Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun içinde bulunan Şık Makas’a ait CRS Kot Fabrikası’nda uzun süre ücretlerini alamayan ve haksız kodlarla işten çıkarılan işçiler 260 gün boyunca fabrika önünde kararlı mücadelelerini sürdürdü. 260 günün sonunda zaferlerini BİRTEK-SEN’in 2. Olağan Kongresi’nde duyurdular.
İşçilerin mücadelesi 260 gün boyunca sarı sendikayla, çevik kuvvetle, yargı sopasıyla, kundaklama ve tehditlerle bastırılmaya çalışıldı. Başlangıçta Öz-İplik İş Sendikası’nda örgütlenen işçiler, grevin ilk gününden sonra sendikaları tarafından yalnız bırakıldılar. Grev kararlığını sürdüren işçiler, hemen BİRTEK-SEN’de örgütlendiler.
Direniş boyunca patron ve devlet ile yine kol kola gördük. İşçiler herhangi bir şüphe olmadığı halde ifadeye çağrıldı, gözaltına alındıı ve öncülerden Buse Kara’ya ev hapsi cezası verildi. Kışın ortasında direniş çadırlarına saldırıldı, direnişin 121. gününde direniş çadırı kundaklandı. İşçilerin yürüyüşüne Tokat Valiliği yasaklamalar koydu; çevik kuvvet ve polis eylemler süresince barikatları ile direniş alanındaydı.
Bütün bunların karşısında ise işçiler Şık Makas fabrikasının ve fabrika sahibi Kolunsağ ailesinin olduğu her yeri direniş alanına çevirdi. İşçiler Levis, Mango mağazalarının önünde eylemler yaptı, Şık Makas’ın olduğu 3 ilde eş zamanlı eylemler organize ettiler, direnişin 150. gününde Ankara’da Çalışma Bakanlığı önüne yürüdüler.
Tekstil Sektörünün Güvencesiz ve Ucuz Düzeni
Şık Makas’taki direniş, Türkiye tekstil sektöründe uzun süredir egemen olan sömürü düzeninin ve buna karşı gelişen işçi mücadelelerinin bir parçasıdır. Urfa, Adapazarı ve Gaziantep başta olmak üzere birçok kentte tekstil işçilerinin karşı karşıya kaldığı hak gaspları, aynı yapısal emek rejiminin ürünü. Türkiye tekstil sektörü, ihracata dayalı birikim modelinin temel alanlarından biri olarak sermayenin uluslararası rekabet gücünü büyük ölçüde ucuz ve güvencesiz emek üzerinden koruduğu bir üretim yapısına sahip. Düşük ücretler, zorunlu fazla mesailer, taşeronlaştırma, kayıt dışılık ve sendikasızlaştırma, sermayenin artı-değer sömürüsünü derinleştiren temel mekanizmalar olarak işlemektedir. Bu nedenle sektörde yaşanan ücret gaspları ve hak ihlallerini tekil işveren uygulamaları olarak değerlendirmek, kapitalist üretim ilişkilerinin yapısal niteliğini gözden kaçırmak anlamına gelir.
İşçiler Kazandı, İşçi Sınıfı Kazandı
Şık Makas işçilerinin kararlılıkla ördüğü mücadele ve dayanışma ile içeride kalan tüm ücret alacakları eksiksiz ödenirken, işçilerin hak kaybına neden olan işten çıkış kodları düzeltilerek işsizlik ödeneğine erişim hakları yeniden güvence altına alındı. Kıdem ve ihbar tazminatları en yüksek banka mevduat faizi uygulanarak tahsil edildi. Yargılama ve dava süreçlerinden doğan tüm masrafların işveren tarafından karşılanması kabul edilirken, fabrikanın yeniden üretime başlaması durumunda direnişe katılan işçilere işe alımlarda öncelik tanınması da imzalanan protokolle kayıt altına alındı. Şık Makas işçilerinin direnişi örgütlü mücadelenin işçi sınıfı açısından somut kazanımlar yaratma gücünü bir kez daha ortaya koydu.
Şık Makas patronunun “tekstil sektörü krizde” söylemiyle hak gasplarını meşrulaştırmaya çalışmasına karşın dünya devi markalara üretim yapması, krizin sermaye için değil emekçiler için derinleştirildiğini açıkça göstermektedir.
İşçilerden Zafer Kutlaması
Direnen işçiler zaferini bugün saat 19:00’da Tokat Cumhuriyet Meydanı’nda mücadeleye omuz veren tüm dostlarıyla kutlayacak. Şık Makas’ta olduğu gibi Urfa’da, Adapazarı’nda, Gaziantep’te de patronların sömürü düzenine karşı işçi sınıfının örgütlü mücadelesi kazanmaya devam edecek!


