Açlık Grevindeki Taceddin Erol Şahin’den Mektup Var

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin, tutuklu olarak kaldığı Silivri 6 Nolu L Tipi Cezaevi’nde uygulanan yoğun tecrit politikalarına karşı 29 Nisan tarihinde süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başlamıştı. Koğuşlara yerleştirilen ve 7/24 açık tutulan kameralar, havalandırma süresinin keyfi olarak kısıtlanması, gerekli ilaçların temininde dahi zorluk çıkartılması ve süreklileşen hücre cezaları açlık grevinin temel sebepleri idi. 

Geçtiğimiz günlerde  benzer sebeplerle bedenini açlığa yatıran Gürkan Türkoğlu’nu  kaybettik. Türkoğlu kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Türkoğlu, kendisinin kuyu tipi olmayan bir cezaevine sevki ve kuyu tiplerinin kapatılması talebiyle 2025 yılı temmuz ayında açlık grevine başlamıştı. Sağlık durumunun kötüleştiği 2026 yılı nisanında zorla tıbbi müdahaleye maruz bırakılmış ve yine aynı ayı içerisinde kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk kararı çıkmıştı. Ancak 21 Nisan’da çıkan kararın ardından açlık grevini sonlandırmasına karşın kurtarılamamış, 3 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra 5 Temmuz’da kuyu tiplerine karşı mücadelesinin sonucu olarak ölümsüzleşmişti. 

Gürkan Türkoğlu’nun ölümsüzleştiği 5 Temmuz’un üzerinden daha bir hafta bile geçmedi. Ancak kuyu tipleri ve hapishanelerde uygulanan insanlık dışı tecrit politikaları gündemden düşmüyor. 11 Nisan tarihinde de, açlık grevinin 73. günündeki İstanbul Üniversite öğrencisi Taceddin Erol Şahin’in yazmış olduğu mektubu Toplumsal Muhalefet hesabı kamuoyu ile paylaştı.

Mektubun tamamını sizlerle paylaşıyoruz:

Merhabalar… Nasılsınız? İyi olmanızı umuyor ve diliyorum. Öncelikle kısaca kendimden bahsedeyim. Ben İstanbul Üniversitesi öğrencisiyim. Fakat öğrenciliği sadece derse girip, not bulup, diploma almaktan ibaret görmüyorum. Parasız – Bilimsel – Demokratik eğitimi tüm gençlerin hakkı olarak görüyor, herkesin bu hakka ulaşabilmesi için mücadele ediyorum.

Bu sebeple tutuklandım. Tabi böyle bir tutuklama sebebi olmayacağından bundan daha mantıklı olmayan sebepleri gerekçe olarak sundular. Grup Yorum emekçisi olmak, Berkin Elvan’ın yemeğine katılmak, önümü kesip tehdidine uğradığım polisleri teşhir etmek.

İlkine diyecek bir şeyim yok. 

Severek dinlediğim, fikirlerini savunduğum bir müzik grubu. Ancak ortak sosyalist bir ufka inanmak dışında bağım yok. Berkin Elvan bugün bütün ülkenin bildiği, tanıdığı bir isim. Umudun çocuğu… Bizde Berkin’in arkadaşları olarak onu hiç unutmadık. O 16 kiloluk çocuk tabutu hâlâ yüreğimizin orta yerinde duruyor! 

Bende Berkin’in anısına verilen, Sami amcanın, Gülsüm annenin ve sevenlerinin olduğu yemeğe katıldım, aynı sofraya kaşık salladım. Son gerekçe ise başta da söylediğim gibi esas tutuklanma nedenim. Yolumu kesip beni tehdit eden polislerin tehditlerine kulak asmadım ve onları teşhir ettim. 

Çünkü bu sadece bana yönelik değil, tüm öğrenci gençliğe yapılan bir saldırı ve ancak bunun karşısında durarak kazanım elde edebiliriz. Anlattıklarımın sonucu olaraksa şuan Marmara 6 No’lu hapishanesinde tutsağım. Burada benim gibi uydurma gerekçelerle tutuklanmış 8 arkadaş birlikte kalıyoruz. Birlikte, ama nasıl? İdarenin tamamen keyfi ve yasadışı zorbalıklarına maruz kalarak.

Acımızın, sevincimizin, mahremiyetimizin yani özel hayatımızın 24 saat izlenmesini istemediğimizden “emirlere” aykırı davranmamız gerekçe gösterilerek hepimiz 8,2 M²’lik hücrelere 8ikişerli olarak kapattılar. Günümüzün 22 saatini dolap, ranza, masa 2 sandalye ve banyonun bulunduğu bu alanda geçiriyoruz. Sabahtam akşama her tutsağa hak olan havalandırmaysa günlük sadece 2 saat, 2 kişi olarak çıkıyoruz. 

Bu ve benzeri uygulamalara karşı biz de bedenimizi açlığa yatırdık. Ben ve Cem Dursun 72, Can Kaba ve Basri Yıldız 53 gündür açlık grevindeler. Biz onurumuzu korumak için bu yola çıktık. Haklarımızı alana kadar yürüyeceğiz.

Söyleyeceklerim bu kadar. Dayanışma ezilenlerin inceliğidir. Sizden isteğimiz de sesimize ses olmanız, yaşadıklarımızı duyurmanızdır. Çalışmalarınızda başarılar dilerim kendinize iyi bakın. Umut ve dayanışmayla görüşmek üzere.

Taceddin Erol Şahin

Kuyu Tipine Karşı Ortak Mücadele

Kuyu tipi hapishaneler, mahpusların ruhsal ve zihinsel bütünlüğünü hedef alan sistemli imha merkezleridir. Mahpusları dış dünyadan tamamen kopararak derin bir çaresizliğe mahkûm etmeyi amaçlar. İnsanlık onuru çiğneyen, devrimcileri çaresizlikle tüketmeyi hedefleyen bu hapishanelere karşı daha güçlü bir mücadele; devrimcilerin, hak savunucularının ve tüm toplumsal muhalefetin gündemi olmayı bekliyor.