Hitler’in kurduğu otomotiv devi Volkswagen, kapanma riskindeki Osnabrück fabrikasını İsrail’in İran saldırıları sonucu delinen Demir Kubbe füze sistemi için üretim merkezine dönüştürme kararı aldı. Soykırımcı İsrail’e silah desteği sunan anlaşmaya Alman hükümeti de ortak olacak.
Güncel veriler, Volkswagen’in net kârında yüzde 30’u aşan devasa bir düşüş olduğunu söylüyor. Volkswagen Grubu’nun Finans Direktörü Arno Antlitz yaptığı açıklamada, “Zorlu rekabet ortamına rağmen, 2024 yılında genel olarak makul bir sonuç elde etmeyi başardık” dedi. Markanın yönetimi, daha önce duyurduğu sert tasarruf önlemleri, işten çıkarmalar ve fabrika kapanışları ile ilgili olarak yıl sonunda sendika (IG Metall) ve iş konseyiyle yeni bir toplu iş sözleşmesi üzerinde anlaşmaya vardı. Bu anlaşma kapsamında, fabrika kapanışları olmadı ancak ciddi kesintilerle bir yol haritası belirlendi. İşçi temsilcileri, yönetim kurulunun ve hissedarların da tasarrufa katkıda bulunmasını talep etti. Tüm bu gelişmeler olurken Alman otomotiv devi yeni bir ticari anlaşmasını duyurdu. Volkswagen’in yeniden askeri araç üretimine geçme kararı hafızalardaki o tozlu ve karanlık sayfaları yeniden açtı. Modern tüketim toplumunun “mühendislik harikası” diye pazarladığı Volkswagen, daha önce Nazi Almanyası’nda yaptığı gibi faşizmle yol yürümekte karar kıldı.
Tasarruf Faturası İşçiye, Yatırım Savaş Sanayisine
2.Dünya Savaşı döneminde, Adolf Hitler’in talimatıyla sivil üretimden tamamen kopup Nazi ordusu için Kübelwagen ve füze parçaları üreten tesisler, bugün modern bir “savunma sanayii” maskesiyle Siyonist – Emperyalist İttifak için çalışma kararı aldı. Financial Times’ın haberine göre, Volkswagen, İsrailli Rafael adlı silah şirketiyle Osnabrück fabrikasındaki üretimi otomobilden füze savunma sistemlerine kaydırmayı öngören bir anlaşma için görüşüyor. Şirketler, Alman fabrikasını İsrail devletine ait grubun Demir Kubbe hava savunma sistemi için bileşenler üretir hale getirecek. Almanya Savunma Bakanlığı konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti. Ancak Alman hükümeti saldırıların başından bu yana İsrail ve ABD’yi destekleyen açıklamalarıyla biliniyor.
1930’larda “Halkın Arabası” (Volkswagen) vaadiyle Alman işçilerinden toplanan tasarruflar, barışçıl bir ulaşım devrimi yerine savaş makinesinin yakıtı oldu. Günümüzde ise sivil otomobil pazarındaki daralmayı askeri üretimle aşma çabası, sermayenin kriz anlarında sığındığı “militarist liman” geleneğini tescilledi.


