İktidarın Annelik Dayatması !

Bosch Türkiye, Anneler Günü için “Tam bi’ Anne Hikayesi” başlığıyla bir reklam filmi yayınladı. Reklam filminde mağazada iki kadın konuşurken bir kadın evcil köpeğinden çocuğu olarak bahsediyor. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından reklama tepki göstererek anne ve aile kavramının tartışmaya açık olmadığını, hayvan sevgisinin “kıymetli” olduğunu ancak annelik gibi “derin ve kurucu” bir kavramla karşılaştıramayacağını ifade etti. Göktaş, gönderisinin altına eklediği videoda ise medyanın kadınları aile kurmamaya ve yalnızlığa sürüklemeye çalıştığından fakat çocuk sahibi olmanın hayata anlam kattığından bahsediyor.

RTÜK inceleme başlattı: Bakan Daniş çizgiyi köpek anneliğinde çekti

RTÜK Başkanı Mehmet Daniş ise tüm canlılara duyulan sevgiyi savunsa da aileyi ebeveyn ve çocuk dışı tanımlamanın “toplumsal devamlılığı sağlayan annelik gibi yüce bir değeri” zedelediğini ve kabul edilemez olduğunu söyledi. Erdoğan’ın ilan ettiği “Aile ve Nüfus On Yılı”na vurgu yaparak evcil hayvanları aile bireyi saymanın aile kavramını değersizleştirdiğini ve buna izin vermeyeceklerini, reklam filmi hakkında inceleme başlattıklarını açıkladı. İktidardan gelen tepkiler ve hedef göstermeler sonucu reklam filmi yayından kaldırıldı. 

Sunduğu haber bülteninde “Ben de pati annesiyim” diyen TRT spikeri Işıl Açıkkar açığa alındı.

İktidar neden umursuyor ?

AKP iktidarının kadınları çocuk yapmaya teşvik çabaları bir sır değil. Keza devletin resmî sitelerinde yayınlanan “Aile ve Nüfus On Yılı” konulu genelgede çok çocuklu aile yapısının destekleneceğinden bahsediliyor. Aynı zamanda 2 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ne göre her yıl mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacağı açıklandı. İktidar son yıllarda düşen nüfus hızını artırmak için çeşitli politikalar deniyor. Kutsal ailenin ve anneliğin bu kadar yüceltilmesi ve bu kavramların tanımının doğruluğuna karar verme yetkisini devletin kendi eline alması da bu açıklamaların anneliğe verilen önemden çok kadınlar üzerinden kurulan nüfus politikasının bir parçası olduğuna işaret ediyor. Bu politikalar anneliği kutsarken kadınların kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olmasını engelliyor. 

Bakanların tepkilerinden de anlaşılacağı üzere, kendi tanımlarındaki gibi bir anne olmayan kadınlar eksik ve hor görülüyor; doğurganlık her kadının yapması gereken bir görevmişçesine öne sürülüyor. Bir yandan da sokaklarda ve barınaklarda hayvanlara karşı işkence ve katliam sürerken iktidar cephesinin hayvan sevgisine önem verdiklerini iddia etmesi de açıklamaların samimiyetini sorgulatıyor. Bir reklam filminden, iktidarın kadınlar üzerinde kurmak istediği baskıları nüfus politikalarıyla beraber nasıl şekillendirdiğini görüyoruz. Kadınlar ise hayvanlarla kurduğumuz bağ meşrudur, bedenlerimizle ilgili vereceğimiz kararlar sadece bize aittir demeye devam ediyor.