Zaman, Molla Rejimi’nden Yana Ama…

İran – ABD görüşmelerinin üçüncüsü 26 Şubat’ta Cenevre’de gerçekleşti. ABD’nin görüşmek istediği konular daha geniş. Uranyum zenginleştirme, uzun menzilli ve balistik füzeler, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, Siyonist İsrail Rejimi’nin güvenliği var. İran Rejimi, yalnızca uranyum zenginleştirme konusunu konuşacaklarını belirtti.

Mollalar, binlerce yılın getirdiği devlet tecrübesiyle zamana oynuyor. 12 günlük savaştan sonra füze stoklarını ABD ve İsrail’den daha hızlı yenileyebildiler. Savaşta başarısını gösteren balistik füzelerini arttırıyorlar. Hatırlayalım, savaş sırasında ve sonrasında İsrail Rejimi tam bir karartma uygulamış ve aldığı hasarı gizlemeye çalışmıştı.

Molla rejimi, savaşma kapasitesine, dağlık coğrafyasına ve diğer hazırlıklarına güvendiğini gösteriyor. Rusya askeri kargo uçaklarının da İran’a indiği gözleniyor. Ayrıca “füzesavar füze” almak için Çin’le görüştükleri bilgileri basına sızdı.

Bunun yanında ABD tarihte az tekrarlanmış büyük bir askeri tahkimat gerçekleştirdi ve geçen her gün harcanan milyarlar demek. Bu tahkimatın sadece lojistik operasyonu bile büyük bir yük. Güvenilir kaynaklardan gelen bilgiler ve sızan bazı videolara göre ABD gemi mürettebatı tuvalet ve yemek sorunları bile yaşıyor. Trump’ın poker oyunu bu “küçük” ayrıntıları görmeyecek tarzda ilerliyor.

Ayrıca yükselen savaş gerginliği, Türkiye dâhil bölgedeki ABD müttefiklerini alarma geçirmiş durumda. Topyekûn bir savaş, bu alt emperyalist devletlerin kaldıramayacağı bir yük. Türkiye yönetiminin en büyük korkusu olası bir göç dalgası ve petrol arzının aksaması.

Müttefiklerinin diplomatik ekipleri, bir savaş başlatmaması için Trump’ın kapısında yatıyorlar. İran, daha önceden farklı olarak bir saldırıyı topyekûn bir savaş sebebi olarak ele alacağını ve karşılığını ABD ve İsrail’in olduğu her yere yapacağını deklare etmişti. Bölgedeki müttefikleri ile ABD’nin bu sürtünme hâli de İran Rejimi adına bir avantaj.

Son olarak; Irak, Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerinin Şii nüfuslarının nasıl davranacakları da öngörülemiyor. Bu sadece Basra Körfezi’ni değil, Kızıldeniz öncelikli olmak üzere bölgeyi daha geniş bir ateşe atabilecek bir potansiyel risk.

Bir de İşin “Ama”sı Var…

Molla Rejimi’nin katliamları artık taşınamayacak kadar ağırlaştı. İçerideki meşruiyeti gün geçtikçe azalıyor. Rejime bağlı kitle ne zaman çağrılsa destek mitinglerine (dışarıdan baktığımızda büyük oranda kendi istekleriyle olduğu da görünüyor) katılıyor ama özellikle ekonomik daralma onları da gittikçe daha derinde etkiliyor. Rejimin besleyebildiği kesimler gittikçe daralıyor.

Öte yandan PJAK, İran KDP’si ve bazı diğer kürt partileri rejimi yıkma hedefli bir deklarasyon yayınladılar. PAK, İsrail’le olan ilişkisini de gizlemiyor.

Yani nesnel şartlar ve diğer özneler Molla Rejimi’nin altını oymakla meşgul.

Mollalar, görüşme sürecini sündürerek son basamakta maden ve petrol işletmelerinin bir kısmını ABD yatırımlarına açmayı planlıyor olabilir. Böylece hem Trump’ın kârlı alanlar arayışını besler (ki dışarıdan gelecek sıcak paraya da muhtaçlar) hem de sınırlarının içini dünyayı bir kere daha kapatırlar. ABD öncülüğünde İran halkları tekrar yalnızlığa terkedilirler.

Ancak İran’ın hesabının tutacağı kesin değil. Bu kadar hazırlanılmış bir savaş, kendi kendisini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir.

Bunun yanında ABD saldırganlığı salt Trump’ın kişisel özelliklerine bağlı değil. Hatta saldırganlık bahsinde ABD müesses nizamı Trump’ı kullanıyor da diyebiliriz.