Karabağlar Belediyesi İşçisi Açlık Grevine Başlıyor

İzmir Karabağlar Belediyesi’nde uzun yıllardır sosyolog olarak görev yapan ve aynı zamanda Geniş Merdiven müzik grubunun üyesi Murat Mengirkaon, görev yerinin değiştirilerek Temizlik İşleri Birimi’ne alınması üzerine belediye binası önünde oturma eylemine başlamıştı.

7 Eylül Pazartesi’den itibaren açlık grevine başlayacağını duyurduğu metnini sizlerle paylaşıyoruz.

Sevgili dostlar, değerli basın emekçileri;

Oturma eylemimizin bugün 9. günündeyiz. Sürgün kararının alınmasının üzerinden ise tam bir buçuk ay geçti. Bu süreçte yaşadığımız haksızlığa; bizi alev alev yakan güneşe, şu cadde ve hemen yanımızdaki Manolya ağacı şahittir.

Daha önce hem basın açıklamalarımızda hem de kamuoyuna yönelik paylaşımlarımızda süreci tüm çıplaklığıyla anlattık; uzun uzun tekrarlamak istemiyorum. On beş yıldır Karabağlar Belediyesi’nde çalışıyorum. Haklarımızı gasp eden Toplu İş Sözleşmesi’ne ve sarı sendikacılığa itiraz ettiğim için 9 yıldır fiilen yürüttüğüm Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ndeki Sosyal Çalışmacı görevimden alınarak Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne sürüldüm. Ve Karabağlar Belediyesi önündeki oturma eylemimiz böyle başladı. İşte buradayız!

Duyduğunuz, Sarı Sendikacılığın ve İşveren Vekilliğinin İtirafıdır!

Sürgün kararını alan Karabağlar Belediyesi yönetimi olmasına rağmen, ilk karşı açıklamanın üyesi olduğumuz Belediye-İş Sendikası İzmir 4 No’lu Şube Başkanı Ayhan Doğan’dan gelmesi tesadüf değildir. Çıkıp benim “beden işçisi” olduğumu, yapılanın “bir masadan başka bir masaya geçmekten ibaret rutin bir uygulama” olduğunu iddia etti. Oğlunun Karabağlar Belediyesi’nde 3 yıl önce işe başlatılmasını “liyakat” kılıfıyla açıklamaya çalıştı. Beş yıldır, üç ayrı TİS sürecinde yaşadığımız dramatik ekonomik kayıpların varlığını dahi inkâr etti.

Bu arada, sırf bu süreci karalamak için sosyal medyada peydahlanan sıfır takipçili, beceriksiz birkaç trollerini söyleyip geçelim. Ancak şunu geçmeyelim: Türkiye’de artık utanma ve ar duygusu kaybı salgın bir hastalığa dönüşmüştür! Emekçilerin ve ezilenlerin güçlü, örgütlü bir harekete ihtiyacı var. İşte o hareket büyüdüğünde, O zaman bu asalakları göreceğiz, o zaman…

Başından beri tekrar ve tekrar söylüyorum: Asıl mesele fiziksel olarak nerede çalıştığım veya nereye gönderildiğim değildir. Yapılan açık bir sürgün ve mobbingdir! Sendikal anlayışa ve TİS’e yaptığımız itirazların sonucudur. Buna yanıt vermek yerine, işçinin hakkını koruması gereken sendika; işveren adına, adeta bir belediye başkan yardımcısı edasıyla açıklama yapmaktadır. Oğlunu, TİS imzaladığı belediyede işe sokan; bir önceki belediye başkanına “manevi babamdır” diyen bir anlayış emekten yana olamaz. Mesele şahıslar değil, bu çürümüş ilişkiler ağıdır. Her insanın güvenceli çalışma hakkı vardır; ancak bu durum bir sendikacının üye işçilerin hakları üzerinde tepinmesine zemin hazırlıyorsa, bin lanet olsun böyle bir hakka!

Bizim Meclisimiz, Kürsümüz Burasıdır

Sayın Belediye Başkanı Helil Kınay, geçtiğimiz salı günü gerçekleşen Karabağlar Belediye Meclisi toplantısında, bir meclis üyesinin akkımda yaptığı bir konuşma üzerine; “İşe lise mezunu olarak başlamış, kadrosu beden işçisidir” şeklinde bir beyanda bulunmuştur.

