İngiltere merkezli tıp dergisi olan Lancet’te yayımlanmış bir analize göre, 2008 yılında İngiltere’de okul çağındaki kız çocuklarına HPV aşısının uygulanmaya başlanmasından bu yana yaklaşık 200 kişinin hayatı kurtuldu. Aynı zamanda 2020–2024 yılları arasında 20-24 yaş grubundaki kadınlarda rahim ağzı kanserine bağlı hiçbir ölüm kaydedilmedi. İnsanlar aşı yaptırdıkça ve aşılanan kişiler yaşlandıkça HPV hastalığından ölen insan oranının belirgin bir şekilde düşeceği bilim insanları tarafından öngörülüyor.
Tıp dünyasındaki bu gelişmelerin ardından Türkiye’de HPV aşısı yeniden gündeme geldi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 12 Haziran 2025 tarihindeki TRT yayınında yıl sonuna kadar HPV aşı programının başlatılacağını duyurdu. Bu aşı programıyla birlikte 13 yaşındaki tüm çocukların aşı olması, 15 yaş üzeri çocuklar ise isteğe bağlı olarak aşı yaptırması planlanıyor.
HPV Nedir Ve Neden Gündemde?
Human Papilloma Virüsü (HPV), insanlarda çok yaygın olan bir virüs grubudur. Bazı HPV türleri belirti göstermeden insan vücudundan temizlenirken bazı türleri ise başta rahim ağzı kanseri olmak üzere birçok kanser türüne yol açabiliyor. Yapılan araştırmalara göre rahim ağzı kanserinin yaklaşık yüzde 99’u HPV ile ilişkilidir.
HPV aşısının etkili olup olmadığıyla ilgili çoğu tartışma, bilim dünyasında sonlandırılmış durumda. İngiltere’de yürütülen çalışmalar, aşının rahim ağzı kanseri vakalarını yaklaşık yüzde 90 oranında azalttığını gösteriyor. Rahim ağzı kanseri gibi dünya genelinde oldukça yaygın olan ve ilerleyen süreçlerde virüsün yol açtığı ölümcül kanserlerin aşılarla önüne geçilebilmesi, halk sağlığı açısından önemli bir gelişmedir. HPV aşısı dünya genelinde yaklaşık 147 ülkenin rutin aşılama programındadır. Birçok ülke yalnızca kız çocuklarını değil, erkek çocuklarını da aşılayarak HPV’nin yayılımını azaltmayı hedefliyor.
Türkiye, HPV Aşısında Nerede Duruyor?
HPV aşısı piyasaya sunulduğu günden beri Türkiye’de ulusal aşı takvimine dahil edilmedi. Aşı olmak isteyen kişiler, yüksek fiyatlarla aşıyı eczanelerden satın alıp hastanelerde yaptırmak zorunda kalıyor. Bu durum, aşıya erişimi dar gelirli bireyler için ulaşılması güç bir sağlık ihtiyacı haline getiriyor. Türkiye’de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerin belediyelerinde ücretsiz aşı uygulamaları başlamış olsa da sadece belirli şartları sağlayan kişiler bu uygulamadan faydalanabilmiştir. Genellikle belediyelerden sosyal yardım alan kadınlar bu hizmetten yararlanabilmiştir. Aynı zamanda başka il ve ilçelerde de aşı programları duyurulmuş fakat devamlılığı sağlanamamıştır.
2025 yılında Memişoğlu’nun açıkladığı aşı programı, Bakanlık tarafından verilen bir söz olarak zihinlere kazınmış, fakat ortaya ne bir program ortaya konulmuş ne de rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığı daha yüksek olan kadınların talepleri dinlenmiştir.
Sadece Aşıya Erişim Yeterli Mi?
İngiltere’de HPV aşısına yönelik yürütülen çalışmalar, bu aşının ölüm riskini azalttığını ve kadın sağlığı açısından önemini bizlere bir kez daha göstermiş oluyor. Türkiye’de ise Bakanlığın verdiği sözler tutulmuyor ve kadın sağlığını etkileyen bu virüse karşı alınacak önlemler, halk sağlığının bir parçası değilmiş gibi davranılıyor. Bu durum, sağlık sistemindeki erkek egemen bakışı gözler önüne seriyor. Neoliberal politikalarla beraber sağlık sisteminin giderek özelleştirilmesi sonucunda halk sağlığını etkileyen durumlar söz konusu olduğunda, devlet kurumlarının alması gereken sorumluluklar bireylere yıkılıyor. Yıllardır kadınların HPV aşısının üç dozunu kendi ceplerinden ödemek zorunda kalması gibi.
HPV aşısının ölüm riskini azalttığına dair ortaya konulan veriler, bizlere şu değerlendirmeyi yapmaya açıkça imkân tanımaktadır: HPV aşısının aşı programına dahil edilmediği her geçen gün; virüs sebebiyle oluşabilecek hastalıkların, ölümlerin göz göre göre gelmesi demektir.
Bu yüzden HPV aşısı derhal aşı programına dahil edilmeli ve aşı karşıtlığının giderek yaygınlaştığı günümüzde aşıya dair eğitimler organize edilmeli, toplumun önyargısı kırılmalıdır. Yani, halkın tümü HPV aşısına ücretsiz erişebilme hakkına sahip olduğunda bile mücadele bitmemeli ve toplumsal farkındalığın artması hedefiyle devam etmelidir.


