Manisa’da Okul Saldırısı 

Yeni eğitim öğretim yılının ikinci haftasında yine okul şiddeti yaşandı. Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde saat 08.00’de tüfekle ateş açıldı. İlk bilgilere göre ikisi ağır olmak üzere toplam 11 öğrencinin yaralandığı ifade edildi.

​Saldırıdan 19 saat önce ise Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi birlikte “güvenli okul ikliminin güçlendirilmesi” ile ilgili bir protokol imzaladı.

​Geçtiğimiz nisan ayında da peş peşe yaşanan şiddet vakalarında önce Şanlıurfa’da, ardından Kahramanmaraş’ta silahlı saldırılar gerçekleşmişti. Saldırıda bir lise öğrencisi pompalı tüfekle okulda ateş açmış, olayda 16 kişi yaralanmıştı.

​Şanlıurfa saldırısından bir gün sonra gerçekleşen Kahramanmaraş saldırısından dakikalar önce ise Yusuf Tekin, “Her dönem başında valimizin başkanlığında okullarımızı güvenlik ve risk açısından değerlendirmeye tabi tutar, tedbirlerimizi alırız” diye açıklama yapmıştı. Kahramanmaraş saldırısında da bir ortaokul öğrencisinin açtığı ateş ile 9’u öğrenci, 1’i öğretmen olmak üzere toplam 10 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın ardından bakanlar, yaralı öğrenciler ile kameralara poz vermişlerdi.

​Saldırıların üzerinden birkaç gün geçtikten sonra da meselenin salt bir güvenlik sorunu olduğu; çözümün, okul önlerinde daha fazla polis ve güvenlik görevlisi görevlendirmeden geçtiği sıkça ifade edilmişti. Peş peşe yaşanan saldırıların üzerinden geçen 5 aydan sonra tekrar benzer bir olay ile karşı karşıyayız. Bu da olanların münferit, tekil olaylardan ibaret olmadığını gösteriyor.

​Şiddet günlük hayatta giderek sıradanlaşıyor. Şiddeti önleyecek girişimlerde bulunmak yerine şiddet sürekli körükleniyor ve yeniden üretiliyor. Mahallelerden okullara kadar her yerde çeteleşme yayılıyor. Bireysel silahlanma artıyor. Gençler çete ve mafya düzenine adeta özendiriliyor. Dizilerde, filmlerde, müziklerde şiddetin, suçun ve mafya ilişkilerinin “güç” ve “itibar” gibi sunulması, gençlerin bu karanlık düzene alıştırılmasının bir parçası. Bunların hiçbiri tesadüf değil, bir sürecin sonucu.

​Bugün geldiğimiz noktada savaşa ayrılan bütçe eğitime ayrılan bütçenin katbekat üstündeyken; MESEM Projesi ile gençler okullardan koparılıp sermayeye ucuz iş gücü olarak peşkeş çekiliyor. Niteliksiz, bilimden uzak eğitim politikaları ile bir geleceksizliğe hapsolmuşken yaşanan saldırılar basit birer güvenlik sorununa indirgenemez. Bir çocuğun eline silah alıp okula girmesi, ateş açması eşitsizliğin, geleceksizliğin, yoksulluğun, cezasızlık politikalarının ve zayıflayan toplumsal bağların bir yansımasıdır.