Bu topraklardaki devrimci hareketin pratiğinin tarihinin yanı sıra, en az onun kadar önemli olan bir şey daha var: Harekete eşlik eden hatta bazen öncülük bile eden devrimci yazın külliyatı. TÜSTAV gibi az sayıda kurum ve çalışma, kesilmeye çalışılan köklerimizi toprağa boylu boyunca uzatmamız için geçmişi deşeliyorlar. Deyim yerindeyse bir hazineyi ortaya çıkarıyorlar. Tarihsel belgeler, dergiler, kritik tutanaklar, tartışmalar… Bunların yanı sıra bu mücadelenin içinden büyüyen ve mücadeleye eşlik eden sanat, edebiyat, felsefe, bilim çalışmaları. Bugün cevapsız gibi gösterilen ya da cevabı unutulan pek çok şeyin çoktan tartışılmış olduğunu görüyoruz. Hatta bazılarında çıkış yolları bile tarif edilmiş oluyor. Bir düstur edindiriyor bu çabalar: “Konulara tarihsel bakalım!” Geçmişten bugüne bir köprü, ihtimal olarak uzanıyor. Bu köprü bizler için vazgeçilmez nitelikte. Bugünün pratiğine zemin olacak güçlü tarihsel bir zemin için geçmişimizi sürekli olarak eşelemek zorundayız. Bu aynı zamanda her yapılan işin arşivinin daha yaparken oluşturulmasını da zorunlu kılıyor.
Bu arşiv oluşturma gerekliliği ekseninde bir çaba olarak gördüğüm Devrimci Halk Kütüphanesi çalışması 2019’da bir Facebook Grubu olarak başlıyor. Çalışmanın çıkış yazısı şöyle:
Devrimci Halk Kütüphanesi grubumuzda; sol, sosyalist, komünist, anarşist kitap, dergi, gazete ve broşürlere ait PDF ve EPUB paylaşılacaktır. Bunun dışında herhangi bir kategorideki yayınlar paylaşılmayacaktır.
Amacımız bu konu ile ilgili geniş bir kitaplık oluşturmak. Özellikle, baskısı bulunmayan arşivlik kitapları edinip, paylaşmak öncelikli görevimiz.
Bugünlerde tekrar aktif hale gelen Devrimci Halk Kütüphanesi’nin Telegram kanalına ben de üyeyim. Bu platformda yayınlananlar arasından örnekler vereyim: 1991 tarihli Devrimci Komünist İşçi Dergisi, 1970 yılında yayınlanan Halkın Dostları edebiyat dergisi, İsmail Beşikçi’nin 1977 tarihli Türk Tarih Tezi ve Kürt Sorunu kitabı, sosyalist tartışmaların döndüğü Monthly Review dergisinin sayıları… Epey geniş bir dönem hafızası kütüphanesi oluşuyor burada.
‘‘İnsanlar, insanlık tarihinin birikimine ücretsiz erişebilmeli’’
Devrimci Halk Kütüphanesi’nin admin’i ile bu çalışma ile ilgili sohbet ettim. Gözlemlerimi, çıkarımlarımı ve meraklarımı yazıya döküyorum ki hepimizin olsun.
Deniz: Röportajlarda klasiktir çalışmaya nasıl başladığını sormak… Belki kimi okura sıkıcı da gelebilir bu soru ile başlamak ama kişilerin feyz noktalarını öğrenmek benzer feyz noktalarını yaşamdan tutup çıkarmak, benzer örnekler ortaya koyabilmek için önemli. Devrimci Halk Kütüphanesi’nin çıkış noktası, seni bu çalışmayı yapmaya başlatan itki nedir?
