İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüs’te 10-11 Mayıs 2026 tarihlerinde Karabük Üniversitesi iş birliği ile SOSYALFEST gerçekleştirildi. Tam açılımı Sosyal Bilimler Festivali olan etkinlikte, düzenleyicilerin deyimiyle, “Türkiye Sosyal Bilimler Hamlesi” vizyonuyla bütün öğrencileri kapsayan proje model tasarım yarışmaları yapıldı. Festival kapsamında TÜGVA, YETEV gibi çeşitli yandaş organizasyonlar üniversitede stant açarken, sergilenen projelerin AKP iktidarının ve yandaşlarının politikalarını parlatmaya yönelik propaganda araçları olduğu görüldü.
Festivalde bulunan “Modern Dünyada Dinin Gücü”, “Türkiye Yüzyılı” ve “Türk Dünyası” gibi projeler üniversitelerde olması gereken özgür, demokratik, bilimsel eğitimin bir kez daha nasıl kuşatma altına alındığını ve tasfiye edilmeye çalışıldığını açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca “Kırk Yılın Ötesi Evlilikte Süreklilik ve Değerin Hikayesi”, “Yabancı Etkilerden Yerli Değerlere Tarihsel Reçetelerle Sentezlenmiş Ebeveynlik Rol Modeli” isimli projelerin festivalde bulunması, üniversitelerin iktidarın aile politikalarını yeniden üreten ideolojik araçlara dönüştürülmek istendiğini gösteriyor.
Bunun yanında “Küresel İş birliği Platformu: Sınır Tanımayan Stajyerler” isimli proje, kariyer programları da üniversitelerin bilimsel üretimden çok şirketlerin ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiren yapılara dönüştüğünü yeniden göstermekte. Festivalde öne çıkarılan küresel staj projeleri, gençliğin giderek daha fazla rekabet odaklı ve güvencesiz çalışma ilişkilerine hazırlanmasının normalleştirilmesinin önünü açıyor.
Kulüplere Oda Yokken, İktidara Festival
Normal şartlarda İstanbul Üniversitesi’nde kampüse girişlerde öğrencilere fiziki kimlik kontrolü uygulandığı biliniyor. Hatta kimi zaman hiçbir açıklama yapılmadan, keyfi bir biçimde fakülteler arası geçiş yasağı konulduğu defalarca kez öğrenciler tarafından dile getirildi. Ancak festival sürerken hiçbir şekilde kimlik kontrolü yapılmadı. Kayyım rektörlüğün okuldaki kulüp aktivitelerini sınırlandırırken, keyfi bir biçimde iptal ederken, gerekli odaları vermeyip diğer maddi imkânları sağlamazken, SOSYALFEST gibi bir organizasyonun bu koşullarda, sunulan son derece çeşitli imkânlarla gerçekleştirilmesi öğrenciler tarafından yapılan ağır ama haklı eleştirilerin hedefi oldu.
AKP-Sermaye Kıskacına Sıkışan Öğrenciler
SOSYALFEST’ten hemen sonra 13-14 Mayıs tarihlerinde ise yine İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüs’te “Kariyer Şenlikleri” yapıldı. Bu şenliklerde ise bambaşka bir çelişki ortaya çıktı. Öğrenci kulüpleri kendi inisiyatifleriyle bu organizasyonları yaparken rektörlükten herhangi bir yardım ya da destek almıyorlar. Ancak şenlik alanında markalar ve şirketler stant açarken şenlikte inisiyatif alan öğrencilerden bazıları, bir konser dahi verebilmek için bu markalardan sponsor bulmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Yani iktidar propagandalarına maruz kalmak istemeyen öğrencilerin ise sermayenin insafına bırakıldığı görüldü. Sponsor bulmaya zorlanan, markaların stantları arasında sıkışan bir gençlik söz konusu.
Peki çözüm? İktidar yanlısı, tek tipçi propagandaya da sermayenin insafına da “hayır” diyen öğrenciler ne yapacak? İşte mücadele tam burada başlıyor. İktidar tarafından yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlikle dört bir tarafı çevrilen gençler tüm bunlarla birlikte sosyokültürel alanlardan yoksun bırakılıyor. Gençlerin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidermek için yöneldiği alan arayışı, sermayenin sadece tükettirmek ve kâr etmek amaçlı sattığı ve kültürel alanlar demeye bin şahit propaganda araçlarıyla dolduruluyor. Buna karşı gençler bu araçlara alternatif kendi sözlerini kurduğu alanlarını yaratma arayışında olmaya devam ediyor. Öznesinin yine gençlik olduğu özgürce sanatını icra edebileceği, kendini ifade edebileceği bu alanlarda faaliyet gösterirken ayrıca hem kayyım rektörlüğün keyfi yasaklarına, kimlik kontrollerine, kulüpler üzerindeki tahakkümüne karşı örgütlenen hem de bu iki seçeneğin dışında bir üniversite için ses yükseltmek gençliğin zorunlu bir ihtiyacı.


