Trump’ın “Deli Dumrul” Vergisi ve Tahran Bilmecesi

ABD emperyalizminin en saldırgan ve pervasız yüzü olan Donald Trump, “Önce Amerika” maskesi altında dünyayı yeni bir felaketin eşiğine sürüklüyor. Bir yanda küresel piyasaları haraca bağlayan “Deli Dumrul” vergileri, diğer yanda İran halkının tepesinde sallanan işgal kılıcı… Trump’ın sözcülüğünü yaptığı ABD emperyalizmi, yaklaşan seçimlerin gölgesinde hem ekonomik hem de askeri zorbalığını en üst perdeye taşıdı.

ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme’nin gümrük vergisi kararlarını iptal etmesinin ardından, 1974 Ticaret Yasası’nın 122. Maddesine dayanarak tüm ülkelere yüzde 10’luk geçici gümrük vergisi getirdi. Daha sonraysa bu vergiyi yüzde 15’e çıkardığını açıkladı.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararını “gülünç” olarak nitelendiren ABD Başkanı, “Şu andan itibaren geçerli olmak üzere daha önce açıkladığım yüzde 10’luk küresel vergiyi yüzde 15’e yükselttim” ifadelerini kullandı. Trump, önümüzdeki günlerde “yasaların izin verdiği sürece” yeni gümrük vergileri duyuracaklarını da belirtti.

Saldırı Tehdidi mi, Pazarlık Kozu mu?

Trump öncülüğünde yürüyen saldırganlık yalnızca gümrük tarifeleri ve ekonomik zorbalıkla sınırlı değil. Venezuela’ya saldırarak Başkan Maduro ve eşini kaçıran ABD emperyalizminin hedefinde şimdi de İran var. ABD Başkanı Trump, nükleer silahsızlandırmayı bahane ederek her geçen gün İran’a yeni bir tehdit söyleminde bulunuyor.

Ancak uzmanlar İran’a yapılacak bir saldırının Venezuela’daki bir operasyondan çok daha karmaşık olacağı ve potansiyel olarak ABD’yi uzun süreli bir çatışmaya sürükleyebileceği konusunda uyarıyor. İran, Venezuela’nın aksine, direnişi sürdürmeye yardımcı olabilecek kapsamlı askeri yeteneklere ve bölgesel vekil güç ağına sahip.

Tarihin Gördüğü En Büyük Yığınak

Orta Doğu’da son haftalarda bütün dünyayı, özellikle Orta Doğu’yu endişeye sevk eden olağandışı bir askerî yığınak yaşanıyor. ABD bölgeye 2003’teki Irak işgalinden bu yana görülmemiş ölçüde kuvvet konuşlandırıyor.

ABD Donanmasına ait USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemilerinin bölgede eşzamanlı konuşlandırılması son derece nadir görülen bir savaş düzeni. Buna ek olarak, muharip yüzey gemileri, gizli konumlardaki nükleer denizaltılar ve tek seferlik atışta 600’den fazla Tomahawk fırlatabilecek filo denizde bu gücü tamamlıyor.

ABD’nin hava donanmasıysa İran için daha fazla risk barındırıyor. F-35, F-22, F-15E ve F-16 uçakları Avrupa ve ABD üslerinden bölgeye yönlendirildi. Ürdün’de yaklaşık 30 F-35A ve 35 F-15E konuşlandırıldı. Havadan ikmal tankerleri, elektronik harp uçakları, erken uyarı sistemleri ve P-8 Poseidon deniz devriye uçakları bölgede Trump’ın vur emrini bekliyor.

Seçim Öncesi Kanlı Satranç

ABD’nin olağanüstü tüm hazırlıklarına karşı uzmanların uyarısına göre Amerikan vatandaşlarının hayatını kaybetme riski hâlâ çok yüksek. Özellikle seçim yılında, “Yeniden Trump” sloganları atılmaya başlanırken, ABD başkanı bu kanlı kumarı oynayacak mı, izleyip göreceğiz. Üstelik İran Orta Doğu’daki en büyük ve en çeşitli füze stoklarından birine sahip. Cephaneliğinde insansız hava araçları ve gemisavar silahlar bulunuyor.