Admin: Bu çalışmaya başlamamda iki büyük etken var. Birincisi, Türkiye’de sol-sosyalist yayınların dijitalleştirilip paylaşılmasında büyük eksiklik var. Özellikle artık basımı olmayan kitaplar, dergiler yok olmaya yüz tutmuş durumda. Maalesef birçok sol-sosyalist siyaset ellerindeki arşivleri imkân olmasına rağmen dijital ortama taşımıyor. Toplumsal hafızamız yok oluyor. 2019 yılında bireysel bir inisiyatif alarak Facebook’ta bir grup kurarak bu işe başladım. Öncelikle kendi kitaplığımdaki kitapları, dergileri taradım. Ardından sahaflardan ve kütüphane kaynaklarından yararlandım. Bu süreçte kitap paylaşımı yapan birçok arkadaşım da desteklerini sunarak bu çabanın büyümesine katkılarını sundu. Maddi imkanlar ve zaman el verdiğince devam ettireceğim. İkincisi, bilginin metaya dönüştürülüp bir piyasa unsuru haline getirilmesine karşıyım. Paylaştığım yayınların büyük çoğunluğunun basımı yok ve sahaflarda ya da mezatlarda fahiş fiyata satılıyor. Genel olarak bilginin, özelde kitabın yalnızca parası olanın ulaşabileceği bir şey olmasına karşıyım. İnsanlar, insanlık tarihinin birikimine ücretsiz bir şekilde ulaşabilmeli.
‘‘Yaşadığımız nicelik sorununun temeli nitelikte yatıyor’’
Gerçekten de Devrimci Halk Kütüphanesi çalışması, toplumsal özgürlük mücadelesinin birikimini tekrar mücadeleye kazandırmaya çalışıyor. Epeyce eski dokümanlar da var yenilerin arasında. Bugünün insanının tam olarak nasıl bir ilişki kurulmasını bekliyorsun bu devasa tarihsel bellek ile?
Bu paylaşımlarımızla yaptığımız şey bir nostalji ya da devrimci romantizm değil. Geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurmaya çalışıyoruz. Küçümsenemeyecek bir devrimci mücadele tarihimiz var. Emperyalist-kapitalist sistem, toplumları hafızasızlaştırarak tarihsizleştiriyor, köksüzleştiriyor. Bugün sosyalistlerin yaşadığı nicelik sorununun temeli nitelikte yatıyor. Düşün dünyamız çoraklaşmış durumda. Bunun için teorik, felsefi okumalara yoğunlaşmamız ve tartışma ortamını genişletmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra Türkiye’de kuşaklar arasında bir kopukluk var. Günümüzde birçok kişi, geçmişte hangi teorik görüşlerin ortaya konulduğunu, pratik-politik mücadelelerin verildiğini bilmiyor. Oysa geçmişte yayınlanan bir makale bugüne ışık tutabilir. Paylaştığımız yayınların birçoğu eski olsa da ortaya koyduğu toplumsal sorunlar, sınıfsal çelişkiler halen güncel ve eskisine göre daha yakıcı.
Bu köprü metaforunu çok önemli buluyorum. Köprünün harcını karacak olanlar olarak bir adım öne çıkmamız şart! Çünkü dünden bugüne kurulacak köprünün öznesi dünde yazanlar değil, bugünde yapanlar! Geçmişte yazılmış bir şey, kendi dönemine tuttuğu ışık sayesinde bir bağıntı veriyor bize. Diyalektik materyalist bir bakış oluşturup “O koşullar içinde öyle düşünmüşler/yapmışlar.” meselesini çözümleyebildiğimiz oranda “Bugünün koşullarında da böyle düşünülmeli/yapılmalı.” diyebiliriz. Böyle yaptığımız oranda da “Geçmiş bugündür” diyebiliriz. Aksi takdirde geçmiş donar, tekrar edilesi bir şeye dönüşür. Böylece geçmiş tarihe değil nostaljiye dönüşür. Bence “geçmişimizi tarihimiz yapmaya” dair önemli çabalardan biri Devrimci Halk Kütüphanesi. Evet, ihtiyacımıza göre küçük bir çaba olarak görülebilir ama prototiplere ihtiyacımızın yakıcılığı âşikar. Küçük örnekler omuz verilerek büyütülür, içerilir, aşılır, onlardan feyz alınır, daha iyisi yapılır. Gerçi küçük bir çaba diyorum ama bu platformda şimdiye kadar yer verilen yayın sayısı da epey fazla. Lafı gelmişken sorayım kaç tane yayın var?
Kitap, dergi, gazete, broşür gibi türlerde yaklaşık 2000 tane yayın var.
Gerçekten de kütüphane ismini hak ediyor. Telegram grubuna girdiğim günden beri çok sayıda kitap yüklendi platforma. Her yükleme bildirimi geldiğinde bir heyecan oluşuyor bende ama aynı anda endişeli bir de soru da beliriyor: Heyecan duyanlar var da okuyanlar da var mı acaba?
