NATO Dünyayı Savaşa Sürüklüyor: İran’a Bomba, Bölgeye Topyekün İşgal!

Emperyalizmin en büyük savaş aygıtı olan NATO, Ankara’da düzenlenen liderler zirvesi ile dünya halklarına karşı yeni işgal ve savaş planlarını resmen devreye soktu. Zirvenin hemen öncesinde Amerika Birleşik Devletleri İran’ı bombaladı. Türkiye dahil hiçbir NATO ülkesi olanlara tek kelime söyleyemedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ateşkesin bittiğini açıkça ilan etmesi, bu toplantının bir güvenlik değil, açık bir savaşa hazırlık zirvesi olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.

NATO, aldığı milyarlarca dolarlık silahlanma kararlarıyla dünyayı yeni bir savaşa ve topyekün işgale hazırlıyor. Tüm bu gelişmeler, NATO’nun varoluş amacının dünya halklarına barış getirmek değil, emperyalist çıkarlar doğrultusunda çatışmaları körükleyerek kalıcılaştırmak olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Erdoğan Kulağının Üstüne Yattı

Komşu ülke İran’ın füzelerle vurulması ve açıkça savaş tehdidi alması karşısında Türkiye’nin ve siyasi iktidarın olanlara tamamen sessiz kalması, bölgesel işbirlikçiliğin ulaştığı tehlikeli boyutu gösterdi. İktidarın teslimiyetçi sessizliği, Trump’ın basın toplantısındaki pervasız sözleriyle daha da bütünleşti. Trump, “Erdoğan’ı seviyorum, benim için savaşa girmedi” diyerek Türkiye’nin emperyalist planlara ne derece entegre edildiğini kendi penceresinden gayet açık bir şekilde özetledi. Bağımsız bir dış politikanın terk edildiğini gösteren övgüler, siyasi iktidarın bölge halklarının güvenliğini emperyalist merkezlerin çıkarlarına nasıl feda ettiğini açıkça ortaya koydu.

Dünyayı Savaşa ve İşgale Hazırlayan Zirve

Ankara’daki toplantı, halkların barışını ve refahını değil, uluslararası silah tekellerinin kârını büyütmeyi hedefleyen bir organizasyon olarak kayda geçti. Zirve sonucunda 50 milyar doların üzerinde yeni savunma alımı yapılacağı ve çatışmaları körüklemek adına Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar euro tutarında askeri teçhizat sağlanacağı resmen ilan edildi. Batı emperyalizmi, kendi yarattığı ekonomik krizleri çözmek yerine, devasa kaynakları silahlanmaya ve egemen ülkeleri bombalamaya ayırdı.

F-35’ler Türkiye’ye, S-400’ler Dubai’ye mi Gidiyor?

Zirve boyunca yeni silah ihaleleri ve askeri müttefiklik kısıtlamalarının kaldırılması üzerinden pazarlıklar yürütüldü. Trump’ın Türkiye’nin çok güçlü bir orduya sahip olduğunu belirterek Amerikan F-35 savaş uçaklarını alacağını söylemesi, kapalı kapılar ardında yapılan askeri teçhizat anlaşmalarının ulaştığı noktayı gösterdi. F-35 uçaklarıyla ilgili söylemlerin ardından akıllara “Rusya’dan alınan S-400 uçaklarına ne olacak?” sorusu geldi. F-35’ler Türkiye’ye gelirken, hangarda çürümeye terk edilen S-400’ler Dubai’ye mi gidiyor?” sorusu gündemi meşgul ediyor. Alınan 50 milyar dolarlık yeni savunma harcaması kararları, dünya halklarının yoksullukla boğuşurken devasa kaynakların barışa değil, uluslararası silah tekellerinin kasasına aktarıldığını tescilliyor.

Colani Ankara’da Ne Arıyor?

Dünya halklarının geleceği savaş, yıkım ve yoksullukla tehdit edilirken, emperyalist burjuvazinin temsilcileri kendi lükslerinden ve konforlarından zerre kadar taviz vermiyor. Burjuvazinin sadık temsilcisi Colani’nin NATO için Ankara’ya gelmesi, zirvenin sınıfsal ve seçkinci karakterini gözler önüne serdi. Suriye’yi HTŞ karanlığına teslim eden ABD emperyalizmi Şara ve Suriye hakkında “Hizbullah ve Lübnan konusunda yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı. Bölgede emperyalist müdahalenin devam edebileceğinin sinyalini verdi. Eli kanlı cihatçı katil Colani de “Suriye halkı Trump’a teşekkür ediyor” diyerek emperyalist müdahaleyle ilgili sözlerden kıvanç duyduğunu saklamadı.

Macron Koşusunu İhmal Etmedi

Dünya halklarını savaşa ve kıyıma sürükleyen zirveyle ilgili bir başka dikkat çeken olayı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron sergiledi. Savaş ve silahlanma kararlarının alındığı saatlerde Macron sabah koşusunu ihmal etmedi ve soluğu Çankaya’daki Seğmenler Parkı’nda aldı. Halkın vergileriyle inşa edilen kamusal bir alan, sadece bir burjuva liderin keyfi sporu için geniş güvenlik önlemleri bahane edilerek Ankaralılara tamamen kapatıldı.

Kapalı kapılar ardında milyarlarca dolarlık işgal kararları alınırken, liderlerin kamusal alanları fütursuzca işgal eden bu rahat tavırları halkın tepkisiyle karşılaştı.