Mevsimlik tarım işçileri her yıl aylarca Adana’da pamuktan çileğe karpuzdan narenciyeye pek çok sebze ve meyvenin hasadını yapıyor. Ailesi ile gelen çoğu mevsimlik tarım işçisi çocuk, okulların kapanmasını bile beklemeden neredeyse nisan ayı itibariyle kente geliyor. Burada aylarca branda çadırlarda yaşayan çocuklar hem ağır şartlarda çalışıyorlar hem de pek çok ihmale ve istismara açık oluyorlar.
Sadece Adana’da değil, güneye yayılan pek çok ilde süren mevsimlik işçilik, çocuklar için en ağır işlerin başında geliyor. Bulaşıcı hastalıklar, özel alan yokluğu, zehirlenme, istismar, ihmale açıklık, suda boğulma ya da tarlaya giderken geçirilen kazalar… Çocuklar tüm bu risklere açık halde, yetişkinlerden çok daha az ücretle çalışıyorlar.
Konunun önemine ve ciddiye dikkat çekmek isteyen birkaç kurumun ortak bir çalışma için bir araya geliyor. Adana’da çocuk hakları alanında çalışmalar yürüten Her Yer Çocuk Derneği, Eğitim-Sen Adana Şubesi ve KESK Adana Kadın Meclisi ile birlikte belgesel gösterimine hazırlanıyor.
Tıpkı Adana, Çukurova bölgesi gibi mevsimlik işçiliğin yoğun olduğu Karadeniz’de fındık işçisi çocukları anlatan Dal Değdi Gözüme belgeseli 20 Haziran Cumartesi günü (Bugün) izlenecek ve ardından söyleşi gerçekleşecek.
Dal Değdi Gözüme
Her yıl Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’ne fındık hasadında çalışmak üzere gelen on binlerce göçmen işçi yaz mevsimini çadırlarda ya da yıkıntı binalarda yaşayarak geçiriyor. Çok zorlu koşullarda çalışmak zorunda kalan işçiler, emek sömürüsünden ırkçılığa kadar birçok sorunun görünmez olduğu bu sektörde yaşadıkları hiçbir sorunu dile getiremiyor ve mevcut eşitsizliği kabullenmek zorunda kalıyorlar. Yaşanan sorunların görünmez olmasıyla sıradanlaşan emek sömürüsü, dünyanın en kaliteli fındığı olarak görülen Karadeniz fındığının alıcısı dünya markalarının da bu düzene dahil olmasıyla sonuçlanıyor. Yönetmenliğini Ezgi Koman, A. Selçuk Atalay’ın yaptığı belgesel, kanunen yasak olmasına rağmen fındık hasadında çalışan/çalıştırılan 15 yaşından küçük çocukların ve ailelerinin hikayesini ve bu düzenin neden değişmediğini, bir çocuk hakları aktivistinin gözünden anlatıyor.


