Gülistan Doku Cinayetinde Sistematik Karartma

Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 6 yıl önce kaybolmasının ardından açılan davada kamu görevlilerinin de dahil olduğu organize suç ağı yargılanıyor. 7 ilde toplam 13 kişi gözaltına alındı. Soruşturma sürerken cinayetin şüphelilerinden Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş, cinayeti işleyenin dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Sonel olduğunu itiraf etti. Tuncay Sonel ise kamu görevinden açığa alınarak soruşturma kapsamına sanık olarak dahil edildi.

Bu davada yaşanan gelişmeler, intihar denilerek üzeri kapatılmaya çalışılan dosyada faillerin devletin sunduğu siyasi gücü kullanarak kurulan saltanatın kanatları altında yaşayanlar olduğunu kamuoyunda gözler önüne serdi.

Devletin İmkânlarıyla Karartılan Deliller

Dosyaya yeni eklenen bilgilere göre, Gülistan’ın ailesi tarafından bulunan SIM kartının akıbeti, soruşturmanın nasıl manipüle edildiğini kanıtlıyor. Bizzat dönemin valisi Tuncay Sonel tarafından savcılığa verilmek üzere aileden alınan Gülistan’ın SIM kartının savcılığa değil, sosyal medya kayıtları ve kritik görüşmelerin silinmesi için Ankara’ya, Gökhan Ertok’a gönderildiği tespit edildi. Daha sonra savcılığa içerisindeki verilerin silindiği SIM kart gönderildi.

Aynı zamanda Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihindeki hastane kaydının, kaybolduktan 2 gün sonra silindiği POLNET verileri1 üzerinden doğrulandı. Yapılan incelemede sadece 31 Aralık tarihinin log kayıtları2 silinirken bu işlemi ancak ana yazılım kodlarına sahip olan kişilerin gerçekleştirebileceği ortaya çıktı.

Silinen hastane kayıtları ve SIM kartı verileri, devlet eliyle ve imkânlarıyla yürütülen bir delil karartma operasyonunu ortaya koyuyor.

Lüks Araçlar ve Silinen MOBESE Kayıtları

Soruşturmanın seyrini değiştiren bir diğer kanıt ise 6 yıl sonra dosyaya girebilen valilik makam aracı kayıtları oldu. 5 Ocak 2020 günü Gülistan’ın son görüldüğü Dinar Köprüsü’nden 4 kere geçtiği tespit edilen, Vali Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan siyah BMW, o günkü kamera kayıtlarından resmen silindi.

Dosyadan gizlenen bu kamera kayıtları ve HTS verileri, yerel devlet aygıtlarının suçu aydınlatmak için değil, failleri gizlemek için kamu gücünü kullandıklarını ortaya çıkardı. İstihbarat birimlerinin tam altı yıl sonra savcılığa sunduğu bu veri, Tuncay Sonel’in talimatıyla barajda gerçekleştirilen aramaların aileyi ve kamuoyunu oyalama niteliği taşıdığı ortaya çıktı. Gülistan’ın köprü yollarından birinde araca zorla bindirilmiş olabileceği ihtimali doğdu.

Örtbas Mekanizmaları

Haberin merkezinde sadece bir kayıp vakası değil, Pertek’ten Ovacık’a uzanan bir fuhuş çetesi ağı duruyor. Gülistan Doku’nun ardından Rojwelat Kızmaz’ın da benzer şekilde “şüpheli” ölüme terk edilmesi ve her iki dosyada da emniyetin somut delil olmaksızın “intihar” tutanağı tutması, bölgedeki kadın cinayetlerinin tesadüf olmadığını düşündürüyor. Savcılık kaynakları; Munzur Üniversitesi merkezli cinsel saldırı vakalarının ve fuhuş çetelerinin, bölgedeki idari amirler ve kamu görevlileriyle organik bağı ve bu bağdan doğan bu yapıları koruma altına aldığını ortaya koyuyor.

1 yılı aşkın süredir kayıp olan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş davasının ilk aşamalarında intihar görüntüsü verilmeye çalışılmıştı. Kamuoyunun baskısıyla açıklanan ATK raporundaki 2 farklı erkek DNA’sına ait bulguların araştırılmaması failler devlet birimleri tarafından korunuyor mu sorusunu yeniden gündeme getirdi.

2019 yılında AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde ölü bulunan göçmen işçi Nadira Kadirova’nın davası da otopsi üzerinde detaylı inceleme yapılmadan, evdeki deliller hakkında etkin soruşturma süreci gerçekleştirilmeden intihar olarak kayda geçirildi ve dosya kapatıldı. Suç ağlarıyla üzeri kapatılan veya kapatılmaya çalışılan, kamuoyuna sınırlı derecede yansıyan birçok dosyanın daha olduğu Gülistan Doku davasında yaşanan gelişmeler sonrasında tahmin edilebiliyor.

Erkek Adalet Karşısında Mücadele

Yıllarca “Kızınız intihar etti” denilerek köprüye gönderilen ailenin direnişi ve davanın kadın örgütleri tarafından sahiplenilmesi, bugün bürokratik zırha sığınan sorumluların gözaltına alındığı hukuki kırılmayı yarattı. Dosyadaki yeni gelişmeler itibarıyla başlayan bu süreç, Türkiye’de kadın cinayetlerinin üzerindeki ağır bürokratik örtünün kaldırılması için bir milat niteliği taşıyabilir.

Ülkede gerçekleşen pek çok şüpheli kadın ölümünün arkasından üst düzey devlet yetkililerinin akrabalarının çıkması, bu davaların intihar görüntüsü verilerek kapatılmaya çalışılması sistematik bir devlet politikasını ortaya koyuyor. İktidarın cezasızlık politikaları; delillerin yok edilmesine, vakaların etkin bir şekilde soruşturulmamasına, şüphelilerin cinayetin ardından 6 yıl boyunca adaletten kaçabilmesine imkan tanıyor.

Davayı bu aşamaya Doku ailesinin ve “Gülistan Nerede?” diye soran kadınların yıllardır süren mücadelesi getirmiştir. Artık halkın ve kadınların ortak sorusu, artık sadece “Gülistan nerede?” değil; “Bu suçu daha kimler, hangi makamlardan korudu?” sorusuna evrilmiş durumda. Siyasilerin Gülistan Doku davasındaki gelişmeler sonrasında sürüncemede bırakılan Rabia Naz, Rojin Kabaiş dosyalarına dair yaptıkları açıklamalara 6 yıldır katili korudukları gerçeğini unutmadan bakmak gerekiyor. Cezasızlık politikalarını yaratanlar, İstanbul Sözleşmesi’ni feshedenler devlet içerisindeki suç ağının başını çekiyor. Türkiye’de kadın cinayetlerinde gelinen bu aşamada adaleti ancak kadınların örgütlü gücü sağlayabilir.

1Yalnızca yetkili personel girebildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) ses, görüntü, parmak izi ve veri trafiğini yöneten merkezi bilişim ağı.

2 Elektronik cihazlarda, yazılımlarda veya ağlarda gerçekleşen tüm işlem, hata ve kullanıcı etkileşimlerinin kronolojik olarak tutulduğu veri dosyaları.