İŞKUR’dan İtiraf: 250 Bin Kişilik Kontenjana Milyon Başvuru

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda İŞKUR Gençlik Programı’nın güncel verilerini paylaştı. Bakanın aktardığına göre Şubat 2025’te başlatılan programa bugüne kadar, 250 bin kişilik kontenjan için 930 bine yakın başvuru yapıldı. Yaklaşık 220 bin öğrenci yararlandı. Şubat 2025–Nisan 2026 döneminde 10 milyar lirayı aşan “harçlık” ödendi. Program 81 ilde, 127 kamu üniversitesiyle ve toplam 2.350 ayrı program kapsamında yürütülüyor. 

İŞKUR Gençlik Programı, devlet üniversiteleriyle yürütülen kısmi zamanlı bir aktif işgücü programı. Devlet üniversitelerinin önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora örgün programlarındaki aktif öğrenciler başvurabiliyor; açıköğretim ve uzaktan eğitim öğrencileri kapsam dışında. Öğrenciler haftada en fazla 3 gün, günde 7,5 saate kadar (haftada toplam 22,5 saat) ve en çok 140 fiilî gün çalışabiliyor. Katılım günü başına yaklaşık 1.375 lira ödeniyor; genel sağlık sigortası ile iş kazası ve meslek hastalığı primleri de karşılanıyor. Hane geliri net asgari ücretin üç katını aşan öğrenciler yararlanamıyor, yurtta kalanlarda ise bu gelir şartı aranmıyor. 

Bakanlık bu tabloyu gençliğe destek olarak sunuyor. Oysa rakamların kendisi daha çok bir itiraf: 250 bin kişilik kontenjana 930 bine yakın başvuru yapılıyorsa, mesele yalnızca eğitim masrafı değildir. Bu başvurusu sayısı gençliğin tümünün içerisinde bulunduğu yoksulluk ve geçim derdi açık etmekte. Öğrencilerin büyük bölümü daha okul sırasındayken geçinememekte, bir şekilde kendi gelirini elde etmek durumunda kalmaktadır.

Güvencesiz ve Geçici Bir Destek 

Programın koşulları kalıcı bir iş tarif etmiyor: haftada üç gün, en fazla 140 gün, belirli bir akademik dönemle sınırlı. Program bittiğinde geriye güvenceli bir gelir kalmıyor. En yüksek katılımda bir öğrencinin eline geçen tutar haftalık 4.125 TL, aylık 16.500 TL ediyor. En yüksek katılım durumunda elde edilen bu tutarın bile büyük şehirlerde öğrenim görmeye çalışan bir öğrencinin destek almadan geçimini sağlamasına yetmesi çok zor. Ek olarak bu programa katılımın bir akademik dönem ile sınırlı olması, bu desteği elde eden öğrencinin eğitim sürecinin kalan en az 3 yılında nasıl geçineceği sorununu da açığa çıkarıyor.

Üstelik bu yeni bir sorun da değil. 2021’de “Barınamıyoruz” diyen, yurt bulamadığı için parkta sabahlayan öğrenciler en temel ihtiyaçları için seslerini duyurdu. Bu kez aynı ihtiyaçların karşısına haftada 22,5 saatlik bir harçlık konuyor. Gençliğin içine hapsolduğu geleceksizliğin çözümü dönemlik harçlık programlarında olamaz.

Üniversite de bu çarkın dışında değil; kampüs, öğrenci emeğinin daha mezun olmadan ucuzladığı bir alana dönüşüyor. Öğrenci bir yandan derse ve sınava, bir yandan kiraya ve faturaya yetişiyor. Asıl mesele kaç öğrencinin programa girdiği değil, gençliğe hangi geleceğin sunulduğu. Diploma artık güvenceli bir iş anlamına gelmiyor; öğrencilik giderek geçinme kaygısıyla iç içe geçiyor. Gençlerin ihtiyacı geçici bir harçlık değil; parasız ve nitelikli eğitim, mezuniyette güvenceli bir iş ve insanca bir gelir. Yoksulluğu “yönetmek” değil, onu üreten düzeni değiştirmek gerekiyor. Günlük ödemelerle ölçülen bir destek, öğrencinin bugünkü geçim derdini de gençliğin yarınını da kurmuyor.