Milli Savunma Bakanlığı’ndan resmi açıklama geldi. Açıklamada, bugün İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz”de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği ifade edildi. Balistik mühimmat olarak tanımlanan şey aslında bir füze. Evet bir İran füzesinin Türk hava sahasına girerken NATO silahlarıyla düşürüldüğü belirtildi. Hatay’ın Dörtyol ilçesine düşen parçanın NATO’nun ateşlediği savunma silahının parçası olduğu söylendi.
AFP’ye konuşan bir Türk yetkilinin, Türk hava sahasına doğru ilerlerken NATO hava savunma sistemleri tarafından imha edilen İran füzesinin hedefinin “Türkiye olmadığını” söylediği de aktarıldı. Yetkiliye göre füze, Kıbrıs Rum kesimindeki bir üssü hedef alıyordu ve rotasından saparak Türkiye hava sahasına yöneldi.
NATO’dan Açıklama
Konu ile ilgili NATO’dan açıklama da geldi. NATO Sözcüsü Allison Hart, “İran’ın Türkiye’yi hedef almasını kınıyoruz. İran’ın bölge genelinde ayrım gözetmeyen saldırılarına devam etmesi karşısında NATO, Türkiye de dahil olmak üzere tüm müttefiklerinin yanındadır. Hava ve füze savunması da dahil olmak üzere tüm alanlarda caydırıcılık ve savunma duruşumuz güçlü kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
NATO’nun 5. Maddesi Ne Diyor?
İran’ın Türkiye’yi hedef alarak tüm NATO üyesi ülkeleri savaşa dâhil etmesi şu aşamada son derece acemice bir hamle olurdu. NATO üyesi olmayan Körfez ülkelerindeki üsleri vurarak kendisini savunması doğal ancak İncirlik ve Kürecik gibi üslerin vurulması NATO anlaşmasının 5. maddesini devreye sokar ve savaşa girmek için fırsat kollayan birçok NATO ülkesinin bu savaşa dâhil olmasının önünü açar. Çünkü 5. madde, bir NATO müttefikine yönelik gerçekleştirilecek herhangi bir silahlı saldırının, ittifaka üye olan diğer tüm devletlere yapılmış bir saldırı olarak kabul edilmesini zorunlu kılıyor. Lider kadrolarını kaybeden ve savunma sistemlerini bombardımanlarla kaybeden İran’ın oldukça zorlandığı bir noktada NATO üyesi bir ülkeyi hedef alması şu aşamada gerçek bir intihar anlamına gelir.
Diğer yandan ABD ve NATO’nun şu ana dek savaş konusunda pasif bir tutum takınan Türkiye’nin savaşa daha fazla dâhil olması için provokatif girişimlerinin olmuş olması daha büyük bir olasılık.
Amaç Türkiye’yi Savaşa Dahil Mi Etmek?
Hatay semalarına düşen parçaların kaynağı konusunda resmi anlatı tek bir ihtimale işaret etse de, bölgedeki güç dengeleri düşünüldüğünde farklı senaryolar da tartışılmakta. Füzeyi doğrudan İran’ın atmış olması kadar, bölgesel gerilimi tırmandırmak isteyen İsrail ya da Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı bir provokasyon ihtimali de dillendiriliyor. Özellikle Ortadoğu’da vekalet savaşlarının ve istihbarat operasyonlarının yaygınlığı düşünüldüğünde, bir füzenin kimin tarafından ateşlendiği kadar, kimin işine yaradığı sorusu da önem kazanmakta. Hatay’a düşen parçalar yalnızca askeri bir olay değil; aynı zamanda bölgesel güç mücadelesinin, bilgi savaşının ve algı yönetiminin gölgesinde şekillenen karmaşık bir jeopolitik tabloya işaret ediyor.
Hani S-400’ler Aktifti?
Türkiye halkının can ve mal güvenliği konusunda sürekli dile getirilen S-400 gibi “egemen savunma sistemleri”, gerçek bir tehdit anında devreye sokulmak bir yana, NATO’nun gölgesinde bekleyen pasif bekçilere dönüştü. İran’dan ateşlendiği iddia edilen balistik tehdit, Türkiye’nin kendi savunma iradesiyle değil, Atlantik Paktı içinde konuşlandırılmış hava savunma unsurlarının müdahalesiyle engellendi. Düşen parçalar ise yüzlerce kilometre öteden gelen “koruma” vaatlerinin boşluğunu somutlaştırdı. Bu tablo, halkın güvenliğini sağlama iddiasıyla milyarlarca lira verilerek satın alınan savaş aygıtlarının, gerçek savaş koşullarında ne kadar işlevsel olduğunun sorgulanmasına neden oldu. Askeri tehditin ardındaki bilinmezlik “Türkiye acaba savaşta yeni cephe olarak sahaya sürülmek mi isteniyor?” sorusunu açığa çıkardı.


