Geçtiğimiz günlerde, Victor Jara’nın ölümünden sorumlu “son” firari asker de yakalandı. Ceza rejimi sorunları kökünden çözmüyor tabii ki ama bahsi geçen bu “firari” askerin yakalanıp cezalandırılması, cezasızlığın faili cesaretlendirmesine karşı hepimizin içine su serpti. Üzerinden 50 yıldan fazla geçen bu ölümle ilgili içimizin halen bu kadar yangınlı olması ve pek de serin olmayan suyu bile kana kana içmemiz nedendir?
Cesaret ve Aklın Gücüyle
Şili’deki darbe, CIA organizasyonu ile gerçekleştirilen bir darbe kuşağının, bir karşı-devrim çabasının parçasıydı. 1970’te, seçimi sosyalist lider Allende’nin öncülerinden biri olduğu sol siyasal ittifak, Unidad Popular (Halk Birliği) kazanmıştı. Emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinin marifetiyle 11 Eylül 1973 günü askeri darbe yapıldı, başkanlık sarayı bombalandı, Allende öldürüldü. Binlerce kişi gözaltına alındı, işkence gördü, öldürüldü.
Victor Jara da darbenin hemen ardından toplama kampına dönüştürülen Santiago Stadyumu’nda esir alınan ve işkence edilen on binlerce kişiden biriydi. Cuntanın askerlerine direndi, esir olduğu stadyumda şarkılar söyledi. Şimdiye kadar halkın özgürlüğü için çaldığı şarkıların diyeti olarak gitarı kırıldı, elleri kırıldı, ezildi ve stadyumda işkence ve kurşunlarla öldürüldü. Jara son nefesine kadar Venceremos (Kazanacağız)1 şarkısını söyledi, stadyumda bulunan gazetecinin aktarımıyla: “Victor dudaklarında şarkıyla öldü.”
Fırtına yırtıyor sessizliği / Ufuktan bir güneş doğuyor
Gecekondulardan geliyor halk / Tüm Şili şarkılar söylüyor.
Bu olay halen her konuşulduğunda tüyleri diken diken eder, cuntalara ve onları organize eden emperyalizme karşı öfkeyi diri tutar. İşte bu yüzdendir ki ne zaman Venceremos şarkısı çalsa, devrimciler Santiago Stadyumu’ndan tüm dünyaya çalan kırık bir gitarın sesini duyar. Victor Jara’nın elleri, Latin Amerika halkının elleri olmuştur artık. Bu eller her yıl Şili’de gitarlarla yapılan yürüyüşle yad edilir.

Öyle ki, stadyumdaki o korkunç dehşetin ortasında bile Victor’un elleri durmamış; Estadio Chile’nin2 zindanlarında katledilmeden hemen önce kaleme aldığı ve bir yolunu bulup dışarıya, eşi Joan Jara’ya ulaştırmayı başardığı son şiirinde o on binlerce eli şöyle anlatmıştı:
Beş bin kişiyiz burada
Bu ufacık yerinde kentin.
Beş bin kişiyiz.
Kim bilir kaç kişiyiz daha
Kentlerde ve ülkede?
Burada yapayalnız
On bin el, tohum eken
Ve fabrikaları çalıştıran.
İnsanlığın ne kadarı
Açlıkla, korkuyla, panikle, acıyla
Ahlâki baskıyla, terörle ve çılgınlıkla
Yüz yüze?
Altımız yitip gitti
Yıldızlı göğe gidercesine.
Biri öldü, bir diğeri dövüldü, aklıma
Gelmezdi bir insanın böyle dövülebileceği.
Diğer dördü bitirmek istedi yaşadıkları dehşeti
Biri hiçliğe attı kendisini
Bir başkası kafasını duvarlara vura vura
Ama ölüm hepsinin bakışlarında.
(…)3
Latin Amerika’nın Elleri: Nueva Canción
Violeta Parra’nın öncü çabasıyla ortaya çıkan yeni şarkı hareketi (Nueva Canción), Latin Amerika’da ve hatta dünyanın çok çeşitli ülkelerinde de müzisyenleri etkilemişti. Aslında bu birikim yıllar öncesinden ilmek ilmek örülmüştü; nitekim Victor Jara henüz 1960’ta, Violeta Parra’nın da desteklediği ve Şili geleneksel halk müziğini araştırmak üzere kurulan Conjunto Cuncumén müzik topluluğuyla sahnelerdeydi.