Devrimci Halk Kütüphanesi özellikle X’te (Twitter) hesap açmam ile daha geniş bir kitleye ulaştı ve beklediğimden daha büyük bir ilgiyle karşılandı. Çok güzel geri dönüşler oldu. Sadece takip edilen değil katkı sunulan bir işe dönüştü. Farklı siyasetlerden birçok dostumuz ellerinde bulunan matbu yayınları ve kendi taradıkları ya da fotoğrafladıkları ham görüntüleri bana ileterek kolektif bir dayanışma ruhunu ortaya koyuyorlar. Onları da PDF yapıp paylaşıyorum. Bunların içinde sahaflarda dahi bulunmayan yayınlar var. Tarama ve PDF yapımı ile ilgili soru soran, bilgi alışverişi yapan ya da arayıp da bulamadığı yayınları soran birçok kişi var. Bu çok heyecan verici, mutlu eden bir şey.
‘‘Sosyal medya hesapları kapatıldı, kütüphane erişime engellendi’’
Sosyal medya üzerinden yayın yapmanın en büyük sorunlarından biri de arşivi derli toplu halde sunamamak oluyor herhalde. Bu arşiv daha derli toplu bir hale getirilip web sitesi gibi yayınlansa, diye geçti içimden. Var mı böyle bir fikir?
Bir web sitesi ve bibliyografya oluşturma işi gündemimizde. Maalesef daha önce hem Facebook’ta hem de X’te (Twitter) hesaplarımız kapatıldı, erişime engellendi. Böylece insanların o yayınlara erişimi de kısıtlanmış oldu. Sosyal medyadan yapılan paylaşımlarla sınırlı kalınca bir dağınıklık oluşabiliyor. Bu durum merkezi bir web sitesini zorunlu kılıyor. Bu noktada web sitesi oluşumunu bireysel bir çabadan ziyade kolektif bir dayanışmayla gerçekleştirmeyi düşünüyorum. Şu anki stratejimiz merkezi bir yerden ziyade farklı sosyal medya araçları ve linkler aracılığı ile yayılmacı bir anlayışı güdüyor. Dijitalleştirilen bu yayınlar her ne kadar sosyal medya hesapları kapatılmış, engellenmiş olsa da birçok kişiye ulaşmış durumda ve onlar aracılığı ile platformlarda yayılmaya devam ediyor.
Platformdaki son dönem paylaşımlarının içerisinde yapay zekâ destekli videolar da var. Kitapların içerikleri sunum şeklinde videolaştırılıyor. Bir anlamda kitapların içeriği yeni dönem insanının estetiğine uyarlanıyor diyebilir miyiz?
Günümüzde insanların ilgisini dağıtan birçok unsur var. Bunlar kitap okuma alışkanlığını azaltıyor. Bu konuda insanları yermek yerine sorunu oluşturan şeylere çözüm bulmamız gerekiyor. Yapay zekâ teknolojisi bize birçok imkânı sağlıyor. Kitapların podcast ve video sunumlarını, infografiklerini oluşturup paylaşıyorum. Böylece kitaba pek ilgi göstermeyenler bu araçlar sayesinde ön bilgi alıyor. Eğer ilgisini çekiyorsa ilgili yayını okumaya başlıyor. Sosyalistler yeni araçlar ve yöntemler konusunda öncü ve cesur olmalı. Kapitalistler, bilgi ve teknolojinin kendisi ile başladığı ve kendisine ait olduğu fikrini kabul ettirmeye çalışıyor. Oysa tüm bunlar insanlığın ortak birikimi. Devrimcilere düşen şey bunları onların tekelinden çıkarmaktır. Yeni medya organları ile ilgilenen birçok devrimci arkadaşımız var. Bunların sayısını ve etki gücünü çoğaltmamız lazım.
Teşekkür ederim bu değerli çaba ve röportaj için. Mücadelenin birikimini mücadeleye kazandırmak için açılan bu yoldan yürüyenlerin sayısı nasıl artar? Bu tip mecralar nasıl çoğalır? Arşivin önemi nasıl kavranır? Röportajdan bunlar gibi sorularla çıkabildiysek ne mutlu! Kütüphanenin yolu uzun olsun, her paylaşım devrim mücadelemize ışık tutsun!
Devrimci Halk Kütüphanesi’ne erişmek için:
Telegram —> https://t.me/dhkutuphanesi
X —> https://x.com/dhkutuphanesi2
Röportaj: Deniz Can Tepe

