarak baktığımızda geride bırakılan yalnızca geçen zaman değil, liberal müesses nizamın kıvrıla kıvrıla tarihe teslim ettiği derisi olacaktır. Kapitalist ilişkilerin örgüsünden şekillenen siyasal sistemin yeni bir biçimde vuku bulmasının bir işareti, bu geride bırakılan deri. Sömürü ve sömürgecilik, savaş, riyakarlık, baskı, tahakküm, meta dünyasının yeryüzüne diktası ve nicesi. Kapitalist nitelendirdiğimiz temel “genetik” kodlar bir deriden diğerine intikal ettiği sürece korunan, dahası şiddetlenen, belli başlı olgular sayabiliriz.

ABD’nin bu metamorfozu, yalnızca iç politik düzeni dönüştürmekten ibaret değil; kapitalizmin tarihsel yönelimini açığa vurarak, yeryüzünde hüküm süren siyasal rejimlerin yeniden biçimlenişine işaret etmekte. Faşizm, yeni faşizm, yeni muhafazakârlık, beyaz üstünlükçülük, ırkçılık, otoriter neoliberalizm… Günümüz siyasal koşullarını, olgularını ve rejimlerin ideolojik içeriklerini açıklamayı hedefleyen kavramlardan bazıları. Dünya sermaye ağında ve siyasal güç ilişkilerinde belirleyici konumda bulunan, kapitalizmin biçim değiştiren ideolojisinin ithalatçısı olan ABD’ye göz atmak bu anlamıyla önem kazanıyor. Öyle ya, bir Almanyalı metal grubunun alaycı biçimde hicvettiği gibi: “Hepimiz Amerika’da yaşıyoruz!” Üstelik “Amerika şahane bir yer!” 

Metamorfozun İçinden Bakış

Temmuz 2025’de yürürlüğe giren Koca Şahane Bir Yasa (One Big Beautiful Bill) Trump rejiminin yapısal karakteristiklerini yansıtması bakımından somut ve kapsamlı bir örnek teşkil eder. Vergi indirimleriyle üst sınıflara devasa bir servet aktarımını kalıcılaştıran, sosyal yardım programlarını budayarak işçi sınıfını daha da kırılganlaştıran, fosil yakıt üretimini teşvik ederken çevre düzenlemelerini gevşeten, ve bütçenin önemli bir bölümünü savunma ile iç güvenlik aygıtlarına yönlendiren bu yasa, günümüzde başta Avrupa’da olmak üzere küresel olarak tezahür eden yeniden yapılanmanın yasal mimarisini oluşturur.

Milyonlarca yoksul ABD yurttaşını sağlıktan mahrum bırakacak olan bu yasa, yoksullara yönelik gıda yardımı programlarının da kaldırılmasını içeriyor. Trump rejiminin ilk döneminde kapitalistlere ve ekonomik zenginliğin büyük bölümünü elinde tutanlara tanınan vergi aflarını kalıcı hâle getirirken, yoksuldan alıp zengine veren “Şahane” bir yasa ile devlet-sermaye ilişkisinin yakınlaşmasında yeni bir aşamaya tanıklık ediyoruz. Ama olsun; aynı zamanda bu yasa, silah susturucuları için uygulanan 200 dolarlık vergiyi de kaldırıyor. Artık okullar sessizce, ağır silahlarla taranabilir…

Göçmen karşıtı söylemleri içinde somutlaştıran bu yasa, “sınır güvenliğinden” sorumlu Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’ne (ICE) sunabileceği en büyük cephaneyi de sunmuş oldu. 9 Eylül’den sonra Bush hükümetinin İç Güvenlik Departmanı altında kurduğu bu aygıt, şimdi her zamankinden çok daha fazla inisiyatife ve kaynağa sahip. Şu “şahane” yasayla birlikte bütçeden aldığı doğrudan pay %185 arttırılarak yaklaşık 30 milyar dolara çıkarıldı. Kıyaslayın: Türkiye’nin savunma bütçesine denk. Dahası, yalnızca ICE değil, genel olarak göç ve sınır güvenliği kompleksine ayrılan toplam fon 170 milyar dolara ulaşıyor.

Burada verilen sayısal büyüklükler yalnızca kâğıt üzerinde kalmıyor. Yeni yasalar ve Trump rejiminin ruhu çok hızlı bir şekilde sokaklarda kendini hissettiriyor. Sokak sokak, ev ev gezen, ağır silahlarla, taktik araçlarla ve ekipmanlarla donatılmış ICE “orduları” bugüne kadar on binlerce göçmeni gözaltına almış durumda. Günde 3000, bir yılda 1 milyon yasadışı göçmeni kitlesel olarak sınır dışı etmeyi hedefleyen rejimin bu aygıtı girdiği sokaklarda halk tarafından büyük tepkilerle karşılaşsa bile pervasızca işine devam ediyor.