Nueva Canción hareketi dendiğinde ilk olarak Violeta Parra, Angel Parra, Soledad Bravo, Gilberto Gil, Atahualpa Yupanqui, Inti Illimani, Quilapayún örnekleri aklımıza gelse de, hareketin dünya düzeyinde çok geniş bir alanda etkisi olmuştur. Türkiye’den de Grup Yorum, Yeni Türkü gibi çok sayıda grup bu akımdan etkilenmiş, bu yönlü denemeler yapmıştır. Nueva Canción’da dil ağırlıkla İspanyolcadır, kimi zaman yerel sözcüklere de yer verilir. Biçim olarak geleneksel müzik formları ön plandadır. Şarkı icraları genellikle gitar merkezlidir, yerel çalgılar (telliler: charango, cuatro; vurmalılar: bombo legüero, pandero; üflemeliler: quena, zampoña) ve elbette zengin vokaller gitara eşlik eder. Şarkılarda özgürlük, direniş, karşı koyma, kültürüne, toprağına sahip çıkma eksenleri hakimdir. Tam anlamıyla Latin Amerika’nın yeni toplumsal başkaldırı müziğidir. İşte Victor Jara’nın elleri de bugün bu başkaldırı müziğinin bir simgesidir.
Bu müzik salonlara sıkışmış bir icra değil; doğrudan sokakta, fabrikada, işçilerin ve yoksulların yanı başındaydı.


Cesur Dediğin Şarkı Hep Yeni Kalacaktır
Nueva Canción, Latin Amerika halk müziğinde bir devrim niteliğindedir. Bu müzik devrimi kendi başına gerçekleşmedi, şarkılar bütün Latin Amerika’da dalga dalga büyüyen ve pek çok somut başarıya imza atan ilerici halk hareketleri ve devrimci örgütlenmelerin bağrında bestelendi. Eski olan dünya yerini yeniye bırakırken eski olan şarkılar da yenileriyle yer değiştiriyordu.
”Şarkı söylemem ne türkü aşkımdan / Ne de sesimin güzelliğindendir” diye başladığı Manifiesto, yeni şarkı hareketi için de bir manifesto ile bitiyordu: ”Cesur şarkı dediğin / Hep yeni kalacaktır.”
Victor Jara – Manifiesto (audio oficial)
Jara’nın hünerli elleri, müziğin yanı sıra tiyatro yönetmenliği yapıyor, ayrıca edebi yazılar kaleme alıyordu. Hangi sanatsal silah daha elverişliyse onu kullanıyordu. Fakat tek bir şey belliydi ki bu eller işçi sınıfının ve yoksulların elleriydi.

Sınıfın Elleri
Victor Jara’nın elleri yalnızca birer müzisyen eli değildi; tiyatro yöneten, edebiyatla şekillenen ve en nihayetinde işçi sınıfının, yoksulların sesi olan ellerdi. Te Recuerdo Amanda’da (Seni Hatırlıyorum Amanda) fabrikadaki baskılara dayanamayıp dağlara çıkan işçi Manuel’i anlatırken; Quién mató a Carmencita? (Carmencita’yı Kim Öldürdü?) şarkısında “O ölürken zengin oldu diğerleri” diyerek yoksulluğu sorgulatıyordu. Luchín’de ise toprak ve solucan yiyen gecekondu çocuklarının kafeslerini açmaya çağırıyordu bizleri…
Victor Jara – Luchín (audio oficial)
Victor Jara’nın elleri, eşinin ve çocuklarının öncülüğünde 1993 yılında Şili’de kurulan vakıfla, belgesellerle, arşiv siteleriyle, kitaplarla, fotoğraflarla, şarkılarla ve dahası halen dünyanın her tarafında söylenen devrimci şarkılarla yaşamaya devam ediyor. Ölümünden sorumlu olanlara dair cezai bir karşılık gördük ve buruk bir sevinç içindeyiz. Çünkü Victor’u yok etmek için tetiği çekenlerle hesap kapansa da Latin Amerika’nın ellerini kıranlarla henüz hesaplaşmış değiliz.

Victor Jara’nın yangını içimizde devam ediyor çünkü devrim için savaşanlar yeni mücadele şarkıları yapmaya ve halkla buluşturmaya devam ediyor. İçimize su serpiliyor çünkü Victor Jara’nın dünyanın her tarafındaki devrimci müzisyenlere dokunduğu elleri halen egemenlerin iki yakasında!
- Şarkı, Unidad Popular‘ın seçim şarkısıdır. Sözleri Claudio Iturra’ya, bestesi Sergio Ortega’ya ait. ↩︎
- Burası Santiago Stadyumu diye geçen yerdir. Victor Jara, bu stadyumda gizlice yazdığı şiiri dışarıya ulaştırmayı başarmıştır. Şiirin sonunda ”Estadio Chile” yazar. Bu ulusal stadyumun ismi, darbenin başındaki general Pinochet’nin iktidardan düşmesiyle beraber değiştirilir, Victor Jara’nın ismi stadyuma verilir. ↩︎
- Şiirin sadece giriş kısmını aldım. Şiirin kaynağı ve tamamı: Yarım Kalan Şarkı, Joan Jara, Versus Yayınları, 2010 ↩︎


