Sermayeye ucuz iş gücü yaratmak için kurulan MESEM’lerde bir çocuk cinayeti daha yaşandı. Devlet eliyle çocuk işçi yaratma projesi MESEM’lerde her geçen gün yeni bir iş cinayeti işleniyor. Resmî tatil günü olan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde çalıştırılmak zorunda bırakılan 16 yaşındaki Mahir Buğra, İskenderun’da çalıştığı pastanede ihmaller sonucu elektrik akımına kapılarak iş cinayetine kurban gitti.
Bu cinayetin denetimsizlik ve ihmaller sonucu ortaya çıktığı apaçık ortada. Pastanede kaçak akım rölesi olmayan bir elektrik panosu olduğu ifade ediliyor. Üstelik Mahir’in hayatını kaybettiği 1 Mayıs gününden hemen bir gün önce başka bir çocuk daha elektrik akımına kapılmıştı. Ancak buna rağmen hiçbir önlem alınmamaya devam edildi ve MESEM’li çocuklar aynı alanda çalışmaya devam etti.
Öte yandan yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan patron ve elektrikçi adliyeye sevk edildi. Elektrikçi H.Y. çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanırken pastane sahibi S.Ç. ise serbest bırakıldı. Pastanenin ise dün mühürlendiği öğrenildi.
Aile “Çocuğumuz öldü, onlar sipariş yetiştirmeye devam etti. Bu nasıl vicdan?” diye isyan ederek sorumluların gerekli mercilerce yargılanmasını istedi. Başlatılan soruşturmada iş yeri patronu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Çocuk İşçi Cinayetleri Artıyor
İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği) Meclisi raporlarına göre son 13 senede en az 852 çocuk işçi çalışırken cinayete kurban gitti. Bu da bize her sene en az 65 cinayet yaşandığını söylüyor.Ortalamaya bakıldığında ise her 6 günde bir, bir çocuğun katledildiği anlamına geliyor. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı bu konuda sorumluluk almayı reddederken cinayetlerin önlenmesi için adımlar atılmıyor.
MESEM’ler Çocuklara Tecrübe ve Gelir Sağlayacağı İddiasıyla Kurulmuştu
MESEM’ler, zorunlu ortaöğretim sürerken bir yandan da çocukların tecrübe kazanacağı ve kalifiye eleman ihtiyacının karşılanacağı iddiası ile kuruldu. Ancak geldiğimiz noktada, MESEM’lerin amacının bu olmadığı, çocuklara değil sermayeye hizmet eden bir program olduğu açık. Çocukların insanlık dışı koşullarda, karın tokluğuna ve zorla, üç kuruş para için çalıştırıldığı, o paranın dahi genellikle çocukların eline geçmediği bir program ile karşı karşıyayız.
Böyle bir zorla çalıştırma düzeni, bir de denetimsizlik ve sistematik ihmaller ile birleşince çocuk cinayetleri süreklileşiyor. 1 Mayıs’ta öldürülen Mahir Buğra da sermaye-devlet işbirliği MESEM vahşetinin son kurbanı oldu.


