Gülistan Doku Soruşturması Kapsamında Beş Polis Daha Tutuklandı

6 Yıllık Derin Sessizlik

Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinden beri haber alınamayan, Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma devam ediyor. Gülistan’ın kaybedilmeden önce en son görüştüğü ve iletişim kurduğu tespit edilen Zainal Abarakov, gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Beş yıldan uzun süre boyunca intihar denilerek üstü örtülmeye çalışılan dosyada, Gülistan’ın ailesi ve kadınların ısrarlı  mücadelesi sayesinde 2026 yılının Nisan ayında yeni gelişmeler yaşandı. Cinayetin şüphelilerinden Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş, cinayeti işleyenin dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Sonel olduğunu itiraf etti. Bu itirafla beraber Gülistan’ın, içerisinde kamu görevlilerinin ve devlet yetkililerinin de olduğu organize bir yapı tarafından öldürüldüğü ve delillerin karartıldığı ortaya çıktı. Nisan ayında Tuncay Sonel dahil 13 kişi tutuklandı. 2026 yılının Temmuz ayında ise aralarında polis memurları ve korucular da olan tutuklamalar ile birlikte tutuklu sayısı 25’e yükseldi.

Devlet Eliyle Karartılan Deliller

Gülistan’ın ailesinin bulduğu SIM kartı, dönemin valisi Tuncay Sonel tarafından savcılığa teslim edileceği iddia edilerek alındı. Tuncay Sonel’in SIM kartını savcılığa değil, içerisindeki verilerin silinmesi için Ankara’ya, eski polis Gökhan Ertok’a gönderdiği ortaya çıktı. SIM kartı, verilerin silinmesinin ardından savcılığa verildi.

Gülistan Doku’ya ait 31 Aralık 2019 tarihindeki hastane kaydının, kaybolduktan 2 gün sonra, 7 Ocak 2020 tarihinde silindiği POLNET1  verileri üzerinden doğrulandı. Yapılan incelemede sadece 31 Aralık tarihinin log2  kayıtları silinirken bu işlemi ancak ana yazılım kodlarına sahip olan kişilerin gerçekleştirebileceği ortaya çıktı. Hastane kayıtlarının ana yazılım kodlarına sahip devlet görevlileri tarafından silindiği de böylece ortaya çıktı.

5 Ocak 2020 günü Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan siyah BMW’nin, Gülistan’ın son görüldüğü Dinar Köprüsü’nden 4 kere geçtiğini gösteren kamera kayıtları da silindi. Kayıtlar dosyaya ancak 6 yıl sonra girebildi.

Devlet Aygıtlarının Çete Pratiği

Gülistan Doku’nun kaybolmadan önce ve kaybolduğu gün emniyet personeli tarafından POLNET ve POLCEP sistemleri üzerinden hukuki gerekçe gösterilmeksizin birçok kez sorgulandığı tespit edildi. 25 Kasım 2019 tarihinde Tunceli Polisevi Şube Amirliği’nde görev yapan bir polis memuru, POLCEP3 uygulamasının asayiş modülü üzerinden Gülistan kaybedilmeden neredeyse bir buçuk ay önce Gülistan Doku’nun TC kimlik numarası ile sorgulama yaptı. Aynı polis memuru, soruşturma kapsamında olmadığı için yasadışı olan bu sorgulamaları 4 Aralık 2019 tarihinde sabah ve akşam saatlerinde toplam beş kere daha yaptı. Tespit edilen POLCEP verileri, Gülistan Doku’nun kaybedilmesine giden sürecin uzun bir çete pratiğiyle hazırlandığı iddialarını güçlendirdi.

Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun hesabından Gökhan Ertok’un hesabına 2019 yılında 10 bin TL’lik para transferi yapıldığı tespit edildi. Sonel ve Ertok arasındaki yazışmaların ortaya çıkmasıyla beraber Sonel’in kendisi aleyhine paylaşımda bulunan kişileri yakalatıp işkence ettirdiği belirlendi. Aynı yazışmalarda Ertok’un bir cinayet, 300 kg eroin ve 400 milyon TL’lik gayrimenkul konutlarının varlığından bahsederek bazı devlet görevlileriyle görüşmek için Sonel’den referans olmasını istediği de yer aldı. Tuncay Sonel’in Gökhan Ertok ve Şükrü Eroğlu aracılığıyla bir kadını tehdit ettiği, telefonunu değiştirdiği, aracına takip cihazı yerleştirilerek Türkiye’den gönderilmesini sağladığı olay  da öne sürülen haberler arasında.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu tarafından 27 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan basın açıklamasında, Gülistan’ın cansız bedenin şüphelilerle irtibatlı korucular tarafından organize bir şekilde gömüldüğü veya yok edildiğine yönelik önemli delillere ulaşıldığı bilgisi de yer aldı.

Devlet aygıtlarının suç ağları haline gelmesi bir süredir gündemde. Özellikle Kürt illerine konuşlandırılan bu çeteler, adeta kadınlara karşı bir savaş politikası pratiği olarak karşımıza çıkıyor. Bölgede güvenlik güçlerinin ya da devlet kurumlarında çalışan kişilerin çocuk istismarından cinsel saldırıya kadar yürüttükleri şiddet biçimleri uzun yıllardır biliniyor. Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan korucular ve polisler, sözde “bölgedeki güvenliği sağlamak” için Kürt illerinde görevlendirilmiş kişilerdi. Kadınların 6 yıl süren mücadelesinin ardından bu kişilerin fuhuş, uyuşturucu, tehdit, işkence, delil karartma ve cinayet gibi birçok suçu işleyen bir çetenin içinde olduğu ortaya çıktı.

Aynı çete yapılanmalarının, 12 Şubat’ta Hasankeyf Ilısu Baraj Göleti’nde cansız bedeni bulunan ve Gülistan’ın yakın arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümünün de sorumlusu olduğu iddia ediliyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş, 24 Kasım 2024 tarihinde kaldığı KYK yurdundan çıkmasının ardından kaybolmuştu. 15 Ekim 2024 günü Molla Kasım sahilinde cansız bedenine ulaşıldı. İlk başta intihar denilerek üstü örtülmeye çalışılan dosyada, Rojin’in ailesi ve kamuoyunun baskısıyla açıklanan ATK raporunda, Rojin’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA’ya rastlandığı ortaya çıktı. Silinen kamera kayıtları iddiası ve etkin soruşturma yürütülmemesi, bu cinayetin de arkasında devletle organik ilişkileri bulunan çeteler tarafından işlendiği şüphesini güçlendirdi.


  1. Yalnızca yetkili personelin girebildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) ses, görüntü, parmak izi ve veri trafiğini yöneten merkezi bilişim ağı. ↩︎
  2. Elektronik cihazlarda, yazılımlarda veya ağlarda gerçekleşen tüm işlem, hata ve kullanıcı etkileşimlerinin kronolojik olarak tutulduğu veri dosyaları. ↩︎
  3. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) personelinin saha görevlerinde akıllı telefonlar ve mobil cihazlar üzerinden POLNET bilgi sistemine erişmesini sağlayan mobil uygulama. ↩︎