Evet, 15 yıl önce işe lise mezunu olarak başladığım doğrudur. Ancak çalışma hayatım devam ederken iki üniversite bitirdim. Birçok mesleki eğitim aldım. Şu an Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yapıyorum.

“Lise mezunu olarak başladı” denilen zaman 15 yıl öncesidir dostlar! Biraz daha zorlasalar olayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline kadar götürebilir, bağlayabilirler.

Mesele benim mezuniyetim ya da mesleki yeterliliğim değildir. 2024 yerel seçimleri sonrası göreve gelen yeni yönetimden önce de uzun yıllardır bu mesleği yapıyordum. Yönetim değiştikten sonra da yine Başkanlık oluruyla aynı işi yapmaya devam ettim. “Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış” misali; itirazım ve direnişim karşısında dosyamı karıştırıp bulabildikleri tek şey kâğıt üzerindeki bu kadro unvanı oldu. Başka da hiçbir şey bulamadılar… Kayda değer bir kural dışılık bulabilselerdi emin olun üzerinde epey tantana çıkarabilirlerdi. Herkesin ölçüsü, tartısı zihin dünyasını ele verir. Sevgili Gülten Akın’ın “Beni kendi ölçünüzle ölçmeyin/Ben sizin ölçtüğünüz yerden eksilmem” dediği dizeleri geliyor aklıma… 

Oysa 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi, Anayasa Mahkemesi kararları ve emsal yargı içtihatları çalışma rejimini net bir şekilde düzenlemektedir: Uzun yıllar boyunca aynı uzmanlık işini yürüten çalışanın “kazanılmış hakkı” ve “yerleşik çalışma koşulu” oluşur. Dolayısıyla kâğıt üzerindeki “beden işçisi” söyleminin hukuki ve yasal hiçbir karşılığı yoktur!

Dirençle, Umutla ve Kararlılıkla!

Oturma eylemimiz ve direnişimiz kararlılıkla sürüyor. Taleplerimiz karşılanmaz, duymazdan gelinmeye devam edilirse; eylemimi 7 Eylül 2026 Pazartesi günü itibarıyla AÇLIK GREVİNE dönüştüreceğimi bir kez daha ilan ediyorum.

İzmir emek güçlerinin, demokratik, devrimci kamuoyunun güçlü desteğini ilk günden beri yanımda hissediyorum. Ancak bu eylemin öznesi olarak şunu vurgulamak isterim: Şu an burada olmam; büyükşehirden ilçe belediyelerine kadar kentin üzerine kâbus gibi çöken sürgünleri, mobbingi, kuralsız işten çıkarmaları ve “havuz” işkencelerini teşhir eden geniş bir itiraz zeminine dönüşmüştür. Çok alametler belirdi; bu itiraz daha da büyüyecektir!

Bizler bu kentin sosyal bilimcileri, şehir plancıları, mimarları, sanatçıları, toplumcuları olarak yerel yönetimlerde kamucu ve toplumcu uygulamaları konuşmak isterdik. Gücünü bilimsel aklın cüretinden almak mı, iktidarın egemenlik arzusuna kendini kaptırmak mı?

Unutmayalım ki; kriz anları ve yollar insanın darasını gösterir, bu hep böyledir. Antik Roma’dan bugüne uzanan o kadim sözde belirtildiği gibi: “Magistratus virum ostendit”. Yani “Makam ve yetki, insanın gerçek yüzünü gösterir!”

En nihayetinde “Sosyoloji bir dövüş sporudur” (Bourdieu) ve bizler dünyayı sadece anlamakla yetinmeyip (11. tez) onu değiştirmenin hayalinde ve dövüşündeyiz.

Emeğimizi, mesleğimizi ve insan onurumuzu savunmaya devam edeceğiz!

Sürgüne ve Mobbinge Son!

Sevgi ve dayanışmayla…

Murat MENGİRKAON

Karabağlar Belediyesi Ana Binası Önü

3 EYLÜL 2026 Perşembe