Ankara Üniversite Hukuk Fakültesinde, Kürt öğrencilere fiziksel ve sözlü saldırılar gerçekleşti. Kendisine “ülkücü hareket” adı veren bir grup, sınav haftasının ortasında isimleri Kürtçe olduğu gerekçesiyle öğrencilere saldırarak öğrencilerin sınavlarına girmesine engel oldu. İddialara göre, faşist gruplar öğrencilerin ne zaman nerede olduğu bilgisini bizzat okulun özel güvenlik birimlerinden elde etti.
Saldırı ancak okula çevik kuvvet ekiplerinin girmesiyle geçici olarak son buldu. Okuldan çıkmak zorunda kalan faşistler öğrencilerin kullandıkları güzergahta metro duraklarında bekleyerek öğrencileri taciz etmeye devam etti.
Ardından hastaneye gidip darp raporu da alan 4 Kürt öğrenci saldırıyı okulun disiplin kurullarına taşımasına karşın saldırganlar hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Okul yönetimi öğrencilerin can güvenliğini tehdit eden, sınavlara girmesine engel olan saldırganlara değil, saldırıya uğrayan öğrencilere yönelik disiplin soruşturması başlattı.
Saldırıdan üç gün sonra, aynı grup Kürt öğrencilere yönelik bir saldırı daha gerçekleştirdi. Saldırıya uğrayan üç Kürt öğrenci okul içerisindeki bir amfide mahsur kaldı ve ancak polisin gelmesi ile çıkabildiler. Dekanlığın uyguladığı cezasızlık politikasının adeta bir teşvik yöntemi olarak işletildiği bu ortamda yapılan saldırıların tesadüfi olmadığını vurgulamak gerek. Bizzat okul güvenliğinden bilgi alan ve dekanlık tarafından kollanan bu faşist çetelerin kol gezdiği bir okulda hiçbir Kürt, sosyalist ve demokrat öğrencinin can güvenliği yoktur.
Hukuk Kurumları ve DEM Parti Milletvekili Perihan Koca’dan Tepki
Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Hukukçu Dayanışması ve Toplumsal Hukuk konuyla ilgili ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Ayrıca DEM Parti Mersin milletvekili ve TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca yaşanan saldırılar hakkında mecliste soru önergesi verdi. Ancak Milli Eğitim Bakanlığından henüz bir yanıt gelmedi.
Bu saldırılar sonucu öğrencilerin final sınavlarına girememesi açıktan bir eğitim hakkı ihlalidir. Öğrencilerin eğitim hakkının ve can güvenliğinin korunmasının sorumluluğu önce fakülte dekanlığının ardından da Bakanlığın sorumluluğundadır. Ancak Bakanlıktan muhtemelen bir yanıt gelmeyecek. Çünkü bütün bu saldırılar tam olarak iktidarın yaratmaya çalıştığı toplumsal dinamiklerin bir sonucu. Dekanlığın ve özel güvenlik birimlerinin açıktan desteği ise bu genel dinamiklerin Ankara Üniversitesindeki yansımalarıdır. Faşist çeteler aracılığıyla sosyalistlere ve Kürtlere yapılan saldırıların hedefi üniversiteli gençlik hareketinin bastırılması ve sindirilmesidir.


