Orta Doğu’daki emperyalist kuşatmanın sadece bir “operasyon” değil, halkların kaynaklarını yutan devasa bir kara deliğe dönüştüğü tescilleniyor. Cenevre’deki diplomatik tiyatronun iflası, yerini baruta ve finansal yıkıma bıraktı. ABD ve İsrail tüm gücünü bölgeye sevk edip İran’da yüzlerce sivili katlederken, İran bölgedeki tüm ABD varlıklarını hedef aldı. Emperyalist savaş makinelerinin bölgedeki yığınağı her geçen gün milyonlarca dolarlık kaynak harcamak zorunda. Savaşın uzadığı her gün, Amerikan Lockheed Martin, Raytheon ve Boeing gibi silah tekellerinin kasasını dolduruyor ama eğitimden, sağlıktan ve barınmadan mahrum bırakılan geniş halk kitlelerinin sırtındaki kamburu büyütüyor. Halkın cebindekileri emperyalist haydutluğa harcayan modern tiranların koltuğu savaş uzadıkça sallanmaya başlayacak mı ilerleyen günlerde göreceğiz.
Emperyalizmin haydutluğuna soyunan ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun kanlı planları sonrası öldürülen Ayetullah Ali Hamaney’in ardından İran’da yüzbinler intikam için sokaklara indi. ABD ve İsrail’in saldırıları öncesi ülke genelinde başlayan gösteriler savaşın araya girmesiyle şimdilik dinmiş gözüküyor. Peki savaşın seyri bundan sonra nasıl değişecek?
Hamaney Sonrası İran
İslam Cumhuriyeti, sanılanın aksine, tek bir liderin iradesine dayanan kişisel bir rejim değil. Sistem ruhani yapı, güvenlik bürokrasisi, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), anayasal kurumlar ve ekonomik vakıf ağları arasında dağıtılmış çok katmanlı bir güç mimarisi üzerine inşa edilmiş. Hamaney döneminde Rehberlik makamı çevresinde oluşan ve binlerce personelden oluşan kurumsal yapı ile ona bağlı ekonomik ve ideolojik ağlar da bu kurumsal devamlılığı koruyacak biçimde yapılandırıldı.
İran’ın son yıllarda karşı karşıya kaldığı krizler, sistemin kurumsal dayanıklılığını test etti. Haziran 2025’teki 12 günlük İran-İsrail çatışması sırasında askeri komuta kademesindeki önemli isimlerin hedef alınmasına rağmen İran’ın kısa sürede askeri faaliyetlerini sürdürebilmesi, karar alma süreçlerinin tek bir aktöre bağlı işlemediğini ortaya koydu. Hamaney’in ölümüyle yaşanan liderlik kaybı beklenen stratejik dağılmayı sağlamadı. ABD Venezuela’da Maduro’yu kaçırarak elde ettiği ülke içindeki asabiyeti bozma girişiminin İran’da başarılı olabileceğini varsayarak bir saldırı başlatmış olsa da şimdilik istediğini alamamış gözüküyor. Hamaney’in ölümü, kısa vadede rejim çözülmesinden çok elit konsolidasyonu ve güvenlik merkezli karar alma eğiliminin güçlenmesini beraberinde getirdi.
Yönetim Krizi Yaşanmadı
İngiliz Financial Times’ın haberine göre ABD ve İsrail istihbarat servisleri ülke genelindeki tüm trafik kameralarını siber saldırılarla ele geçirdi, yıllarca takip etti ve İran’ın liderlik kadrolarını resmen adım adım izleyerek günlük rutinlerini ezberledi. Ancak Emperyalist-Siyonist blok, Hamaney suikastıyla bir ‘yönetim krizi’ yaratacağını umarken; aslında Şiiliğin ve İran halkının kolektif bilincindeki en yıkılmaz arketipi, yani mazlumun zalime karşı şehadetini yeniden uyandırmış olabilir. Hamaney’in ölümü, teknik bir suikastın ötesine geçerek Şii inancının özünde saklı duran, adaletsizliğe karşı başkaldırıyı kutsayan bir ritüeli yeniden canlandırdı. İran rejimi de bu mite yönelik propaganda paylaşımlarıyla iktidarını yeniden tahkim etmek için çalışmalar yürüttü. Belki de bu yüzden kimileri 86 yaşında yaşamını yitiren Hamaney’in İran’ı yeniden birleştirmek için yerini bilerek açık ettiğini söyleyecek kadar ileri gitti.
Trump Neden Savaşa Girdi?
