Emperyalist-Siyonist ittifakının İran’a yönelik saldırıları 2. haftasına girerken savaşın en büyük etkisi küresel piyasalara oldu. Brent petrol fiyatları tavan yaptı, piyasalar savaşın etkisiyle resmen altüst oldu. Savaşın günlük maliyeti 1 milyar dolara yaklaştı, analistler uzun süren bir çatışmanın ABD’de bütçe açığını daha da derinleşebileceğini işaret etti. İran Silahlı Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı üzerinden ekonomik merkezleri hedef alacaklarını duyurdu. “Petrol varilinin 200 dolara çıkmasına hazırlıklı olun” diyerek tehdit açıklaması yaptı. Ucuz dronlar ile pahalı imha füzeleri arasındaki mücadelede İran’ın ekonomik tehditleri savaşın seyrini nasıl değiştirecek izleyip göreceğiz.
“Tek Sahip Oldukları Şey Cesaret”
ABD Başkanı Trump geçtiğimiz günlerde İran’a yönelik saldırılarla ilgili yaptığı açıklamada “Donanmaları yok. Hava kuvvetleri yok. Hava tespit sistemleri yok. Hepsi silindi. Radarları tamamen yok edildi. Orduları darmadağın edildi. Tek sahip oldukları şey cesaret” ifadelerini kullandı. Ancak kibirle söylenen bu sözler sahada pek gerçekmiş gibi durmuyor. İran, şimdiye kadar yaptığı saldırılarla enerji tedarik zincirlerini sekteye uğratıp drone saldırılarını artırarak ABD ve İsrail’i yıldırmak istiyor.Tahran yönetimi, deniz trafiğini engelleyerek düşman unsurlara tek bir damla yakıt ulaştırılmayacağını vurgulayarak gerilimi askeri boyuttan ekonomik savaşa taşıdı. Reuters’ın haberine göre İran, insansız hava araçları ve füze saldırılarını yoğunlaştırıp, Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji hatlarını keserek küresel piyasaları sarsmayı hedefliyor. Tahran yönetimi, böylece savaşı “acımasız bir dayanıklılık yarışına” dönüştürerek Washington’ı geri adım atmaya zorlamayı amaçlıyor. İran yönetimi İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Suudi Arabistan gibi ülkelere misilleme yaparak saldırılara karşılık veriyor.
Ucuz Dronlar ABD Envanterini Tüketiyor
ABD ve Siyonist İsrail’in milyarlarca dolarlık teknolojisi İran’ın seri ve ucuz üretimi karşısında can çekişiyor. Savaş, sadece cephede değil, kapitalizmin en zayıf karnı olan üretim maliyetleri ve envanter yönetimi üzerinden de şekilleniyor.
İran’ın kitleler halinde ürettiği ucuz dronlar, ABD ve İsrail’in pahalı envanterini acımasızca eritiyor. Ortadaki maliyet asimetrisi, kapitalist askeri sistemin yapısal krizini gözler önüne seriyor. İran, ayda 5 bin ile 6 bin adet arasında Şahid-136 dronu üretiyor ve bu araçların her birinin maliyeti sadece 50 bin dolar. Siyonist rejim ve Amerikan emperyalizmi, hava savunma sistemlerini ve pahalı imha füzelerini bu ucuz dronları durdurmak için tüketmeye mahkum bırakılıyor. İran’ın 1 ila 2 milyon dolara mal ettiği tek bir balistik füzeyi imha etmenin maliyeti, emperyalistler için 10 ila 15 milyon doları buluyor. Çünkü bir füzeyi durdurmak için 2 ila 3 adet Patriot füzesi fırlatmak gerekiyor.
