Sahi, Epstein Dosyalarına Ne Oldu? 

2025’te dünya gündemini sarsan Epstein dosyaları bir anda hafızalardan silindi. Aslında bu unutkanlık çok normal; sürekli değişen gündemlerin altında eziliyoruz. Hatta ABD ve İsrail’in, İran’a saldırmasıyla birlikte bu dosyalar tamamen rafa kalktı. Ancak bu unutuluş kesinlikle bir tesadüf değildi. Son derece bilinçli yürütülen bir operasyonla, dosyaların akıbetini yavaşça gündemden düşürdüler.

Jeffrey Epstein skandalını ilk duyduğumuzda, hepimiz bunun yalnızca zenginlerin ve ünlülerin özel bir adada çevirdiği bir cinsel istismar ağı olduğunu düşünmüştük. Ancak büyük halk baskısı ve ABD Kongre kararıyla yayınlanan milyonlarca sayfalık belgeler, gerçeğin çok daha korkunç olduğunu gösterdi. Karşımızda sadece sapkın bir milyarder değil; Mossad operasyonlarını, şantaj ağlarını ve rüşvet çarklarını barındıran devasa bir sistemi de açığa çıkardı.

Jeffrey Epstein’in 2019’da hücresinde şüpheli bir şekilde ölü bulunmasının ardından, mağdurlar ve gazeteciler dosyaların açılması için yıllarca mücadele etti. Bu baskılar nihayet sonuç verdi ve Kasım 2025’te ABD Kongresi Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası’nı geçirdi. Yasa: Adalet Bakanlığı elindeki tüm belgeleri sansürsüz bir şekilde açıklayacaktı. Utanç, itibar kaybı veya siyasi hassasiyet gibi bahanelerle ünlülerin veya siyasetçilerin isimleri gizlenemezdi. Ancak Adalet Bakanlığı bu süreci bilerek geciktirdi. Daha da kötüsü, Ocak 2026’da güçlü elitlerin isimleri gizlenirken, mağdur kadınların e-posta adresleri ve hatta çıplak fotoğrafları hiçbir sansür uygulanmadan internete sızdırıldı.

Pam Bondi ve FBI Sızıntıları

Epstein belgeleri etrafındaki tartışmaların en dikkat çekici boyutlarından biri, Trump yönetimindeki Adalet Bakanlığının süreci nasıl yönettiği oldu. Başsavcı Pam Bondi göreve geldiğinde şeffaflık sözü vermiş, Epstein dosyalarıyla ilgili olarak “kamyon dolusu belge” bulunduğunu söylemiş ve incelemek üzere masasındaki belgelerden bahsetmişti. Bu açıklamalar, kamuoyunda yeni ifşaların geleceği beklentisini güçlendirdi.

Ancak ilerleyen aylarda söylem değişti. Basına yansıyan iddialara göre Bondi, Mayıs 2025’te Beyaz Saray’da Başkan Donald Trump ile Epstein belgelerini görüştü. Bazı haberlerde Trump’ın adının belgelerde çok sayıda kez geçtiğinin kendisine bildirildiği öne sürüldü. Bunun ardından Adalet Bakanlığı, kamuoyunda uzun süredir tartışılan Epstein dosyalarında adı geçen kişilerle ilgili yeni belge yayınlanmayacağını açıkladı.

Tartışmaların büyümesinde FBI içinden sızan bilgiler de etkili oldu. Senatör Richard Durbin’in aktarımına göre, FBI bünyesinde çok sayıda personel Epstein belgelerini incelemek üzere görevlendirildi ve Donald Trump’ın adının geçtiği kayıtların işaretlenmesi istendi. Süreç Kongre’nin de gündemine taşındı. Epstein soruşturmasının nasıl yürütüldüğüne ilişkin tartışmalar sürerken, hem Adalet Bakanlığı’nın tutumu hem de belgelerin kamuoyuna açıklanma biçimi siyasi çekişmelerin merkezine yerleşti.

Tüm bunlara ek olarak, Epstein ve çevresine ait olduğu öne sürülen bazı yazışmaların basına sızması yeni tartışmalar yarattı. Özellikle Epstein’ın ortağı Ghislaine Maxwell ile yaptığı bazı yazışmalarda Donald Trump’a ilişkin ifadelerin yer aldığı iddiaları kamuoyunda geniş yankı buldu. Jeffrey Epstein’ın sızdırılan yazışmalarında, Donald Trump’ın istismar ağından haberdar olduğuna dair iki kritik ifade öne çıkmaktadır. 2011’de Ghislaine Maxwell’e gönderdiği mesajda Trump’ın sessizliğini “Trump havlamayan köpektir. [Mağdurla] evimde saatler geçirdi, adı bir kez bile anılmadı” sözleriyle anlatan Epstein; 2019’da yazar Michael Wolff’a gönderdiği e-postada ise çok daha doğrudan bir iddiada bulunarak, “Elbette kızlardan haberi vardı, çünkü Ghislaine’e durmasını söyledi” ifadelerini kullandı. Buna karşılık Trump çevresi ve Beyaz Saray’a yakın isimler, söz konusu sızıntıların siyasi amaçlarla gündeme getirildiğini savunarak iddiaları reddetti.