Bütün bunlar olurken ABD’li “resmi” yurttaşların ise yalnızca bir avucu ellerini avuçlarını doldurmakta. Avuçlar dolarken —ve doldurmak için— yeni rejimin Ruh’u, kapitalist sınıfın ideolojisine sirayet ediyor; ama aynı zamanda o ideolojiye nihai biçimini de veriyor. Bilirsiniz, ilişkiler her daim iki taraflıdır. 

Sosyal sınıfların yaşadığı krizleri liberal kimlikçilikle içerme çabasının iflas ettiği bu siyasal atmosfer, işte bu yeni Ruh’un açığa çıkışını temsil ediyor. Artık eski Ruh’un refleksiyle, Onur Ayı’nda gökkuşaklarıyla logolarını donatan şirketlere ne gerek var? “Woke[1] virüsünden”[2] mustarip olmayan; ürünlerini “düşmanlarını korkutmak, kimi zaman da öldürmek”[3] için pazarlayan, devlet ile sermaye arasındaki ilişkinin görünürde platonik olan bir ilişkiden açıkça ciddi bir birlikteliğe evrildiği bir dönem başlıyor. “Woke yalanlarla” beslenmiş yapay zekanın yerini, gözetim aygıtlarını ve toplumsal denetimi büyüten yapay zekâ tahayyülü alırken, devletin toplumsal ilişkilerin denetimini hedefleyen Palantir şirketi, bu “vatansever kapitalist” biçimin temsilcilerinden yalnızca biri. Salt piyasada tüketilmek üzere üretimin ötesinde, ABD imparatorluğunun teknolojisini üreten “vatansever” bir Vadi’nin —ve bunu çekinmeden dile getirecek bir Vadi’nin— zamanı gelmiş görünüyor. Zaten sermaye sınıfı buna dünden hazır!

Savunma Departmanı yerine isim değişikliğiyle Savaş Departmanı getiren Trump, dışarıda sözde barışı telkin ederken içeride toplumu eğip bükecek yöntemlerle savaş çığırtkanlığını arttırıyor. Bir dizi generali önüne toplayarak yeni dönemi izah eden Trump’ın ve “Savaş Sekreteri” olarak atadığı alkoliğiyle tanınan bir ırkçı, katı Katolik ve kadın düşmanı Hegseth’in konuşmalarına bakmak yeterli. Artık “şişman generallerin” kurumların koridorlarında gezmediği; “woke çöplüğünün” ortadan kaldırıldığı; ordu mensuplarının “en yüksek erkeklik standardına (!)” ulaştığı ve savaş suçları işlemekten çekinmeyeceği bir dönem[4]… Erkekliğin, itaatin, disiplinin ve vahşetin çığırtkanlığı ABD departmanlarının koridorlarında yankılanıyor.

Bunlara karşılık sokaklarda ise yankılanan: “Ne Krallar, ne Tahtlar, ne Taçlar — İktidar halka aittir! Faşist bir ABD’ye hayır!” Ülkenin dört bir yanından 7 milyona yakın ABD’li yurttaş Ekim ayındaki “Krallara Hayır” protestolarında bunları dile getiriyordu. Karşılığında ise ucuz yapay zeka videolarıyla halka pislik atan taçlı bir Trump sosyal medyada servis ediliyor, “Amerika’nın” düşmanları olarak nitelendiriliyorlardı… Böylelikle metamorfozun sancıları ve çelişkileri hem liberal kurumlar içerisinde hem de halkın tepkilerinde vuku bulurken, siyasal düzen geri dönülemez bir rotada ilerlemekte. 


[1] “Farkındalıklı”, “aşırı duyarlı” vb. olarak çevirebileceğimiz “woke” kavramı, Batı’da kimlikçi liberal siyasete karşı muhafazakarların uydurduğu aşağılayıcı bir kavram.

[2]https://www.lemonde.fr/en/international/article/2024/08/13/elon-musk-s-ambition-repopulating-the-planet-and-destroying-the-woke-virus_6714239_4.html

[3] https://gizmodo.com/palantirs-billionaire-ceo-just-cant-stop-talking-about-killing-people-2000560597

[4]https://www.lemonde.fr/en/international/article/2025/10/01/war-from-within-end-of-beards-stricter-physical-tests-trump-and-hegseth-unveil-new-direction-for-us-military_6745970_4.html

Scroll to Top