Trump birçok sebeple İran’a yönelik saldırıları başlatmış olabilir. Birçok kesim Epstein belgeleri üzerindeki baskısını azaltmak ve hedefi başka bir yere çekmek olarak algıladı bu durumu. Başka kesimlerse yaklaşam seçimler öncesi ABD halkını konsolide edebileceği yeni bir konsept yaratmak için olduğunu söyledi. Trump’ın yargılanma korkusu yüzünden savaş başlattığını söyleyenler de oldu. Bölgedeki durumsa başka emarelere de işaret ediyor.
ABD Başkanı Körfez petrolünü sekteye uğratıp Çin’i sıkıştırmak için de hesap yapıyor. Körfez petrolünün üretim ve sevkiyatında yaşanacak geniş çaplı aksamanın küresel enerji maliyetlerini artıracağı yorumlanıyor. Bu da Çin’in sanayisini ve büyümesini doğrudan vuracaktır. Trump, Pekin üzerindeki baskısını müzakere masasında değil enerji politikalarıyla artırmak istiyor.
ABD’nin bir başka hesabı da kudretini kaba güç yoluyla diğer ülkelere dayatmak. Uluslararası sistemin Washington lehine akmasını sağlamak. Bir başka hesap ise bölgedeki Siyonist ortağı olan Netanyahu’yu bölgesel ölçekte güçlendirerek Orta Doğu’da hakimiyet kurmak. Ancak bölgedeki halk ABD bombalarıyla demokrasinin gelmeyeceğine Irak, Libya, Suriye gibi komşu birçok ülkenin tarihine an be an şahit olarak öğrendi.
Herkes ABD’nin Düşmanı Mı?
ABD Kongre Üyesi Sara Jacops ülkesinin İsrail ile birlikte İran’a savaş açmasını eleştirerek, “Netanyahu her ABD başkanını İ̇ran’a saldırmaya i̇kna etmeye çalıştı. Ancak i̇kna olan tek aptal Trump oldu” ifadelerini kullandı. ABD Temsilciler Meclisi’nde ABD’nin İran’a yönelik saldırısıyla ilgili de muhalif sesler yükseliyor. Reuters / Ipsos tarafından 28 Şubat – 1 Mart arasında yapılan ankete gör katılımcıların %43’ü ABD’nin İran’a karşı saldırısını onaylamıyor.
Öte yandan Trump’ın ‘İran cezası’ kesip ambargo kararı aldığı İspanya’dan da tepki açılaması geldi. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İran’a yönelik saldırılarda iki askeri üssünü kullandırmadığı gerekçesiyle kendilerini eleştiren ABD Başkanı Donald Trump’a “Savaşa hayır” cevabı verdi.
İngiliz hükümeti de İran’a yönelik saldırının uluslararası hukuk açısından yeterli yasal dayanağa sahip olmadığını açıkladı. Bu tutum, Washington ile yürütülen ekonomik müzakereler açısından da dikkat çekici bir mesaj olarak yorumlandı. Açıklamanın ardından ABD Başkanı Trump, İngiltere’nin tutumundan memnun olmadığını söyledi. Londra yönetimini eleştirerek “Karşımızda Winston Churchill yok” ifadesini kullandı.
ABD’nin Ekonomik Kaybı Ne Kadar?
Anadolu Ajansı’nın paylaştığı verilere göre 28 Şubat’tan bu yana İran’ın bölgedeki ABD askeri varlıklarına verdiği zarar toplam 1,9 milyar dolara ulaştı. Bu maliyetin büyük bölümünü, Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’nde bulunan ve değeri yaklaşık 1,1 milyar dolar olan AN/FPS-132 erken uyarı radar sisteminin vurulması oluşturdu. Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından “dost ateşi” sonucu düşürülen 3 adet F-15E Strike Eagle tipi savaş uçağının yerine yenilerinin konulması da yaklaşık 282 milyon dolara mal olacak. İran’ın Bahreyn’in başkenti Manama’da bulunan ABD Donanması Beşinci Filosu karargahını hedef aldığı saldırıda iki uydu haberleşme terminali ile diğer bazı büyük yapılar hasar gördü. Hedef alınan AN/GSC-52B tipi uydu iletişim terminallerinin her birinin maliyeti yaklaşık 20 milyon dolar değerinde. BAE’de konuşlu ABD ordusuna ait Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma balistik füze savunma sisteminin AN/TPY-2 radar bileşeni de saldırılarda imha edildi. Radarın değerinin yaklaşık 500 milyon dolar olduğu düşünülüyor. Öte yandan Dubai Uluslararası Havalimanı da kapalı kaldığı her dakika için tahmini olarak 1 milyon dolar zarar ediyor. 24 saatlik tam bir kapanma, potansiyel olarak 1,44 milyar dolara varan kayıplara yol açabilir.