Peter Mandelson ve Thorbjørn Jagland Olayı

Dosyaların yarattığı deprem sadece ABD ile sınırlı kalmadı. İngiltere’de Başbakan Keir Starmer’ın en yakın adamlarından eski bakan Lord Peter Mandelson Şubat 2025’te ABD Büyükelçisi yapıldı. Nihayetinde Epstein sızıntıları, Mandelson’ın Epstein ile ilişkisinin yalnızca dostluktan ibaret olmadığını kanıtladı. Mandelson Şubat 2026’da tutuklanıp kefaletle serbest bırakılırken, İngiltere hükümeti tarihinin en büyük güven krizlerinden birini yaşadı.

Ahlaki üstünlük ve eşitlik kavramlarıyla övünen Norveç bile bu skandaldan kaçamadı. Avrupa Konseyi eski Genel Sekreteri ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjørn Jagland’ın, Epstein hüküm giydikten çok sonra bile onunla ailecek tatiller yaptığı ve ona diplomatik kapıları açtığı ortaya çıktı.

Gündem Değiştirme

Tarih boyunca hükümetlerin ve siyasi liderlerin, iç politikadaki krizlerin gölgesinde dış politika hamlelerine yöneldiği birçok örnek var. Kamuoyunun dikkati iç sorunlardan, dış gelişmelere kaydırıldı. Epstein dosyaları etrafında büyüyen tartışmalar sırasında da benzer değerlendirmeler sıkça gündeme geldi. 2025 sonlarında ve 2026’nın ilk yarısı boyunca Epstein belgeleri, ABD siyasetinin en tartışmalı konularından biri haline geldi. Belgelerde hangi isimlerin geçtiği, hangi kayıtların kamuoyuna açıklanacağı ve Adalet Bakanlığının süreci nasıl yönettiği konusunda yoğun bir siyasi mücadele yaşandı. Tam da bu dönemde ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaşı, dikkatlerin farklı bir yöne çevrilmesi olarak değerlendirmek oldukça makul.

Kamuoyunun haftalar boyunca konuştuğu Epstein dosyaları bir anda gündemin arka sıralarına düştü. Televizyon ekranları, gazeteler ve sosyal medya artık büyük ölçüde savaş, enerji fiyatları ve bölgesel güvenlik meselelerine odaklanıyordu. Böylece Epstein soruşturmasına ilişkin tartışmaların kamuoyu üzerindeki etkisi önemli ölçüde azaldı.

Epstein dosyaları hakkındaki tartışmalar tamamen sona ermiş değil. Belgelerin tamamının kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı, bazı kayıtların neden sansürlendiği ve Adalet Bakanlığının süreç boyunca nasıl hareket ettiği hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Açığa çıkan şey şu: Zengin ve nüfuzlu bir kişiyseniz adalet önünde hesap vermeniz gerekmiyor. Sapkın biri olmanız bile sizin başkan olmanıza engel değil. Geride ise yalnızca istismara uğramış, hâlâ tedavi gören mağdurlar kalıyor…

Bu karamsar tabloyu, pedofiliyi, cinsel saldırıları normalleştirenlere karşı bu dosyayı hakkıyla ele alacak ve tüm suçluları cezalandıracak olanlar, tüm bunları unutmayanlar da var. Bugün Trump karşıtlarının bilemesi gereken tek bıçak belki de budur.

Son Gelişmeler

Süreç 2026 içinde boyut değiştirdi ve devlet kurumlarının birbiriyle çatıştığı bir alana kaydı. İngiltere’de Mandelson’ın ardından eski Prens Andrew da görevini kötüye kullanma şüphesiyle gözaltına alındı. ABD tarafında ise Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi, Bill Clinton ve Bill Gates gibi isimleri kapalı oturumlarda dinledi. Epstein’a 170 milyon doları aşkın ödeme yapan fon yöneticisi Leon Black belgeleri saklamaya kalkınca, Eylül 2026’da oy birliğiyle “Kongreye itaatsizlik” suçuyla savcılığa sevk edildi. Bakanlığın sansürünü kırmak için yeni bir şeffaflık yasası Kongre’ye sunulurken, dosya pedofili skandalından çıkıp sistemin kendi içindeki güç savaşına dönüştü.