Geçtiğimiz yıl İsrail ile 12 günlük savaşın ardından İran’ın füze envanterinin mevcut hacminin ne durumda olduğu bilinmiyor. İsrail ordusu da karşılıklı saldırılarda İran füzelerinin çoğunu füze önleyicilerle düşürdü. Ancak istihbarat yetkililerine göre, Gazze’deki Hamas ve Lübnan’daki Hizbullah’ın saldırılarını iki yıldan fazla bir süredir püskürttükten sonra füze önleyici stokları epey azaldı.

İran’ın orta menzilli balistik füzeleri 1200 milden fazla yol kat edebiliyor. Bu da Türkiye’deki Amerikan üslerinden İsrail ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere Orta Doğu’daki daha geniş üslere kadar uzanıyor. AB’nin yakın müttefiki olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin hava sahalarını saldırılar için kullanmasına izin vermeyeceklerini açıkladı.

Vekil Güçler Devreye Girer mi?

İran , Yemen’deki Husi milisleri ve Lübnan’daki Hizbullah da dahil olmak üzere Orta Doğu genelinde vekil güçler kullanan bir “direniş ekseni” işletiyor. Bölgedeki nüfuzunu genişletmek ve rakiplerine meydan okumak için bu grupları silahlandırıp destekliyor.

Birçok vekil güç ciddi şekilde zayıflatılmış olsa da, Amerikan güçlerine ve müttefiklerine karşı misilleme yapabilir, birden fazla cephe oluşturabilir ve çatışmayı İran sınırlarının ötesine taşıyabilir.

Irak’taki İran yanlısı gruplardan en az biri, ABD’nin saldırması halinde Tahran’a destek sözü verdi. Ayrıca, Husi milisleri İsrail ile savaş sırasında Hamas’ı desteklemek için 2023 sonlarında yaptıkları gibi, Kızıldeniz’deki ticari gemi trafiğini hedef almaya yeniden başlayabilir. Bu olasılığın gerçekleşmesi enerji fiyatlarını küresel ölçüde tehdit edecektir.

İran daha önce Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla tehdit ederek dünyanın en önemli enerji nakliye yollarından birini felç etmişti. Dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. ABD-İran savaşı diğer yandan enerji fiyatlarının fırlamasına da neden olabilir.

Tahran’a Girmek Karakas Kadar Kolay Değil

Venezuela’da ABD güçleri Başkan Nicolas Maduro ve eşini iki saat kadar süren sıkı şekilde koordine edilmiş bir baskınla yakaladı. Ancak İran’da hükümeti devirmek, en yüksek lideri devirmek kadar basit değil. İran’daki gerçek güç, ideolojik meşrutiyet tarafından yönetiliyor. Siyasiler tarafından destekleniyor ve neredeyse yarım yüzyıldır sağlamlaşmış karmaşık bir güç yapısı tarafından pekiştiriliyor.

Ayrıca, Tahran Basra Körfezi’nin yaklaşık 400 mil içerisinde yer alıyor. Uzmanlara göre bu durum, Amerikan kuvvetlerinin İranlı liderlere doğrudan ulaşmasını ve onları yakalamasını, Karayip Denizi’ne yaklaşık 10 mil uzaklıktaki Caracas’taki operasyona kıyasla daha zor hale getiriyor.

İran güçleri geçtiğimiz günlerde Rusya ve Çin ile birlikte Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nda tatbikat gerçekleştirdi. Tatbikat kimi kesimler tarafından savaş çıkması durumunda 145 kilometrelik su yolunun kapatılabileceğine dair bir sinyal olarak yorumlandı. Öte yandan boğazın kapatılması İran’a da zarar verecek ve Çin gibi büyük müşterilere petrol ihracatını kısıtlayacaktır.

Sermayenin Bekası İçin Dünya Barut Fıçısı

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yalnızca bir başkanın “çılgınlığı” değil, kapitalizmin girdiği tarihsel çıkmazın en somut ilanıdır. Trump’ın dünya halklarının boğazına çöken küresel vergisi, sıradan bir mali hamle değil, krizdeki Amerikan hegemonyasının dünyaya kestiği bir haraç makbuzudur. Seçim sandığına giden yolu halkların kanıyla sulamak isteyen Trump, Venezuela’nın ardından İran’a da saldırabilecek mi, önümüzdeki günlerde takip edeceğiz.