Sermayenin Üniversite İşgali: 200’ü Aşkın Akademisyen Kapı Dışarı Edildi!

Her yıl sistematik bir şekilde gerçekleşen akademik kıyım 2025-2026 yılında da akademik takvimin sona ermesi ile birlikte vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin işten çıkartılmasıyla devam etti.

İstanbul’da bulunan Arel Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, Aydın Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Gelişim Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi ve Atlas Üniversitesi’nde 200’den fazla akademisyenin  “norm fazlası” “sözleşme süresinin dolduğu” “sendikal faaliyet” gibi bahanelerle işine son verildi. 

Sendikalar ve meslek örgütlerinin1 12 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı ortak açıklamaları vakıf üniversitelerinde yaşanan bu işten çıkarmaların bir emek krizi olduğunu ve bu krizin sebebinin üniversitelerin sermaye mantığıyla yönetilmesinin olduğunu gözler önüne serdi.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasından Tahsin Mert Saygın, işten çıkarmalarda sendikalı olan akademisyenlerin öncelendiğini söylerken bu durumun perde arkasını şöyle özetledi:

“Yükseköğretim tamamen finansal bir mantıkla yönlendiriliyor … YÖK’ün belirlediği kontenjanlarla vakıf üniversitelerine olan talep oluşmuyor. Bunun sonucunda kontenjanlar azalıyor ve bu da ‘kâr krizi’ yaratıyor.”

2,5 Yılda 500’e Yakın Akademisyen

Yapılan söz konusu ortak açıklamaya göre, 1 Ocak 2024 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasındaki 2,5 yıllık dönemde 446 akademisyen işten atıldı ancak basına yansımayan daha birçok işten çıkarılmanın olduğu tekrardan altı çizilmesi gereken bir konu. Ayrıca 2026 temmuz ayında İstanbul’daki vakıf üniversitelerinden 150’den fazla akademisyenin ise sözleşmesi yenilenmedi.

Açıklamada, öne sürülen “norm kadro fazlası”, “ekonomik daralma”, “sözleşme süresinin dolması” gibi gerekçelerin yasal dayanağının olmadığına dikkat çekildi. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre akademik kadroların daimi olduğu ve iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olduğu hatırlatılırken mahkemeler bu fesihleri iptal etse de üniversite yönetimlerinin kesinleşmiş işe iade kararlarını bile uygulamadığı belirtildi. Yapılanların burjuva hukukunda dahi yeri olmaması oldukça tepki çekerken hukukun, sermayenin çıkarlarına göre nasıl esnetilebileceği bir kez daha gün yüzüne çıktı. 

Açıklamaya Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, DİSK Sosyal-İş Vakıf Üniversiteleri Komisyonu, Eğitim Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin de aralarında bulunduğu 8 kurum imzacıydı. 

Patronların Ensesindeyiz Ağı

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde işten çıkarılan akademisyenler, “Patronların Ensesindeyiz” ağı altında bir araya geldiler ve açıklama yaptılar. Yaptıkları açıklamada, taleplerinin yalnızca işe geri dönmek olmadığı vurgulandı. Açıklamada, “Sadece işimizi geri istemiyoruz. Üniversitelerin şirket mantığıyla değil, emek, akademik özgürlük, liyakat ve insan onuru temelinde yönetilmesi gerekiyor” ifadelerine yer verildi. Yine İstanbul Aydın Üniversitesi’nden işten çıkarılan bir akademisyen ilk etapta 18 kişiyle başlayan sürecin haziran ayında ikinci bir listeyle genişlediğini ve kademeli bir şekilde toplamda 100 kişiye ulaştığını söyledi.

Ancak bu rakamların ardındaki gerçek, yalnızca akademisyenlerin işsiz kalmasından ibaret değil. Bu işten çıkarmalar, aynı zamanda o üniversitelerde okuyan gençlerin eğitim hakkının gasp edilmesi, kurucu unsur oldukları üniversitelerinde olması gereken özgür bilimsel alanlarının yok edilmesi anlamına geliyor.

İşten çıkarmalara bakıldığında en çok sosyal bilimler alanından olduğunun görülmesi, üniversitelerin, iktidarın ideolojik propaganda aracı haline getirilme çabasını ve tektipleştirme politikalarının meşruiyet zemininin hazırlanmasını kanıtlar nitelikte. Çünkü sosyal bilimler, gençlere dünyayı eleştirel biçimde sorgulama, toplumsal eşitsizlikleri anlama ve değişim ihtimalini tartışma olanağı sunar. Sermaye, eleştirel düşünebilen, sorgulayan, mevcut düzene itiraz edebilen gençler istemez. İtaatkâr, tüketen, borçlanan ve sessizce ama hızlıca işçileşen bireyler ister. Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzaladığı için yargılanan feminist akademisyen Feryal Saygılıgil ile Kürtler, Aleviler, dil hakları ve azınlıklar üzerine çalışmalar yürüten Bülent Bilmez’ın tasfiyesi, üniversitelerin eleştirel düşünce üretme işlevinin nasıl bastırılmaya çalışıldığının açık kanıtıdır.

  1. Ortak açıklamada imzası bulunan örgütler: Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, Bilim Sanat Eğitim Araştırma ve Dayanışma Derneği, Çukurova Öğretim Elemanları Derneği, DİSK Sosyal-İş Vakıf Üniversiteleri Komisyonu, Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi, Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi ve Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği. ↩︎