ABD’nin yıllık Patriot füzesi üretimi yalnızca 500 adet ve Pentagon’un mevcut stoku, ihtiyaç duyulan adedin sadece yüzde 25’ini karşılayabilmekte. Maliyeti 12.8 milyon dolar olan THAAD sistemlerinde de durum içler acısı vaziyette. Kaynaklara göre şimdiye kadar ihtiyaç duyulan THAAD miktarının dörtte üçü şimdiden tükendi. Tanesi 2.2 milyon dolar olan Tomahawk füzelerinin stoğu da erime noktasında. Tahran her bir insansız hava aracını 35.000 dolara üretiyor. Ancak birini Patriot PAC-3 füzesiyle düşürmenin maliyeti 3,7 milyon dolara karşılık geliyor.
İran Füze Atmanın Yolunu Buluyor
ABD ve İsrail saldırılarında İran’ın füze fırlatma rampalarını hedef alıyor. Ancak İran bunun çözümü olarak vinçli kamyonları kullanıyor. İran, uydu sistemleriyle takip edildiğini bildiği için balistik füzeler de dahil sabit fırlatma rampaları kurmuyor. Füzeler için özel üretilen açık-kapalı kamyonlar, ülkenin birçok noktasında devamlı hareket halinde. Bu füzelerin genelde geceleri ateşlenmesi tercih ediliyor. Hareket halindeki kamyonlar gecenin karanlığında gizlenmeye çalışıyor.
ABD’nin Bütçesi Alarm Veriyor
ABD ile İran arasında tırmanan savaş yalnızca jeopolitik dengeleri değil, Washington’un mali dengesini de sarsıyor. Analistlere göre savaşın günlük maliyeti 1 milyar dolara yaklaşırken, uzun süren bir çatışma ABD’nin zaten büyüyen bütçe açığını daha da derinleştirebilir.
Analizlere göre savaşın günlük maliyeti 800 milyon ile 1 milyar dolar arasında değişiyor. Sadece ilk 48 saatlik operasyonların ABD’ye yaklaşık 5,6 milyar dolarlık mühimmat maliyeti getirdiği hesaplanıyor. Bu rakama uçaklar, gemiler ve askeri operasyonların diğer lojistik giderleri dahil değil. Uzmanlar, çatışmaların uzaması halinde maliyetlerin hızla katlanabileceğini belirtiyor. Penn Wharton Budget Model’e göre savaşın 60 gün sürmesi, ABD bütçesine yaklaşık 65 milyar dolar ek yük getirebilir. Faiz giderleri de dahil edildiğinde bu rakamın 66,4 milyar dolara ulaşabileceği hesaplanıyor. ABD’nin mali dengesi zaten kırılgan bir noktada bulunuyor. Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) tahminlerine göre 2026 mali yılında federal bütçe açığının 1,853 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Savaşın iki ay sürmesi halinde bu açığın daha da büyüyerek ekonomideki payının yüzde 5,8’den yüzde 6’ya yükselmesi öngörülüyor.
Çin Düşmanının Gücünü İzleyip Hazırlık Yapıyor
ABD Başkanı;’nın kibirli ve savaş odaklı konuşmaları şu gerçeği gizlemeye çalışıyor. Trump’ın savaşı bitirme isteği artık ağır basıyor. Ama bunu nasıl yapacağını bilmiyor. İşin içinden çıkamadı. Direkt çekilmesini İsrail engelliyor ama savaş sürdükçe de içerideki hoşnutsuzluk artıyor. Kibir bataklığına battı, çıkamıyor. Önce Grönland’ı işgal planı daha sonra İran’a yönelik saldırıları sonrası ABD’nin Çin’i kuşatma hamleleri ardı sıra geldi. Yaşananları uzaktan takip eden Çin, Amerikan füzelerinin yaptırım güçlerini belleğine kaydetmekle meşgul. Çin, gelecekte ABD ile yaşanacak bir sıcak çatışmada zafer elde edip edemeyeceklerini, düşmanının güçlü ve zayıf yönlerini, bu savaştan çıkaracağı derslere göre belirleyecek.


